<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gelecek Postası</title>
	<atom:link href="https://www.gelecekpostasi.info/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.gelecekpostasi.info/</link>
	<description>Dijital D&#252;nya ve Sosyal Medya'dan En Son Haberler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 28 May 2025 18:15:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.5.5</generator>

<image>
	<url>https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2018/03/cropped-512x512-32x32.jpg</url>
	<title>Gelecek Postası</title>
	<link>https://www.gelecekpostasi.info/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>PLAZA İNSANI NASIL OLUNUR?</title>
		<link>https://www.gelecekpostasi.info/funny/plaza-insani-nasil-olunur/</link>
					<comments>https://www.gelecekpostasi.info/funny/plaza-insani-nasil-olunur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mert Altuntaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 May 2025 18:15:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Funny]]></category>
		<category><![CDATA[Trendler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gelecekpostasi.info/?p=1937</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası - Dijital D&uuml;nya ve Sosyal Medya&#039;dan En Son Haberler</a></p>
<p>7 sene olmuş şu yazıyı yazalı…Plaza canlısı olarak geçirdiğim 3 yıl, böyle bir sözlük yazabilmek için gayet yeterli bir süreydi. En azından o sıralar böyle düşünüyordum. Ancak değişmeyen tek şey değişimdir. Sektörde yaşadığım her seneyle bu kalıplara yenisi eklendi. Bir çok kelimenin doğuşuna şahit oldum. Çoğu benim için anlam ifade etmese de içinde bulunduğum çevreye adaptasyon sürecinde önce garipseme sonra ise kabullenişle son bulan acıklı bir öyküydü belki de. Sektördeki 10.yılımda yine benzer bir konuyla karşınızdayım. Geçen 7 senede Plaza Dili ve Edebiyatı dediğimiz kavramların sadece İngilizce’den devşirme kelimeler olmadığını daha net anladım. Bu bir yaşam biçimiydi. Onlardan olmak için </p>
<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info/funny/plaza-insani-nasil-olunur/">PLAZA İNSANI NASIL OLUNUR?</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info/author/admin/">Mert Altuntaş</a></p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası - Dijital D&uuml;nya ve Sosyal Medya&#039;dan En Son Haberler</a></p>

<p>7 sene olmuş <a target="_blank" href="https://www.gelecekpostasi.info/funny/plaza-dili-ve-edebiyati-sik-kullanilan-kaliplar/">şu</a> yazıyı yazalı…Plaza canlısı olarak geçirdiğim 3 yıl, böyle bir sözlük yazabilmek için gayet yeterli bir süreydi. En azından o sıralar böyle düşünüyordum. Ancak değişmeyen tek şey değişimdir. Sektörde yaşadığım her seneyle bu kalıplara yenisi eklendi. Bir çok kelimenin doğuşuna şahit oldum. Çoğu benim için anlam ifade etmese de içinde bulunduğum çevreye adaptasyon sürecinde önce garipseme sonra ise kabullenişle son bulan acıklı bir öyküydü belki de.</p>



<p>Sektördeki 10.yılımda yine benzer bir konuyla karşınızdayım. Geçen 7 senede Plaza Dili ve Edebiyatı dediğimiz kavramların sadece İngilizce’den devşirme kelimeler olmadığını daha net anladım. Bu bir yaşam biçimiydi. Onlardan olmak için onlar gibi davranman gerekiyordu. Dışarıda kalan elenecekti. Zorlu süreçlerden geçtim. Benliğimi asla teslim etmesem de zaman zaman onlar gibi olmaya çalıştım. Bu süreçte farklı kelimeler ve alışkanlıklara da şahit olarak ilk yazımı biraz daha genişletmeye karar verdim. Küresel dünyanın beyaz yaka kültüründen gelen kavramlarının yerelleştirmeyle ne kadar eğreti durduğuna her geçen gün biraz daha şahit oldum. Konu sadece “meeting set edip, pazardan iki kilo aksiyon almak” değildi elbette. Bir de bunun arkasında yatan sosyolojik motivasyon vardı. Bunları gözlemledikçe plaza dilini kullanan insanlardan nefret etmemeyi onlarla yaşamayı öğrendim. Zamanla bu insanların sadece yozlaşmadan dolayı değil farklı motivasyonlarla da bu alışkanlıkları edindiğini gözlemledim.</p>



<h1 class="wp-block-heading">Onları Anlamak…</h1>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><a target="_blank" href="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2025/05/Ekran-goruntusu-2025-05-28-211138.png"><img decoding="async" data-id="1943" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" data-layzr="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2025/05/Ekran-goruntusu-2025-05-28-211138.png" alt="" class="wp-image-1943"/></a></figure>
</figure>



<p>Şirket içi mailleşmeler olmasa da dünyanın bir çok ülkesindeki insanlara gönderilen İngilizce maillerin sıklığı da çalışanlarda bu dilin evrimleşmesine katkıda bulunmuştu elbette. Bazen mesleki terimler insanı zorlar çünkü o terimin Türkçesini hiç öğrenmemişizdir. Yabancı dildeki kullanımı ise o kadar kanıksanmıştır ki başka bir tarif aklımıza gelmez. Benim de başıma sıkça gelen bu tür olaylarda kelimeler tam karşılıkları olmadığından ya da en azından o an hatırlanmadığından ilk öğrenilen haline başvurulabiliyor. Burada hiçbir sorun yok. Zaten ortada genel olarak bir sorun da yok <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f60a.png" alt="😊" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Problem yaratan kısım olaylara verdiğimiz tepkiler, anlamlar. Neden bu şekilde konuşuluyor kısmını detaylı şekilde irdelemek benim işim değil ancak bu kalıplara maruz kaldığınızda size de bir gülme geliyorsa doğru sayfadasınız. Şunu da belirtmeden geçmeyelim; buradaki kalıpları kullanmanız sizi dalga konusu bir birey yapmaz. Ofansif mizah tarafına hafifçe dokunan bu tespitler için alınmaca gücenmece yok… Ya da siz bilirsiniz neyse o <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f60a.png" alt="😊" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>



