<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sosyal Sorumluluk arşivleri | Gelecek Postası</title>
	<atom:link href="https://www.gelecekpostasi.info/category/sosyal-sorumluluk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.gelecekpostasi.info/category/sosyal-sorumluluk/</link>
	<description>Dijital D&#252;nya ve Sosyal Medya'dan En Son Haberler</description>
	<lastBuildDate>Tue, 19 Nov 2019 07:32:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.5.5</generator>

<image>
	<url>https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2018/03/cropped-512x512-32x32.jpg</url>
	<title>Sosyal Sorumluluk arşivleri | Gelecek Postası</title>
	<link>https://www.gelecekpostasi.info/category/sosyal-sorumluluk/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Responsive Retailing: Çevreye Duyarlı Üretim/Tüketim</title>
		<link>https://www.gelecekpostasi.info/sosyal-sorumluluk/responsive-retailing-cevreye-duyarli-markalar/</link>
					<comments>https://www.gelecekpostasi.info/sosyal-sorumluluk/responsive-retailing-cevreye-duyarli-markalar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mert Altuntaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Nov 2019 07:30:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyal Sorumluluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gelecekpostasi.info/?p=1700</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası - Dijital D&uuml;nya ve Sosyal Medya&#039;dan En Son Haberler</a></p>
<p>Alışverişte 21. Yüzyılın popüler yıldızı olan Online Alışveriş, satıcı ve tüketiciye sağladığı faydaların yanı sıra pek çok tartışmayı da beraberinde getirdi. Her ne kadar bu tartışmaların E-Ticaret’in sağladığı faydalara oranla oldukça küçük bir alanı kapladığını bilsek de onları dile getirmek gerektiğini düşünüyorum. E-Ticaret’in hayatımızı kolaylaştıran, istediğimiz ürün ve hizmeti çok kısa süreler içinde elde etmemize olanak tanıyan bir sistem olduğunu kabul ediyoruz. Ancak tüketicilerin göz ardı ettiği pek de iç açıcı olmayan bir duruma dair fikirlerimi yaptığım araştırmalarla, okuduğum makalelerden yaptığım çıkarımlarla değerlendirmeye çalışacağım. Hazır Black Friday gibi tüketiciler ve markalar için stratejik öneme sahip döneme sayılı günler kalmışken de </p>
<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info/sosyal-sorumluluk/responsive-retailing-cevreye-duyarli-markalar/">Responsive Retailing: Çevreye Duyarlı Üretim/Tüketim</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info/author/admin/">Mert Altuntaş</a></p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası - Dijital D&uuml;nya ve Sosyal Medya&#039;dan En Son Haberler</a></p>
<p><a target="_blank" href="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2019/11/shutterstock_290254976-1.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-1706 aligncenter" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" data-layzr="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2019/11/shutterstock_290254976-1.jpg" alt="" width="500" height="354" /></a></p>
<p>Alışverişte 21. Yüzyılın popüler yıldızı olan Online Alışveriş, satıcı ve tüketiciye sağladığı faydaların yanı sıra pek çok tartışmayı da beraberinde getirdi. Her ne kadar bu tartışmaların E-Ticaret’in sağladığı faydalara oranla oldukça küçük bir alanı kapladığını bilsek de onları dile getirmek gerektiğini düşünüyorum. E-Ticaret’in hayatımızı kolaylaştıran, istediğimiz ürün ve hizmeti çok kısa süreler içinde elde etmemize olanak tanıyan bir sistem olduğunu kabul ediyoruz. Ancak tüketicilerin göz ardı ettiği pek de iç açıcı olmayan bir duruma dair fikirlerimi yaptığım araştırmalarla, okuduğum makalelerden yaptığım çıkarımlarla değerlendirmeye çalışacağım. Hazır Black Friday gibi tüketiciler ve markalar için stratejik öneme sahip döneme sayılı günler kalmışken de bu yazıyı yazmak ayrı bir anlam taşıyor. Peki nedir bu gerçek?</p>