<p><br>Günlük hayatta İngilizce terimlere sıkça maruz kalıp konuşma esnasında her ne kadar zorlansam da, &#8220;ııımm&#8221;lasam da düzgün Türkçe kullanmaya çalışan tarafta olmayı tercih ediyorum. Diğer tarafta veya daha fazla dil öğrendiğinizda ana dilinizin bir noktada parazit yapması da elbette anormal bir durum değil. Ancak çevremden duyduğum kadarıyla da yabancı dili ana diline yerli yersiz serpiştiren kimseler de bazen antipatik olabiliyor. Kullandığı kelimeleri seçerken Türkçe halini kullanabilme imkanı olup da kullamayanlar zaman zaman bende de cümlelerini süsleyip püsleyip içini boş bırakıyorlar gibi bir izlenim uyandırıyor. Bu da anlamayı zorlaştırıyor ancak onları gözlemlemek de bir o kadar da eğlenceli.</p>



<h1 class="wp-block-heading"><strong>Bazen de Anlayamamak…</strong></h1>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><a target="_blank" href="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2025/05/Ekran-goruntusu-2025-05-28-211228.png"><img decoding="async" data-id="1944" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" data-layzr="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2025/05/Ekran-goruntusu-2025-05-28-211228.png" alt="" class="wp-image-1944"/></a></figure>
</figure>



<p>Plaza ekosistemi 10 senedir içinde yaşadığım bir habitat olduğu için konuya da fazlasıyla hakimim diyebilirim. Tüm o garip kelimeleri ya da evrene mal olmuş alışkanlıkları kullanmamayı tercih etsem de bazen kendimi kullanırken bulduğum da oldu. Bu yüzden rahatsız olduğunuz takdirde kullanmak değil kullanmamak için çaba göstermek gerekir diye düşünüyorum. Herkes özentiden kullanmıyor bu dili yani. Bazen doğal akış içerisinde yer alabiliyor.</p>



<p>Ancak şöyle bir gerçek de var ki bazı insanlar bu kelimeleri şov yapma amaçlı kullanıyor. Toplumsal onay için istemese de bazı şeyleri yapıyor. Bu arada ana dili olmadığı halde öyleymişçesine havalarla cümlelere serpiştirilen senaryoları tanıyacak kadar da tecrübem var. Böyle durumlar da çoğunlukla çiğ ve sinir bozucu olabiliyor. Bazıları &#8220;eğitimli kitleyi karikatürize ediyorsunuz&#8221; diye bu durumları ti’ye alanları eleştirse de ben burada bir sorun görmüyorum. Çünkü bu türdeki pek çok kişinin görüşmelerde &#8220;okay then, <a target="_blank" href="https://eksisozluk.com/?q=let%27s+continue+in+english">let&#8217;s continue in english</a>&#8221; (tamam o zaman, ingilizce devam edelim) dendiğinde eblek surat ifadesiyle İngilizce konuşamadığını da gördüm.</p>



<p>Tüm gün bu şekilde konuşup kendini önemli biri hissederken eve dönüş yolunda 3 harfli marketlerden yoğurdunu alıp eve giden özenti kardeşim gel barışalım ve kabul edelim. Özentiliğimizi, anlamsızlığımız, kendimiz olmamayı bir yana bırakıp, sanki küçükken hiçbirimiz leğende yıkanmamışız gibi davranmayalım.</p>



<p>Biz sizi sikecul etmeden, hendıl etmeden, puş etmeden, set etmeden sevdik…</p>



<h1 class="wp-block-heading">Ders 102’ye Hoşgeldiniz</h1>



<p>Sadece kelimeler değil kavramlar ve tiplemeler üzerine de eğileceğimiz bu kısımda bir önceki yazıya benzer şekilde ilerleyeceğiz. İlgili başlığın anlamını irdeleyip, bazılarını daha iyi anlayabilmek için cümle içinde kullanacağız. Kelime dışındaki kavramlarda ise o başlığın temsil ettiği şeyi anlatıp, evet bu kişiyi tanıyorum diyecek misiniz buna bakacağız. Çünkü onlar her yerdeler ve gözümüzden kaçmaları imkansız.</p>



<p>Başlayalım:</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-3 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><a target="_blank" href="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2025/05/Ekran-goruntusu-2025-05-28-211248.png"><img decoding="async" data-id="1945" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" data-layzr="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2025/05/Ekran-goruntusu-2025-05-28-211248.png" alt="" class="wp-image-1945"/></a></figure>
</figure>



<h2 class="wp-block-heading">Kıyamisu</h2>



<p>Hayır. Bu yumurta, şeker, pandispanya ve labne peyniriyle yapılan, olsa da yesek diyebileceğiniz bir tatlı değil. “Kıyamisu” merhamet dolu plaza insanının karşısındakiyle kurduğu empatinin göstergesi bir kelimedir. Karşınızdakine “Kıyamam Sana” demek istiyorsanız bu kelimeyi kullanmak “Plaza” özelliğinize +1 bonus ekler. Bu kelimenin kendinizi ve etrafınızdakileri, sihirli bir şekilde, sanki Teletabi evrenindeymişçesine hissettirmek gibi bir özelliği vardır. Kıyamam ve Tiramisu gibi iki anlamlı kelimeden anlamsız bir kelime yaratma konusunda çığır açan “Kıyamisu” ilk duyduğunuzda sizi şok edebilir. Ancak duyar duymaz sakinleşip karşınızdaki insanın sempatik bir şekilde sizi anladığı için bunu söylediğini düşünün. Tabiki hala anlamsız gelecek çünkü normal bir bireyseniz neden gelmesin.</p>



<p>Not: Cadde’de yoğun vakit geçiren bireylerde uzatılarak söylendiği sıkça görülüyor. (Bknz: Kıyamisuuuuu)</p>



<p><strong>Örnek Cümle:</strong></p>



<p>-Duydun mu Bestemsu çocuktan ayrılmış?</p>



<p>+ Aa neden? İnstoştaki fotilerinde çok da mutlu görünüyorlardı halbuki.</p>



<p>-Kızaaam. O hesap çocuğun fake hesabıymış. Bizim saf, çocuğun telefonunu karıştırırken diğer hesabından kızlara yürüdüğünü yakalamış. Günlerdir ağlamaktan heder oldu…</p>



<p>+ Kıyamisuuuu… (ve caddedeki vitrinlere bakmaya devam edilir)</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kavuştay</h2>