<h3>Çevre Kirliliği</h3>
<p>İnternet üzerinden sipariş verilen ürünün paketlendiği plastik ve karton kutuların çevreye verdiği zarar&#8230; Buna ek olarak bu ürünleri teslim edecek aracın çevreye saldığı zararlı gazlar ve ekosisteme olumsuz etkileri de başka bir olumsuz durum teşkil ediyor. Hele ki buna tüketicinin beğenmediği ürünü ücretsiz geri yollama seçeneğinin de gelmesiyle plastik ve karton ürün dolaşımı tahmin edemeyeceğiniz oranda artarak üst düzeye yükseliyor. Böylece perakende mağazalarının online alışveriş konusunda karbon ayak izinden doğan zararları katlanarak artıyor. Böylece başlangıçta hayatımızı kolaylaştıran ve hızlı, pratik çözümler sağlayan bir yöntemin tamamen olumlu şekilde çalışmadığını görüyoruz.</p>
<p>Biraz hızlı anlattım durumu değil mi? Okuduğunuzda genel olarak sistem böyle işliyor yapabilecek birşey yok diyebilirsiniz. Ancak yapacak pek çok şey var aslında ve çoğu bilinçli marka bu yolda ilerlemeye başladı bile. Kimi az kimi fazla ancak çevre kirliliğine duyarlı olabilmek adına perakende satıcılarının kendine düşen sorumlulukları yerine getirmesi çok da zor değil. Pek çok dilde <strong>&#8220;Responsive Retail&#8221; </strong>dediğimiz &#8220;Sorumlu Perakendecilik&#8221; (ben direk böyle çevirdim) konsepti pazarlamada etkin olarak rol alan perakende tedarikçilerinin faaliyetlerini gerçekleştirirken ekosistem ve doğayı korumak adına attığı adımları kapsıyor. (Hayvanlar da dahil) Bu durum hem e-ticaret hem de perakende mağazacılık için oldukça önemli.</p>
<h3>Responsive Retail</h3>
<p>Yukarıda anlattığım durum özelinde tek taraflı bakınca E-Ticaret’in olumsuz bir alışveriş şekli olduğunu düşünebilirsiniz. Aslında anlatmak istediğim bu değil tabi ki ancak şunu da kabul etmek gerekiyor ki perakende ve e-ticaret kanallarının internetten ürün satışı konusunda çevreye en üst düzeyde duyarlı olması gerekiyor. Konu ile ilgili okuduğum makaleler sonucu bu önerimi doğrulayacak pek çok veriye ulaştım. Onlara yer vermeden önce küresel ısınma ve sonuçlarının alışveriş  sektörünü de derinden etkilediğini söylemek istiyorum. Sadece olumsuz anlamda değil, mevcut durumun vehameti açısından da ortak bir bilinç elde edilmesi adına birçok olumlu gelişme söz konusu.</p>
<p>Pek çok araştırma gösteriyor ki tüketiciler satın aldıkları ürünlerin kalitesini, ambalajını ve çevreye verdiği zararı bilme konusunda eskiye göre daha hevesli. Buna ek olarak ürünlerin tüketildikten sonra nasıl doğaya karışacağı da tüketiciler tarafından daha çok araştırılıyor. Eğer tüketici deneyimine gerçekten önem veren bir markaysanız bu durumu göz ardı etmeyip çevreye mümkün olduğunca duyarlı şekilde üretim ve tedarik sürecini gerçekleştirmelisiniz.</p>
<p>Gelelim bazı gerçeklere:</p>
<p>Kanada ve birçok Kuzey Ülkesinde fok balıklarının (bebekler de dahil) kürkleri için avlandığını duydunuz mu? Peki yılda 25 milyar plastik kupa geri dönüşüm yerine çöpe atılıyor ve bunların doğaya karışmasının 500 yılı bulabildiğini biliyor muydunuz? Ya da online alışverişin en popüler olduğu Büyük Britanya’da iade ürün satılmadan önce ortalama 7 kez postalanıp geri iade edildiğini biliyor muydunuz? (KPMG Report) Ne var canım bunda diyebilirsiniz? Ancak ürünün tekrardan paketlenmesi, kargo aracının o ürünü 7 kere götürürken çıkardığı zararlı gazlar derken çevrenin bu durumdan ne denli olumsuz etkilendiğini bir kez daha düşünmenizi tavsiye ederim. Tüketici olarak bizim yapabileceklerimiz arasında geri dönüşüm kutularını kullanmanın yanında, satın alınan ürünün hammaddesinin geri dönüşümle elde edilip edilmediği gibi pek çok araştırma ya da doğa/hayvan dostu olmayan markaların tercih edilmemesi gibi seçenekler mevcut. Peki markalar neler yapıyor?</p>