<p>Başta belirtelim, Kavuştay Danıştay ya da Sayıştay gibi mesleki bir terim değildir. Kısa zamanda geniş kitleler tarafından benimsenerek sık kullanılanlar arasında giren “Kavuştay” hasretin sona erdiğini ifade eder. En sık kullanıldığı alan ise uzun zamandır görüşülmeyen kız gruplarında story atılırken kalp emojisi yanında bu kelimeyi kullanmaktır. Emojiler değişebilir ancak kavuşmanın getirdiği mutluluk yüzlerden asla silinmez. Kız grubunun önceden görüştüğü ancak evlendiği için onlarla iletişimini kesen nankör arkadaşlarına nispet yaparcasına paylaştığı bu postta herkesin aşırı mutlu görünmesi olmazsa olmazdır. Kavuştay önüne ve arkasına çoğunlukla kelime almaz ve yalın şekliyle kullanılır. Tek kelimeyle çok şey ifade eder. O, bastırılmış duyguların, sosyal anlamda beğenilme arzusunun sonsuz dışavurumudur. Erkek buluşmalarında pek kullanılmaz yani en azından ben görmedim. Umarım bundan sonra da görmem.</p>



<p>Örnek görsele gerek yok. Kız neşesi temalı buluşma storylerinin 10’da 7’sinde rahatlıkla görebilirsiniz.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Çok Okey Olmak</strong></h2>



<p>Yaşadığımız ülke itibariyle sürekli mutlu gezen, hayata pozitif bakan bireyler değiliz. Pek çok konuda razı olmak zorunda olduğumuz şeylerden dolayı böyle bir hayat yaşıyor da olabiliriz. Ama bu her şeyi sorgusuz sualsiz kabul etmemiz anlamına gelmeli mi? Yani biz bu kadar sevgi pıtırcığı insanlar mıyız? Bir şeyi kabul ettiğimiz “Benim için uygundur” ya da “Yürekten Katılıyorum” demek bu kadar zor olmalı “Çok Okey Olmak” gökten indirilmiştir. Oyunda eline çifte okey gelmediyse kullanılması manasız olan bu öbek beni benden alanlar listesinde üst sıraları oynamayı başarıyor.</p>



<p><strong>Örnek Cümle:</strong></p>



<p>-Teklifleri karşılaştırdık mı? Hangisi bize daha uygun ?</p>



<p>+ Ben X firmasının teklife çok okeyim.</p>



<p>-Öyleyse diğerine az okeysin.</p>



<p>+??!?</p>



<p>-Tamam öyleyse diğeri olsun.</p>



<p>+??!!</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Proaktif Olup Sürekli Yeni Approachlar Yaratma</strong></h2>



<p>İK’sının yüksek işten ayrılma oranından dolayı sürekli team work’e uygun, agile çalışma prensibi olan ve concrete işler çıkaran eleman aradığı şirketlerde bu tabiri de sıklıkla duyarız. Sanki diğerlerini yeterince duymamışız gibi. Sebebi herkesin kreatif bir tanrı gibi çalışması gerektiğini düşünerek vasıfsız benliklerini çalışanların emekleriyle kotaran yönetici sınıfıdır. Kendi yetersizliğini gölgelemek için altındakilerden sürekli yeni bir yaklaşım bekleyen yöneticimizin işyeriyle alakası yoktur. Ancak beklentisi çoktur. Sürekli yeni bir approach duymayı hakediyordur çünkü yöneticilik vasfı başka şeylere benzemez. Talep ister, sürekli çalışma ister, sonsuz yaratıcılık ister. Elinde hiçbir materyal olmasa da…</p>



<p><strong>Örnek Cümle:</strong></p>



<p>Performans görüşmesi…</p>



<p>+Bazı konularda daha proaktif olmanı bekliyorum. Yeni approachlar yaratma konusunda kendini biraz daha geliştirmelisin.</p>



<p>-Anlıyorum, haklısınız. Peki bu konuda öneriniz nedir?</p>



<p>+….. (10 sn geçer)</p>



<p>-…..</p>



<p>+Demek istediğim çok daha aktif olman. Proaktivite, farklı approachlar….</p>



<p>-….. (İç Ses: Senin ben %&amp;!+^’) &nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Cross Check Yapmak</strong></h2>



<p>Uçuş görevlisi tarafından kalkış öncesi yapılan Cabin Crew Cross Check gibi hayati bir öneme sahip olmayan bu tabir plaza dilinde biraz daha farklı kullanılır. Öncelikle yöneticiniz sürekli olarak bu tabiri kullanıyorsa size güvenmiyor demektir. Genellikle ilk kontrol eden ve son kontrol eden aynı kişi olduğu için oldukça anlamsız olsa da yöneticinizin gece rahat uyuyabilmesi için bu işi yapmanız gerekir. Aslında ideal olan “Cross Check” isteyen kişinin bu kadar çok istiyorsa kendisinin de “Check” yapmasıdır ancak bilgisizlikten midir yoksa tembellikten midir bilinmez bu iş her zaman aynı kişiye kalır. Yoksa bu talep motor öğrenme kabiliyetinizi geliştirmeniz için söylenmemiştir.</p>



<p>Örnek Cümle:</p>



<p>+Kreatifleri kontrol ettik. Yayına başlayabiliriz.</p>



<p>-Ajansla Cross Check yapıldı mı? Bir sorun olmasın. (Güvenmiyorum sana allahın belası. Bir yanlışına bakıyorum dur sen neler yapıcam sana)</p>



<p>+Tabi yapılıyor. Yayınlar başlamadan onlar da inceleyecekler.</p>



<p>-Tüm yayınlara başlamadan mutlaka cross-check yapalım.</p>



<p>(Lan anladık tamam. Güvenmiyorsun. İstediğini yapıyoruz yine kontrol manyaklığın devrede. Daha fazla itici olmadan konuyu değiştirelim)</p>



<p>+Tabiki. Bundan sonra da bu şekilde ilerleriz. Bu arada… (alakasız bir konuya girilerek hedef şaşırtılır)</p>



<h2 class="wp-block-heading">Şirket Yemekleri</h2>



<p>Sevmediğiniz bir şirketteyseniz Araf’ta kalmanın eş anlamlısı olan bu olay özneleriyle beraber tam bir plaza mozağidir. Dünyada istediği en son şey bu yemek olan yüksek title’daki organizatörü, işe yeni başladığı için bunu insanlarla kaynaşma fırsatı olarak göreni (sonraki aylarda söverek istifa edecek), senelerdir aynı yemekte bulunmaktan artık fenalık gelen ama başka yerde iş bulamadığı için eli mahkum katılanı, tepkilere maruz kalmamak için yemekte şöyle bir yüzünü gösterip erkenden işi varmışçasına kalkanı, kız neşesinin tezahürü olarak rakı kadehini kaldırarak garsona kendilerini çekmelerini söyleyen gereksiz tipi gibi birçok farklı karakteri bünyesinde barındıran bu hoş organizasyon her şirkette vardır. Birlik ve beraberlik mesajlarının verildiği ancak gerçek samimiyetin bir türlü bulunamadığı organizasyonların efendisi olan şirket yemekleri aynı zamanda dedkodu kazanıdır. Şirkette pek dikkat çekmese de o gece yaptığı dedikodularla cehenneme kombine bileti alan karakterimiz ise gecenin yıldızıdır. İyi ki varsınız şirket yemekleri… &nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading">Me Time</h2>



<p>Tek başına kalma aktivitesi. Mizantropluğun amcaoğlu olan bu tabir çoğunlukla havalı görünmek adına büyük harflerle kullanılır. Kendimle başbaşa kalmak biraz ezik gibi gösterir ama ME TIME demek beni daha çekici kılar diye düşünüyorsanız yalnız değilsiniz. (Araştırma verisi yok ama kesin böyle) Bu tabir konuşma içerisinde kullanılsa da daha çok sosyal medya paylaşımlarında görülür. Aşırı tempolu ve herkesin kıskandığı o muhteşem hayatınıza “Off ben de insanım ve kendimle başbaşa kalmaya ihtiyacım var” tribine girip “Me Time” yazarak paylaşım yapabilirsiniz. Birkaç hafta heveslendikten sonra devam edilmeyen seramik ve boyama, birden fazla siparişle alındıktan sonra aylardır bitirilmeyen kitaplar, yemek malzemelerinin yemek öncesi çekimi (yemek sonrası yok çünkü yapamadı) temalarında bu tabir sıklıkla kullanılır. Me Time diyerek yapılan postlar aslında his or her time’da oluyor ama olsun siz yine yalnızlığınızı paylaşarak azaltmayı seçebilirsiniz.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Hype Yaratmak</strong></h2>



<p>Beklentiler sadece üzer. Beklentiniz olmayan bir insanı da asla beklemeyin. Hele ki gereksiz yere abartılıp dünyayı değiştirecek gibi lanse edilen saçma projelerin başarıya ulaşması konusunda asla beklentiniz olmasın. Çoğu yönetici, hayatlarını idame ettirebilmek için çalışmak zorunda olan insanların tükenmişliğini göz ardı ederek “hype” yani beklenti yaratma yoluna giderler. Plaza dünyasından örnekle, bir proje ya da kampanyanın hem tüketici de hem de yaratıcı da “Hype Yaratması” öyle kolay değildir. Buna rağmen yerli yersiz her konuda sıklıkla kullanılan “hype yaratılması” değerli zamanımızı boşa harcayacak şekilde beynimizi meşgul eder. Aslında konu projenin gerçek anlamda projeye ulaşmasından ziyade sunumlardaki anlık onaylarla göz boyamadır.</p>



<p><strong>Örnek Cümle:</strong></p>



<p>-Daha önce yaptığımız X projesini şu şekilde evrilterek tüketicinin karşısına çıkacağız. (Pek farklı olmayan bir çözüm önerisi sunulur)</p>



<p>+ Bu daha önce denediğimiz bir projeydi ancak maalesef istenen sonucu alamadık. Burada farklı bir yaklaşımınız var mı?</p>



<p>-Bizim burada yapacağımız şey farklı bir mesajla tüketicide hype yaratmak olacak.</p>



<p>+ Tamam o zaman milyon TL’ler yatırabiliriz.</p>



<p>(Muhteşem bir brand marketer çözümü olarak sadece kampanya mesajını değiştirerek sizler de Hype yaratabilirsiniz.)</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Farewell Yemeği</strong></h2>



<p>Ayrılan kişinin en yakını olduğunu düşündüğü arkadaşı Pırılsu tarafından Allah ne verdiyse herkes maile eklenerek duygusal bir mail atılır. (Yanlışlıkla veda edilen kişinin de eklendiğini gördü bu gözler) Bu kişi (belki de düşündüğü gibi en yakın değildir) tüm ekibe “Itırsu aramızdan ayrılıyor. O’na unutamayacağı bir veda yapalım. Farewell yemeğimiz için şurada yer ayırttım. (Kimseye sorulmadan en pahalı yer seçilir. Herkes kendi ödesin) Ufak bir hediye için katkı da verebilirsiniz bu da İban’ım cart curt yazarak son görevini yerine getirmek ister.” Belki de ayrılan kişi bizi unutmak istiyordur diye kimse düşünmez. Maile eklediği 10 kişiden 9’u belki ayrılandan nefret ediyordur. Ama olsun o görevini yapmalıdır ve herkesi zan altında bırakarak teklifini kabul ettirmek arkadaşlık görevidir. Yemeğe gelmeyip para yollayan ya da para yollayıp yemeğe gelmeyen risk teşkil etmese de ikisini de yapmak istemeyen kişi ne de güzel aforoz edilir. Tüm biriken mailler ve kendinden beklenen şeylerden umarsız Gereksiz İşler Müdürü Pırılsu plaza insanı olmanın hakkını sonuna kadar vermektedir. İdeal senaryo ölü taklidi yapıp es kaza birisi sorunca “Meşguldüm, görmedim” mesajıyla salağa yatmaktır.&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading">Yoga ve Pilatese Başlamak</h2>



<p>Başlamak bitirmenin yarısıdır derler. Yani bir işe başladıysanız aslında hatırı sayılır bir yol çoktan kat edilmiştir. Ancak başladıktan sonra yerinizde sayıyorsanız hevesle başlanıp yarım kalan o iş hiçbir şey ifade etmez. Devamlılık olmadan anlık heveslerle başlanan her işte olduğu gibi Yoga ve Pilatese başlamak da sonu çoğunlukla hüsranla sonuçlanan bir süreçtir. Bu işi devamlı hale getirenlere sonsuz saygı göstermekle beraber trende uygun takılmak için spora giden ve bunu her fırsatta paylaşan beyaz yakalılar her instagram hesabında en az 1 adet bulunur.</p>



<p>Spora başlangıç evresinde duyulan heyecanın yerini hiçbir şey tutamaz. İlgili aktiviteye uygun alet edevat alınarak zaten gırtlakta olan kredi kartı borcu biraz daha yükseltilir. Üstüne bir de PT tutularak ilk derste öğretici konumda olan birey daha sonraları öznemizin fotoğraflarını çekmek için fotoğrafçı bir meta haline evrilir. Tüm hatları özellikle belli olan giyim tarzıyla hocanın paylaşıma etiketlenmesi ve “best teacher ever” paylaşımı takipçi kasmak için win-win durumu olsa da anlık hevesler ve popülerite kaygısı bu işe gönül veren, profesyonel kişilere yapılan bir haksızlıktır. Ancak hiçbir güç “Spor Yapıyorum Ben Yha” postlarına gelen etkileşimler kadar beyaz yakalı dostlarımızın egosunu tatmin etmeyecektir. &nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Suşi Sevdalısı Olmak</strong></h2>