<h3>Markalar Neler Yapıyor?</h3>
<p>Markalar konusunda çevre duyarlılığına ait pek haber duymuyoruz aslında. Duyunca da gerçekten çok özel bir hareket gibi o markaya sempatimiz artıyor. Ancak bunu ekstra bir aksiyon olarak düşünmek doğru değil; aksine her markanın/ perakende satıcısının atması gereken bir adım.</p>
<p>Hep olumsuz şeylerden bahsetmek olmaz. Güzel şeyler de olmuyor değil. Nielsen’in 2015 yılında yayınladığı raporda araştırmaya katılan tüketicilerin %66’sının geri dönüştürülebilir politikalar güden şirketlere daha fazla ödemeye hazır oldukları görülüyor.Bu da tüketicideki etik anlayışın hala tükenmediğini gösteriyor. Bazı perakendeciler ise işler daha da ciddi boyuta ulaşmadan özellikle kürk ve benzeri giyim ürünlerinde bazı hayvanların türlü işkencelere maruz kalarak öldürüldüğünün bilincinde.</p>
<p>Yakın tarihi ele aldığımızda, 2019 yılının moda endüstrisi için sürdürülebilirlik ve etik moda yılı olduğunu söylesek abartmış olmayız heralde. Bu yılın son aylarında Kaliforniya, Amerika&#8217;nın kürk satışı ve üretimini yasaklayan ilk eyalet olduğunu açıkladı ve buna yönelik kanun çıkardı. Karara göre 2023&#8217;ten itibaren, bölge sakinlerinin kürkten yapılan giysiler, ayakkabılar ve el çantaları satmaları yasaklanacak ve 500 dolara varan para cezaları, tekrarlanması halinde 1.000 dolarlık davalar açılacak. 2014&#8217;te perakende kürk sektörü satışlarda 1,5 milyar doları aştı ancak birçok moda etiketi koleksiyonlarında kürk kullanmayı bıraktı. Geçtiğimiz yıl <strong>Gucci, Versace</strong>, <strong>Armani,</strong> <strong>Tommy Hilfiger</strong>,<strong> Calvin Klein, Stella McCartney</strong> ve <strong>Ralph Lauren</strong> artık kürk kullanmayacağını duyurdu. Londra merkezli alışveriş merkezi <strong>Selfridges</strong> ise, Şubat 2020&#8217;den başlayarak egzotik hayvan derileri satışını yasakladı.</p>
<p>Diğer yandan <strong>Gucci&#8217;nin</strong> karbon dengelemesinden, <strong>Dior&#8217;un</strong> ağaçlar arasında geçen büyüleyici atmosferli 2020 İlkbahar/Yaz defilesine, moda endüstrisi çevresel etkileri azaltmanın yollarını aradı. Yeme-içme sektöründeki perakende zinciri <strong>Iceland</strong> plastic paketleme içeren hiçbir ürünü satmayacağını açıkladı. <strong>Costa Caffee,</strong> Barclays ile ortak bir çalışma yürüterek tekrar kullanılabilen kahve kupası üretti. <strong>Barclays’ın</strong> buradaki desteği ise bu kahve cuplarına entegre temassız ödeme sistemini tanıtması oldu.</p>
<p>Asıl konumuz perakendenin geri dönüşüme verdiği destek olsa da Blockchain teknolojisi üreticisi <strong>Luxochain’in</strong> de bu konuda söyleyecek bir sözü var. <strong>Luxochain</strong> ürünün satıldıktan sonraki yaşam döngüsünü takip edilebilmesini mümkün kılacak bir teknoloji yarattığını açıkladı. Böylece ürün satın alındıktan ve tüketiciye fayda sağlandıktan sonra nasıl bir şekilde geri dönüştürülüyor / dönüştürülmüyor takip edilebilecek.</p>
<p>Yani durum aslında çok da geri dönülemeyecek oranda vahim değil. Hem tüketici hem de marka anlamında bazı somut adımlar atılabiliyor. Ancak şunu da bilmek gerekiyor ki bu adımlar tek başına yeterli olmayabilir. Üzerinde yaşadığımız ekosistem ve doğanın günden güne yüksek oranlarda kirlenmeye maruz kalması hepimizin eseri. Nüfus artışıyla beraber bu durumdaki aktif rolümüz her geçen gün daha da artıyor. Hem marka hem de tüketici olarak alıncak aksiyonlar bakımından mevcut durumun bilincinde olup çevre duyarlılığı konusunda daha faydalı adımlar atmanız dileğiyle&#8230;</p>
<p>Bir sonraki yazıya dek hoşçakalın!</p>
<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info/sosyal-sorumluluk/responsive-retailing-cevreye-duyarli-markalar/">Responsive Retailing: Çevreye Duyarlı Üretim/Tüketim</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info/author/admin/">Mert Altuntaş</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gelecekpostasi.info/sosyal-sorumluluk/responsive-retailing-cevreye-duyarli-markalar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Veg Power: Dünyayı Sebze Yiyerek Kurtarmak Sizin Elinizde</title>
		<link>https://www.gelecekpostasi.info/sosyal-sorumluluk/veg-powerdan-sebze-yemeye-tesvik-eden-kampanya-eat-them-to-defeat-them/</link>
					<comments>https://www.gelecekpostasi.info/sosyal-sorumluluk/veg-powerdan-sebze-yemeye-tesvik-eden-kampanya-eat-them-to-defeat-them/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mert Altuntaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Feb 2019 13:46:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyal Sorumluluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gelecekpostasi.info/?p=1455</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası - Dijital D&uuml;nya ve Sosyal Medya&#039;dan En Son Haberler</a></p>
<p>Birleşik Krallık&#8217;ta her sene sebze tüketiminin yetersizliği dolayısıyla 20.000 prematüre ölüm gerçekleştiğini biliyor muydunuz? Yine Birleşik Krallık&#8217;ta her 3 çocuktan 1&#8217;i ilkokulu aşırı kilo veya obezite yüzünden bırakıyor. İlkokula giden çocukların %80&#8217;i ise gelişimleri için gerekli minimum sebze-meyve tüketiminden çok uzaklar. İlettiğim araştırma rakamları yazının teması hakkında sizlere ufak bir ipucu vermiştir sanırım. Ufak bir ipucu diyorum çünkü yazımda sağlıklı beslenme ile ilgili tavsiyeler vermeyeceğim ancak onun yerine bu konuda oldukça başarılı olmuş bir kampanyaya yer vereceğim: Onları yenmek için yiyin! (Eat them to defeat them) Kampanyanın adını ilk duyduğumda kabul edeyim ki epeyce şaşırmıştım. Karşınızdaki şeyi yenmek istiyorsunuz, demek </p>
<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info/sosyal-sorumluluk/veg-powerdan-sebze-yemeye-tesvik-eden-kampanya-eat-them-to-defeat-them/">Veg Power: Dünyayı Sebze Yiyerek Kurtarmak Sizin Elinizde</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info/author/admin/">Mert Altuntaş</a></p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası - Dijital D&uuml;nya ve Sosyal Medya&#039;dan En Son Haberler</a></p>
<p>Birleşik Krallık&#8217;ta her sene sebze tüketiminin yetersizliği dolayısıyla 20.000 prematüre ölüm gerçekleştiğini biliyor muydunuz? Yine Birleşik Krallık&#8217;ta her 3 çocuktan 1&#8217;i ilkokulu aşırı kilo veya obezite yüzünden bırakıyor. İlkokula giden çocukların %80&#8217;i ise gelişimleri için gerekli minimum sebze-meyve tüketiminden çok uzaklar. İlettiğim araştırma rakamları yazının teması hakkında sizlere ufak bir ipucu vermiştir sanırım. Ufak bir ipucu diyorum çünkü yazımda sağlıklı beslenme ile ilgili tavsiyeler vermeyeceğim ancak onun yerine bu konuda oldukça başarılı olmuş bir kampanyaya yer vereceğim: <strong>Onları yenmek için yiyin! (Eat them to defeat them)</strong></p>
<p>Kampanyanın adını ilk duyduğumda kabul edeyim ki epeyce şaşırmıştım. Karşınızdaki şeyi yenmek istiyorsunuz, demek ki bu zararlı, kötü bir şey ve siz onu yenmek için yemek zorundasınız. Kötülükle savaşırken pek de tercih edilmeyen bir yöntem değil mi? Başlarda cevabım evetti ancak kampanyanın amacı ve asıl temayı öğrendiğinde durumun böyle olmadığını gördüm. Kampanya detaylarına geçmeden önce bu projenin başlangıcına kısa bir göz atalım&#8230;</p>
<p>Reklamcılık sektöründe duayen kabul edilen John Hegarty ve yemek programalarıyla ünlü şef Hugh Fearnley-Whittingstall&#8217;in başrolü oynadıkları bu projede amaç televizyonda yer alan meyve-sebze temalı reklamların oranını arttırmak. Hikayemiz bu ikilinin başını çektiği ve 2018&#8217;in Haziran ayında kitlesel fon ile toplanan 100.000 pound ile hayata geçen <a target="_blank" href="https://vegpower.org.uk/"><strong>Veg Power&#8217;ın </strong></a>kuruluşuyla başlıyor.</p>