<p>Beyaz yakalı dostlarımızın çocukken leğende yıkandığı yıllardan beri sofralarında eksik etmediği ve kendileri için bir gastronomi şölenine dönüşen Suşi keyifleri görülmeye değerdir. Gerçekte ise Suşi’nin kendi için bir yaşam tarzı haline gelmesi plazaya adım atar atmaz peydah olan bu güzel insanlar çubuk tutmayı bir şekilde öğrenip aynı mekanda çatal isteyenlere tepeden bakma ayrıcalığına erişirler. Toplu olarak gidilen Suşi partilerinde fahiş fiyatlardaki Edamame ile açılış yapmak isteyen kişi o grubunu baş Suşi’cisidir. O’nun için hayatın keyfi tam da taze fasulyeye benzeyen o anlamsız besini tuzlarken başlamaktadır. California Roll’dan başka bir çeşide hakim olmayan eşlikçiler ise usulca kaderine boyun eğip doymak için önden Noodle söylemeye karar vermişlerdir bile…</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Asla Tek Mekanla Yetinmemek</strong></h2>



<p>Karşı cinsle randevu, arkadaş buluşması, aile toplantısı hiç farketmez… Azılı bir plaza insanıysanız sosyalleşmek için dışarı çıktığınızda asla tek bir mekan size yeterli gelmemelidir. Kahve mi içtiniz başka bir kahveciye, yemek mi yediniz barı olan başka bir mekana, barda mı oturdunuz diğer bir içkili mekana gidilmesi adettendir. Gittiğiniz yer hem restoran hem bar diyelim. Canlı müzik bile var. Bu bile yeterli değildir. Mutlaka birden fazla alternatif mekana geçilip gecenin ilerleyen saatlerinde oralara ait storyler atılmalıdır. Çünkü hayatı yaşayış şeklimiz doyumsuzluk ve sosyal medyada yapılan yorumlar, beğeniler üzerinedir. Bulunduğunuz konumdaki memnuniyetiniz farklı mekanda bulunma açlığınıza yenik düşmelidir. Hayatında önemli kararlar alırken konfor alanından asla taviz vermeyen kişiler söz konusu mekan çeşitliliği olduğunda bunun tam tersi bir rota izlemeleriyle ünlüdür. Çünkü hayatı sosyal medyada yaşamak, hayatı gerçekten yaşamaktan daha mühim olmalıdır.&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading">Bitmeyen Doğum Günleri</h2>



<p>Doğum günleri bitmez, bitemez, bitmemelidir. Siz de belirli bir yaşın üzerinde artık doğum günlerinin eski tadı olmadığını düşünenlerden misiniz? Aile ve yakın arkadaşlarınızla yapılan ufak bir kutlama sizin için gayet yeterli mi? Doğum gününüzde sizin adınıza sosyal medyadan yapılan paylaşımları tekrardan paylaşmayı gereksiz mi görüyorsunuz? Üzgünüm ama sizden Plaza İnsanı olmaz. Bunun acısıyla bir ömür baş etmek yerine hayatınızı farklı bir yola sokabilirsiniz. Öncelikle algılarınızı değiştirmekten başlayalım: Şunu unutmayın ki doğum gününüz dünyanın en önemli günüdür, çünkü doğduğunuz gündür. Bunun herkesçe bilinmesi ve kutlanması elzemdir. Kutlama derken öyle pastadaki mumları üfleyerek geçiştirilebilecek bir kutlamadan bahsetmiyorum. Doğum gününüzden önceki haftalarda bunun sinyallerini çevrenize vermelisiniz. Onları zaman zaman bu konuda uyararak dünyanın en önemli gününe hazır olmalarını sağlamalısınız. Bu belirsiz baskıya muhattap olacak kişiler ne kadar fazla olursa kendinizi o kadar tatmin edebilirsiniz. Günler ilerledikçe baskının şiddetini arttırabilirsiniz ki son gün size yapılacak sürpriz partide mümkün olan en samimiyetsiz yüz ifadenizi takınabilin. Tekneler kiralanmalı, doğum günü kişisinin maskeleri katılımcılara dağıtılmalıdır. O büyük gün geldiğinde yapılması gereken basit birkaç adımdan da bahsedelim. Öncelikle ne olursa olsun asla gelen kutlama mesajına anında cevap vermeyin. Bu sizi aşırı meşgul ve herkes mesaj attığı için geri dönemiyor insanı yapacaktır. Aynı zamanda kimseye de mesaj atmayın. Asla ama asla durgun bir yüz ifadesi takınmayın sürekli gülün. Doğum günü pastası geldiğinde normal bir şekilde üflemeyin, iki el ayası birbirine bakacak şekilde çak yaparak dilek tutun, o anda fotoğrafınızı çektirin. Siz buna değersiniz… &nbsp;&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>CALL (KOL)</strong></h2>



<p>Plaza insanı tarafından toplantı veya görüşme demek yerine mutlaka kullanılması gereken Call kelimesiyle bütün gününüzü geçirebilirsiniz. Kolu Olmak, Kola Girmek, Koldan Çıkınca Birilerini Aramak günde mutlaka 2 kere (tercihen tok karnına) kullanmanız gereken öbeklerden biridir. Sadece kullanım sıklığı değil hayatınızı da bu eylem üzerine kurmuş gibi yaparsanız etrafınıza sürekli meşgul bir insan izlenimi verebilirsiniz. Bu noktada hayati bir noktaya da parmak basmadan geçmemek gerekir. Katılımcı olarak yer aldığınız (hani şu kamerayı kapatıp arkada Netflix izlediğiniz) toplantıların sayısı aktif katılım gösterdiklerinizden ne kadar fazla olursa çevrenizde o kadar meşgul ve önemli bir insan olarak tanınırsınız. Ancak sihirli kelimeyi unutmayın: Koldayım, sonra arayacağım…&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Case Study Çıkartmak</strong></h2>