<h3>Veg Power</h3>
<p>Öncelikle yukarıda bahsettiğim obezite artışının toplum üzerindeki olumsuz etkisini bir kez daha vurgulamak istiyorum. Başta Amerika ve İngiltere olmak üzere dünyadaki pek çok ülke bu sorunla başa çıkmak için birçok kampanyaya imza atıyorlar. Ancak bu adımlar atılırken toplumun uzak durması gereken fast-food ve diğer abur cubur temalı reklamlar da artış gösteriyor. Bu da sağlıksız beslenmeye bir nevi teşvik edici bir durum.Öte yandan daha sağlıklı nesiller yetiştirmek adına spor ve sağlıklı beslenmeye yönelik atılan pek çok adım da var elbette. Ancak Veg Power&#8217;ın araştırmasına göre TV üzerindeki yiyecek-içecek reklamlarının sadece <strong>%1,2&#8217;si </strong>sebze temalı. Çok düşük değil mi? Yani kitleleri etkilemek için yeterince somut adımlar maalesef atılmıyor. Bu yüzden Veg Power, markalardan gönüllü olarak toplanan paralarla sesini daha da çok duyurabilme adına bir reklam filmine imza attı. Aldi, Asda, Co-op gibi pek çok market zinciri de bu konuda kendilerine destek verdiğini belirtelim. İngiltere&#8217;nin en çok izlenen TV yayıncılarından ITV&#8217;yle yapılan ortak çalışmalar sonucu <strong>&#8220;Eat Them to Defeat Them&#8221;</strong> kampanyası görücüye çıktı.</p>
<h3>Onları Yenmek için Yiyin! (Eat Them to Defeat Them!)</h3>
<p>Çocukların sebzeler ve meyvelerle aralarının çok iyi olmadığını biliyoruz. Varsa da bunlar çok küçük bir yer kaplayan azınlık kesim. Bir çocuğa yemek tercihi sorulunca hamburger, pizza, cola, patates kızartması gibi yiyeceklerin enginar, brokoli, ıspanağa kıyasla ezici bir üstünlükle tercih edildiğini biliyoruz. Sağlıklı yaşam için sebze-meyve tüketiminin rolü yadsınamaz elbette ancak yeri geliyor biz büyükler bile fast-food tarzı yiyecekleri sağlıklı tarafa tercih ediyoruz. Hal böyleyken hem yetişkin hem de küçüklerin biraz daha bilinçlenmesi gerekiyor. Elimizde olan en büyük kitle iletişim aracı internet ve hedef kitlemizin en çok ilgi gösteridği çizgi filmlerin yayınlandığı mecra ise televizyon. Veg Power&#8217;da bunu farketmiş olacak ki bilim-kurgu filmi tarzında hem ebeveyn hem de çocukların ilgisini çekecek bir projeye imza atmış.</p>
<p><iframe width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/iLeKtTwox_o?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></p>
<h3>Her Çocuk bir Kahramandır</h3>
<p>Dünyayı Kurtarmak için Reklam filminde sebzeler, bilindik kimliklerinin aksine çok da dost canlısı değiller. Toprağın altından çıkıp dünyayı ele geçirmeye çalışan güçler olarak resmediliyorlar. Yani markette ya da mutfakta göründükleri kadar masum olmadıklarını belirtelim. Hatta işi daha da ileri götürerek dünyayı ele geçirmeye çalışıyorlar. İnsanoğlu için tehdit oluşturuyorlar kısacası. Buraya kadar okuduysanız sağlıklı beslenmeyi teşvik yerine onlarda soğutacak bir kampanya olmuş gibi düşünebilirsiniz. Ancak işin aslı öyle değil elbette. Bu hikayedeki kahraman; çocuklar ve aileleri onlardan dünyayı kurtarmalarını bekliyor. Dünyayı fethedecek bu tehditlere karşı çocukların yapmaları gereken şey çok basit sebzeleri yemek.  İçinde yaşadıkları dünyayı, sevdiklerini kısacası bir kahraman için olmazsa olmaz olan dünyayı kurtarmak artık onların elinde. Siz ne dersiniz? Mesajın yerine ulaşması bakımından oldukça zekice hazırlanmış bir proje değil mi?</p>
<p>Hepimiz çocukken kahraman oldup birilerini kurtardıığımızı düşlemedik mi? Televizyonda izlediğimiz kahramanlar uçarak, koca kayaları kaldırarak ya da hiçkimsenin ulaşamayacağı hızlarda hareket ederek hikayelerini yazardı. Bizim de böyle özelliklerimiz olmadığı için hayal ederdik. Ancak bu filme bakınca kahraman olmanın hiç de zor olmadığını görüyoruz. Sadece sebze yiyerek dünyayı kurtarabiliriz. Oldukça basit. Bu kısa filmi tamamen sonuç odaklı olarak düşünmek elbetteki yanlış ancak hatırı sayılır miktarda farkındalığa yol açtığı bir gerçek. Bu filmle beraber pek çok market zincirinin de harekete geçtiği ve toplumu sağlıklı beslenme konusunda teşvik edici çalışmalara başladığı söyleniyor. Küresel ısınmayı bir yana bırakıp dünyayı tehdit eden diğer önemli tehdidin obezite olduğunu düşünürsek kampanyanın daha geniş kitlelere ulaşacağını ve bu sorun konusunda daha da fazla kişiyi bilinçlendireceğini düşünüyorum.</p>
<p>Bir sonraki yazıya dek hoşçakalın!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info/sosyal-sorumluluk/veg-powerdan-sebze-yemeye-tesvik-eden-kampanya-eat-them-to-defeat-them/">Veg Power: Dünyayı Sebze Yiyerek Kurtarmak Sizin Elinizde</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info/author/admin/">Mert Altuntaş</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gelecekpostasi.info/sosyal-sorumluluk/veg-powerdan-sebze-yemeye-tesvik-eden-kampanya-eat-them-to-defeat-them/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evsizler için Mobil Çamaşır Hizmeti: Orange Sky</title>
		<link>https://www.gelecekpostasi.info/sosyal-sorumluluk/evsizler-icin-mobil-camasir-hizmeti-orange-sky/</link>
					<comments>https://www.gelecekpostasi.info/sosyal-sorumluluk/evsizler-icin-mobil-camasir-hizmeti-orange-sky/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mert Altuntaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Nov 2018 14:08:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyal Sorumluluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gelecekpostasi.info/?p=1314</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası - Dijital D&uuml;nya ve Sosyal Medya&#039;dan En Son Haberler</a></p>
<p>Geçtiğimiz günlerde evsizlere yardım amaçlı mobil bir araç hakkında okuduğum haber ilgimi çekti. Avustralya&#8217;nın Brisbane kentindeki bir garajda fikri olgunlaşmaya başlayan, evsizler için ilk mobil çamaşır yıkama hizmeti veren Orange Sky,  pek çok kuruma örnek olacak işler yapıyor. Nic Marchesi and Lucas Patchett adlı iki arkadaş, 4 sene önce karavanlarının arkasına çamaşır makinesi ve kurutucu yükleyerek çevre sokaklardaki evsizlere yardım ederek bu işe başlamışlar. Evsiz insanlara hijyen sağlayarak topluma biraz daha adapte olmalarını çalışmayı amaçlayan bu iki hayırsever kısa sürede internet üzerinden pek çok habere konu olmuş. Başlangıçta sokak ve kendi çevreleri olarak hayata geçen bu proje gitgide büyüyerek şehir </p>
<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info/sosyal-sorumluluk/evsizler-icin-mobil-camasir-hizmeti-orange-sky/">Evsizler için Mobil Çamaşır Hizmeti: Orange Sky</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info/author/admin/">Mert Altuntaş</a></p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası - Dijital D&uuml;nya ve Sosyal Medya&#039;dan En Son Haberler</a></p>
<p>Geçtiğimiz günlerde evsizlere yardım amaçlı mobil bir araç hakkında okuduğum haber ilgimi çekti. Avustralya&#8217;nın Brisbane kentindeki bir garajda fikri olgunlaşmaya başlayan, evsizler için ilk mobil çamaşır yıkama hizmeti veren Orange Sky,  pek çok kuruma örnek olacak işler yapıyor. Nic Marchesi and Lucas Patchett adlı iki arkadaş, 4 sene önce karavanlarının arkasına çamaşır makinesi ve kurutucu yükleyerek çevre sokaklardaki evsizlere yardım ederek bu işe başlamışlar. Evsiz insanlara hijyen sağlayarak topluma biraz daha adapte olmalarını çalışmayı amaçlayan bu iki hayırsever kısa sürede internet üzerinden pek çok habere konu olmuş. Başlangıçta sokak ve kendi çevreleri olarak hayata geçen bu proje gitgide büyüyerek şehir merkezleri ve kilise çevrelerine de yayılarak daha fazla insana umut ışığı olmuş. Evet belki maddi yardım yapılmıyor ancak evsizler için oldukça büyük bir sorun olan hijyen sorununa büyük ölçüde çözüm sağlıyorlar. Bu da takdir edilesi bir iş elbette.</p>