<p>Genellikle ajans toplantılarında duyulan bu tabir doğru kullanıldığında gelecek vadeden heyecan verici bir iş gibi gözükse de çoğunlukla bu anlamın oldukça uzağındadır. Müşteriye karşı işlevini yerine getirmeyen şirket, göz boyama amaçlı Case Study çıkarma kartını oynar. Burada amaç “Learning” ve “Know How” deneyimlerinden hareketle bu işin çantada keklik olduğunu belirtmektir. Mevcut kampanyaların kötü gidişatını gram umursamayan vaadedici, olayla alakası olmayan önerisini ilk sıraya atarak kafa karışıklığı yaratma çabasındadır. İşin garibi bu konuda ekseriyetle başarılı da olur. Bu noktada oltaya gelinmemesi, asla bu sihirli kelimelerin albenisine kanmamak gerekir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Linkedin Yeni Pozisyon Yorumları</strong></h2>



<p>Yakınlarınızın yeni iş veya unvan değişikliğinizi Linkedin’den görüp mutluluğunuza ortak olması güzel bir duygudur. Ancak birbirini bir kere bile görmeyen insanların karşı tarafın iş güncellemelerine bu kadar coşkulu yaklaşmaları beni hep şaşırtmıştır. Şirkette sizinle kanlı bıçaklı olan, hiçbir destek talebinize olumlu dönmeyen kişiler de buna dahildir. Bazen sizi tebrik eden kişiler geçmişte kuyunuzu kazan samimiyetsiz iş arkadaşları veya yöneticiler bile olabilir. Ancak Linkedin profesyonel bir mecradır. Profil fotonuz barda çekilmiş bile olsa “Well Deserved” yazmak sizi profesyoneller dünyasında bir adım öne geçirecektir. Gelin hep beraber kalıplaşmış kutlama cümlelerinin alt metinklerini inceleyelim:</p>



<p>“Harika bir haber canım, çok tebrikler !” (Size bir türlü title vermeyen, gittiğiniz için bu sorumluluktan kurtulup ucuza düşük title’lı çalışan alan samimiyetsiz yönetici yorumu)<br><br>“seninle çalışmak harika bir deneyimdi !” (Seninle değildi, bomboşsun ve bana hiçbir şey katmadın)<br><br>“yeni yolculuğunda başarılarının devamını dilerim !” (Nerden geldiği belli olmayan, tanımadığım kişilerin efor sarfederek beni tebrik etmesi)<br><br>“başarı dolu yeni bir yolculuk başlasın !” (Şirkette kaç kere işimiz düştü bir kere bile bana destek vermedin, alacağın olsun)<br><br>“çok başarılar!” (Keşke hiçbir şey yazmasaydın)<br><br>“keyifli ve başarı dolu bir yolculuğumuz olsun !” (Sürekli yoklayan ancak toplantı alamamasına rağmen gelecek durakta da asla peşini bırakmayacak satışçı)<br><br>“başarılarınızı takip ediyor olacağım !” (Sen etme kardeşim, şirketten ayrılıyorum yine kurtulamıyorum)</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sadece “Fyi” Yazmak</strong><br></h2>



<p>Ben suya sabuna dokunmam, “Aylık kazandığım maaşımı alır giderim aga” tarzında çalışan plaza insanlarının vazgeçilmezidir fyi. Yıllarını sektöre adayıp saçını süpürge ettiğini düşünen veteran beyaz yakalılarımızın sıklıkla kullandığı bu kalıbın olduğu mailler kucağınıza atılan bombadan farksızdır. Aslında muhattap kişiyi de ilgilendiren o konu her nedense sizin önünüde Fyi etiketiyle gelmiştir. Bu kalıbı sektördeki ilk zamanlarınızda gördüğünüzde son derece pozitif hislerle “Forever You &amp; I” ya da random gülüş olarak düşünebilirsiniz ancak gerçek bundan farklıdır. For your information yani Fyi yani bu işi size kitliyorumun en yalın halidir. Birisine iş çakmak yerine nadiren görülen ancak eğlence konusu olan yanlışlıkla atılmış skandal mailleri arkadaşınız göndermek isterseniz de bu kalıbı kullanabilirsiniz. <br><br></p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kahve Siparişleri</strong></h2>



<p>Plaza insanı olmak, binbir çeşit kahve ve eklenti seçeneğiyle cebelleşerek en doğru kararı vermeyi gerektirir. Bu ekosistemin gediklilerinde Düz Filtre Kahve ya da Americano diyerek güvenli limanda dolaşmak çok nadirdir. Hayatınızda aldığınız kritik kararlar konusunda bir bardak kahvenin türü hakkında düşündüğünüzden daha az düşünüyorsanız gerçek bir sınavla karşı karşıyasınız demektir. Kahve siparişinde 10 dakika tereddüt edip sonra double shot soy latte az şekerli badem sütlü diyenler bu sınavı hakkını vererek geçmiştir. Onları da büyük takdir etmek gerekir. Basit bir sipariş de bile size onlarca soru soran baristalarla mücadele etmek kolay değildir. Hele ki bu deneyim (?!?) elinde sürekli dolaştırılan bardakla günü tamamlayan dostlarımız için ne büyük olaydır. Kahve içmek gibi dünyanın en basit eylemi için mekan, çeşit, çekim, yan lezzet gibi seçimler konusunda sürekli problem çıkartmak saf beyaz yakalılığın şanında vardır.</p>