<h2>Mobil Çamaşırhane ile Evsizlere Yardım</h2>
<p>Avustralya’da 100 binden fazla evsiz olduğunu düşünürsek fikrin güzel, uygulama alanının geniş, projenin uygulandığı takdirde ise verimli olabileceğini öngörebilirsiniz. Mobil çamaşırhane konseptinde çamaşır-kurutma makinelerinin minibüse yüklenmesi de mümkün ancak fikrin tamamen uygulanması konusunda bazı sorular da beraberinde gelmiş. Sonuçta bu işe başlamadan Nic ve Lucas&#8217;ın da sorduğu asıl soru şuymuş: Makineleri nasıl şarj edecek, çamaşır makinelerinin suyunu nereye boşaltacağız? Soru ilk başta zor olsa da çözüm oldukça pratik ve mantıklıydı, tabi ki güneş enerjisi. Her ne kadar minibüsün içine koyacakları malzemeleri (kurutucu, yıkayıcı, ekstra borular, mini-duş kabini) sığdırma kısmında tetrisvari bir zorlukla karşılaşsalar da bu sorunu da aşarak başarılı bir iş ortaya koymuşlar.</p>
<p>Çamaşır yıkama-kurulama kısmı ön plana çıksa da Orange Sky&#8217;ın  sunduğu imkânlar arasında evsizlere psikolojik destekten yatak böceklerini ilaçlamaya ve duş yardımına kadar pek çok yan hizmet var. Fiziksel yardımlar tabi ki öncelikli ve son derece gerekli yalnız psikolojik yardım kısmını duyduğumda kuruculara daha da bir saygı duydum.</p>
<p>Patchett, “Birinin kıyafetlerini yıkamak ve kurutmak yalnızca 1 saat alıyor. Bu süre zarfında insanlar da etrafta dolaşıyor. Biz yalnızca insanların toplumla daha iyi kaynaşmasını sağlayabilecek bazı pratik imkânlar yaratıyoruz” diyor. Bu da yapılan yardımın çok yönlü ve birçok insani amacı bir arada gerçekleştirdiğini  gösteriyor.</p>
<p>Yapılan bağışlarla beraber minibüs sayısını arttıran girişim, yiyecek bağışında bulunabilecek kişiler veya kurumlarla iş birliği yapmayı, böylece çamaşırları yıkanırken bekleyen evsizlere yiyecek sunabilmeyi istiyor. Patchett ve Nicholas’ın hayali <strong>Orange Sky Laundry </strong>adlı çamaşırhaneyi Avustralya’ya yayılmış halde hizmet veren bir filoya dönüştürmek.</p>
<p>Başlangıçta bir küçük minibüs ile başlayan macera bugün Avustralya’da 27 adet Orange Sky, çamaşırhane ve duş minibüsü ile günden güne büyüyor. Sitelerinde hem yardım etmek hem de gönüllü olarak çalışma seçeneği bulunan Orange Sky en son Google tarafından mobil uygulama üretmesi için 1 milyon dolar civarı bir destek aldı. Orange Sky&#8217;in sitesine göz atmak isterseniz <a target="_blank" href="https://orangesky.org.au/">tıklamanız</a> yeterli.</p>
<p>Umarız daha fazla insana ulaşarak diğer ülkelere de örnek olurlar.</p>
<p>Bir sonraki yazıya dek hoşçakalın!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info/sosyal-sorumluluk/evsizler-icin-mobil-camasir-hizmeti-orange-sky/">Evsizler için Mobil Çamaşır Hizmeti: Orange Sky</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info/author/admin/">Mert Altuntaş</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gelecekpostasi.info/sosyal-sorumluluk/evsizler-icin-mobil-camasir-hizmeti-orange-sky/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Down Sendromlu Çocuğun için &#8220;Asla&#8221; Üzgün Olma</title>
		<link>https://www.gelecekpostasi.info/sosyal-sorumluluk/down-sendromlu-cocuklar-asla-uzgun-olma/</link>
					<comments>https://www.gelecekpostasi.info/sosyal-sorumluluk/down-sendromlu-cocuklar-asla-uzgun-olma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mert Altuntaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Mar 2018 12:27:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyal Sorumluluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gelecekpostasi.info/?p=646</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası - Dijital D&uuml;nya ve Sosyal Medya&#039;dan En Son Haberler</a></p>