<p></p>



<p>Evet, yazının sonuna geldik. Yeterince bilgi yüklemesi yaptık diye düşünüyorum. Birçok tabir ve kişiyi öğrendik, öğrenmeye de devam edeceğiz. Hepsi hayatımızda, hepsi gerçek kişiler. Onlar olmasa ne plazalar ne de beyaz yakalılık çekilir. Bu yüzden onları iyi anlamak gördüğümüzde ne yapacağımızı bilmek çok değerlidir. Farklı tabirler, farklı olaylarla öğrenmemizin devam edeceği bir sonraki yazıya dek hoşçakalın…</p>
<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info/funny/plaza-insani-nasil-olunur/">PLAZA İNSANI NASIL OLUNUR?</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info/author/admin/">Mert Altuntaş</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gelecekpostasi.info/funny/plaza-insani-nasil-olunur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SORA: Bir Yapay Zeka Macerası</title>
		<link>https://www.gelecekpostasi.info/dijital/sora-bir-yapay-zeka-macerasi/</link>
					<comments>https://www.gelecekpostasi.info/dijital/sora-bir-yapay-zeka-macerasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mert Altuntaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jan 2025 14:23:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijital]]></category>
		<category><![CDATA[Kreatif]]></category>
		<category><![CDATA[Trendler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gelecekpostasi.info/?p=1908</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası - Dijital D&uuml;nya ve Sosyal Medya&#039;dan En Son Haberler</a></p>
<p>2010’lu yıllarda San Francisco’da kurulan yapay zeka tabanlı bir şirket olan OpenAI, son birkaç yıldaki üretkenliğiyle hayatlarımıza damga vurmaya devam ediyor. Elon Musk’ın da kurucu ortaklarından olduğu bu şirketin farklı amaçlara hizmet eden birçok çalışması mevcut. OpenAI, yapay zeka teknolojilerini yeniden şekillendiren yenilikçi ürünleriyle, hem endüstrilerdeki devrimci değişimlere hem de günlük yaşamımıza önemli katkılarda bulunuyor. Peki siz geleceğe damga vuracağı öngörülen bu ürünler konusunda ne kadar bilgi sahibisiniz? Her geçen yıl bir öncekinin üstüne koyarak ilerleyen Open AI’a ait ürünlerden hangisini duydunuz?&#160; Kendisine verilen metin komutlarından statik görseller yaratan Dall-E mi? Kod yazma konusunda taşları yerinden oynatacak OpenAI Codex mi? </p>
<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info/dijital/sora-bir-yapay-zeka-macerasi/">SORA: Bir Yapay Zeka Macerası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info/author/admin/">Mert Altuntaş</a></p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası - Dijital D&uuml;nya ve Sosyal Medya&#039;dan En Son Haberler</a></p>

<p>2010’lu yıllarda San Francisco’da kurulan yapay zeka tabanlı bir şirket olan OpenAI, son birkaç yıldaki üretkenliğiyle hayatlarımıza damga vurmaya devam ediyor. Elon Musk’ın da kurucu ortaklarından olduğu bu şirketin farklı amaçlara hizmet eden birçok çalışması mevcut. OpenAI, yapay zeka teknolojilerini yeniden şekillendiren yenilikçi ürünleriyle, hem endüstrilerdeki devrimci değişimlere hem de günlük yaşamımıza önemli katkılarda bulunuyor.</p>



<p>Peki siz geleceğe damga vuracağı öngörülen bu ürünler konusunda ne kadar bilgi sahibisiniz? Her geçen yıl bir öncekinin üstüne koyarak ilerleyen Open AI’a ait ürünlerden hangisini duydunuz?&nbsp;</p>



<p>Kendisine verilen metin komutlarından statik görseller yaratan Dall-E mi? Kod yazma konusunda taşları yerinden oynatacak OpenAI Codex mi? Yoksa metinlerimize eşsiz cevaplar verip bize modern Güzin Ablalık yapan ChatGPT mi?&nbsp;</p>



<p>Hiçbirini duymamış olmanız da olası ancak en azından birini bir kere de olsa denemenizi öneriyorum. (Çoğunun deneme sürümü mevcut) Böylece teknolojinin bu kadar kısa zamanda ne kadar şaşırtıcı ve faydalı hale geldiğini keşfedeceksiniz. Ancak bugünkü konumuz ne Dall-E, ne ChatGPT ne de OpenAI Codex&#8230; Peki bugünkü konumuz ne? diye SORAbilirsiniz.</p>



<p>Bugün üzerinde konuşmak istediğim ürün, geçtiğimiz günlerde izlediğim bir <a target="_blank" href="https://www.youtube.com/watch?v=lNqC5_aVAXo">videoda</a> gördüğüm AI destekli video oluşturucu SORA. Tamamen tesadüfen keşfetime düşen videoda gördüklerim beni çok şaşırttı. Sebebi ise basit: SORA, sadece yazı yazarak akıl almayacak derecede gerçekçi videolar yaratmaya sağlayan bir yapay zeka aracı.</p>



<p>Videoyu izledikten sonra aklıma gelen sorular: Sunum hazırlarken, kısa sürede oluşturup içine ekleyeceğim eğlenceli kısa videoları oluşturabilmek nasıl olurdu? Ya da evimde otururken aklımda oluşturduğunuz bir film fikrini sadece birkaç cümlelik girdilerle video haline getirme fikri sizi heyecanlandırmaz mı? Alternatif bir Yüzüklerin Efendisi filmi çekmek şahsen beni çok heyecanlandırıyor. SORA tüm bunları yapabilir mi? Peki SORA tam olarak nedir? Neler yapabiliyor? Gelin bu kısımlara beraber bakalım.&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>SORA</strong> neler vaadediyor?</h2>



<p>Yapay zekanın geldiği ama asla durmayacağı en güncel nokta olan SORA bize ne vadediyor?&nbsp; İlk olarak geçtiğimiz senenin Şubat ayında tanıtılan <a target="_blank" href="https://openai.com/index/sora/">SORA</a>’nın ismi Japonca “Gökyüzü” anlamına geliyor. İngilizce’deki “Sky is the limit” yani “Sınırsızlık” anlamıyla bağdaşlaşıyor. Yaratıcılıkla özdeşleşen bir araç için oldukça anlamlı bir isim.</p>



<p>En basit haliyle OpenAI bu toolu bize yazı yazarak video üretmemizi sağlayacak şekilde tasarlamış. Tanıtım videolarını incelediğimde ilk dikkatimi çeken şey gösterdikleri videoların gerçekten ayrılamayacak kadar detaylı gözüktüğü oldu.Videoların hepsi elbette böyle değil çünkü yazdığınız komut ve video türüne göre oluşturulan görüntü değişebiliyor. Ancak kesin olan bir şey var ki karşımıza çıkan şey tek kelimeyle şaşırtıcı.</p>



<p>Yapay zeka destekli her üründe olduğu gibi şu anda SORA’nın bazı zayıflıkları olsa da sunduğu sonuçları profesyonel olarak hazırlanmış bir videoyla ayırt etmek çok zor görünüyor.&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<div class="flex-video flex-video-youtube"><iframe title="Introducing Sora — OpenAI’s text-to-video model" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/HK6y8DAPN_0?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></div>
</div></figure>



<p>Bu arada yazılan metinleri videoya çevirmek dedik ancak SORA’ya görsel de yükleyebiliyorsunuz. Nasıl ki Stable Diffusion’a görsel yüklendiğinde benzer çizimler üretebiliyorsa SORA da bunu videolu olarak yapabiliyor. Yani text-to-video yanında image-to-video özelliği de mevcut.</p>