<p>Kanada Down Sendromlular Derneği&#8217;nin hazırladığı reklam filmi, ebeveynlerin çocuklarından utanmamaları gerektiğinin altını çiziyor. Reklam filminde oynayan Down Sendromlu çocuklar ailelerinin bu durumdan dolayı &#8220;üzülmemeleri&#8221; gerektiğini eğlenceli ve sempatik bir yolla açıklıyorlar. &#8220;Asla&#8221; Üzgün Olma Her 21 Mart, Dünya Down Sendromlular günü olarak kabul edilir. Kanada Down Sendromlular Derneği de aslında uzun süredir yayında olan reklamını bu sene 21 Mart dolayısıyla tekrardan gün yüzüne çıkardı. Günlük hayatta ihmal ettiğimiz birçok şey için kullandığımız &#8220;Üzgünüm (Sorry)&#8221; kelimesi bu reklam özelinde S-Word (S ile başlayan kelime) olarak tasvir edilmiş. Reklamda anlatıldığı gibi çocuğunuzun Down Sendromlu olması yerine birisinin doğum gününü unuttuğunuzda ya da </p>
<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info/sosyal-sorumluluk/down-sendromlu-cocuklar-asla-uzgun-olma/">Down Sendromlu Çocuğun için &#8220;Asla&#8221; Üzgün Olma</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info/author/admin/">Mert Altuntaş</a></p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası - Dijital D&uuml;nya ve Sosyal Medya&#039;dan En Son Haberler</a></p>
<p>Kanada Down Sendromlular Derneği&#8217;nin hazırladığı reklam filmi, ebeveynlerin çocuklarından utanmamaları gerektiğinin altını çiziyor. Reklam filminde oynayan Down Sendromlu çocuklar ailelerinin bu durumdan dolayı &#8220;üzülmemeleri&#8221; gerektiğini eğlenceli ve sempatik bir yolla açıklıyorlar.</p>
<h2>&#8220;Asla&#8221; Üzgün Olma</h2>
<p>Her 21 Mart, Dünya Down Sendromlular günü olarak kabul edilir. Kanada Down Sendromlular Derneği de aslında uzun süredir yayında olan reklamını bu sene 21 Mart dolayısıyla tekrardan gün yüzüne çıkardı. Günlük hayatta ihmal ettiğimiz birçok şey için kullandığımız &#8220;<strong>Üzgünüm (Sorry)&#8221;</strong> kelimesi bu reklam özelinde S-Word (S ile başlayan kelime) olarak tasvir edilmiş. Reklamda anlatıldığı gibi çocuğunuzun Down Sendromlu olması yerine birisinin doğum gününü unuttuğunuzda ya da gerçek anlamda bir yanlış yaptığınız zamanlar için bu kelimeyi saklamanız daha iyi olacak. Kampanyada vurgulanan <strong>&#8220;S-Word&#8221;</strong> kampanyaya ait birden çok Youtube videosunda <strong>&#8220;Uygunsuz Kelime&#8221;</strong> olarak kullanılmış. Aşağıda paylaştığım videoda sanki bir içerik videosunun başındaki uyarı tarzı bir giriş yapılmış. Videoların uzun versiyonu yanında 6 sn&#8217;lik Bumper versiyonları da mevcut. Bu da mesajın akılda kalmasına katkıda bulunmuş. Dilerseniz bu mesajı bir de <a target="_blank" href="https://www.youtube.com/watch?v=j-9aDUj3524" target="_blank" rel="noopener">Travis</a>, <a target="_blank" href="https://www.youtube.com/watch?time_continue=5&amp;v=KNTXoNcJBhY" target="_blank" rel="noopener">McKenna</a> ve <a target="_blank" href="https://www.youtube.com/watch?v=ZVt2zlAXrFA" target="_blank" rel="noopener">Michael&#8217;dan</a> dinleyelim:</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="flex-video flex-video-youtube"><iframe width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/videoseries?list=PLU4AE5qOWX8s2VUpArG6Fm7tYdlUIbO3Q" frameborder="0" allow="autoplay; encrypted-media" allowfullscreen></iframe></div>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info/sosyal-sorumluluk/down-sendromlu-cocuklar-asla-uzgun-olma/">Down Sendromlu Çocuğun için &#8220;Asla&#8221; Üzgün Olma</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info/author/admin/">Mert Altuntaş</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gelecekpostasi.info/sosyal-sorumluluk/down-sendromlu-cocuklar-asla-uzgun-olma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