<p>OpenAI, SORA’nın dil kavrayışının çok derin olduğunu, bundan dolayı canlı duyguları ifade edebilen ilgi çekici karakterler üretme konusunda çok başarılı olduğunun altını çiziyor. OpenAI’a göre Sora&#8217;nın arkasındaki teknoloji, DALL-E 3&#8217;ün teknolojisinin bir uyarlaması. Çalışma mantığı ise arama motorlarıyla neredeyse aynı. Bu noktada yapay zekaya sunulacak olan örneklemin çeşitliliği oldukça mühim. Teknik tabirle ise Diffusion Transformer adı verilen bir modelle çalışıyor. Yani yapay zeka üretim yapmadan önce verdiğiniz komutla ilgili daha önce gördüğü sonuçlara göre gerçeğe en yakın sunumlar yapabiliyor. (Fizik kuralları konusunda o kadar iyi olmadığının da altını çizelim) Daha önce gördüğü videoları küçük parçalara bölüyor ve daha sonradan işleyebilmesi için komuta göre bir araya getiriyor. </p>



<p>OpenAI, modeli halk arasında erişilebilir videolar ve lisanslı telifli videolarla eğittiğini belirtse de videoların sayısı veya tam kaynağı açıklanmadı. Bazı noktalarda ise yazılım kendiliğinden öğrenimle 3 boyutlu düşünerek kamera hareketiyle beraber nesneler veya insanların nasıl görünebileceğini kendisi öğrenmiş. Örneğin: Okyanus’taki bir gemiyle beraber yüzen bir balinanın videosunu oluşturacaksınız. SORA, bir balinanın yüzgeçlerini nasıl kullandığı ve okyanustaki ortalama bir gemi ile ebat farkı konusunda kendisine öğretilmiş verilerden hareketle size bir sonuç çıkarıyor. Geminin hareketiyle balinanın yüzerkenki hareketlerini doğru tahmin edebiliyor. Ancak komutlarımızdaki karmaşıklık dolayısıyla istediğimizi net olarak verme konusunda henüz mükemmel durumda değil. Kadrajdaki ana karakteri çoğu zaman gerçeğe yakın yansıtsa da arka planda hareket halindeki dünyayı yaratma da hala bazı eksiklikleri var. Bu da bizi sınırlarının ne olduğu konusuna getiriyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kapasite ve Yetenek&nbsp;</strong></h2>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-4 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><a target="_blank" href="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2025/01/Sora_V3-min.jpg"><img decoding="async" data-id="1915" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" data-layzr="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2025/01/Sora_V3-min-1024x638.jpg" alt="" class="wp-image-1915"/></a></figure>
</figure>



<p>SORA’nın yapabileceklerini düşünürken en az benim kadar heyecanlandığınızı düşünüyorum. Sonuçta yapay zekanın insan hayatını bu kadar kolaylaştırdığı bir çağda bu tür teknolojilerin bize neler katacağı çok farklı şeyler hayal ettiriyor.&nbsp;</p>



<p>Video içeriği üretmek isteyenlerin karmaşık sahneler tasarlamak için başvurabileceği oldukça faydalı olabilecek bu araç; birden fazla karakter, farklı hareket türleri ve ayrıntılı arka plan detayları gibi unsurları, basit metin komutlarından oluşturabiliyor.</p>



<p>SORA’nın bize çok şey hayal ettirdiği açık ancak emekleme dönemindeki her yenilik gibi onun da bazı sınırları mevcut. Tahmin edebileceğiniz gibi kendisiyle sınırsız uzunlukta videolar üretemiyorsunuz ancak 1 dakikaya kadar üretebildiği HD videoları birleştirerek anlamlı bir bütün oluşturacak şekilde film bile çekebilirsiniz.&nbsp;</p>



<p>Kendisi ayrıca mevcut videolarda yer alan eksik kareleri doldurabiliyor ve birden fazla videoyu bir araya getirebiliyor. Aynı zamanda sonsuz döngüde video üretme yeteneğine de sahip. Yani başı ve sonu birbiriyle kusursuz biçimde eşleşen bir video oluşturarak döngü yaratabiliyor. Henüz film uzunluğunda bir çalışmasını görmesem de bu tür yapımların da yakın zamanda görücüye çıkacağını düşünüyorum.&nbsp;</p>



<p>Open AI geçtiğimiz senenin başlarında tasarımcılar ve film yapımcılarından oluşan bir test grubuna sunulduğunda bile ortaya oldukça görkemli çalışmalar çıkmıştı. Hepsinin kullanımdan sonraki ortak fikrinde maddi ve teknik kısıtlamalardan dolayı üretemedikleri detayları SORA vasıtasıyla üretebilecek olmanın heyecanı vardı. Bu detay bile elimizdeki aracın ne denli üst düzey olduğunu gösteriyor.&nbsp;&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>SORA AI ile İçerik Üretiminde Neler Değişecek?</strong></h2>



<p>OpenAI’ın diğer bir ürünü olan Dall-E’nin başındaki isim olan Aditya Ramesh aynı zamanda SORA ekibinin de yöneticilerinden. SORA’yı oluşturan ekip gelecekte yapay zeka ile üretilen videoların gerçek videolardan ayırt edilemez hale gelmesinin mümkün olabileceğine inanıyor. Sahte AI videolarını engellemek amacıyla, OpenAI, Sora için OpenAI’nin DALL-E için tanıtılan sınıflandırıcıyı uyarlamayı planlıyor. Ekibin lideri Aditya Ramesh, bu sınıflandırıcının, bir görüntünün DALL-E 3 ile mi yoksa başka bir yöntemle mi oluşturulduğunu güvenilir bir şekilde tespit edebileceğini belirtiyor.</p>



<p>İşini kaybetme olaslığı olanlar için büyük bir kaygı olsa da film sektöründe çalışan çoğu kişi de SORA’nın olumlu tarafını düşünüyor. Özellikle basit komutlardan gerçekçi videolar oluşturma yeteneği, profesyonel kameramanlar, film yapımcıları ve pazarlamacılar arasında büyük bir heyecan yaratmış durumda. Bağımsız çalışan ve limitli bütçesi olan yönetmen adayları için de kendi film senaryolarını yazıp birkaç saat içinde izleyebilmelerine olanak tanıyabilir.&nbsp;</p>



<p>Aşağıda paylaştığım örnek video ile&nbsp;&#8220;montaj bu&#8221; demenin en üst seviyesini yaşayacağımız bir çağa giriyoruz diyebiliriz. Montaj olan videolarda görülen vücut orantısızlığı, ten rengi uyumsuzluğu gibi durumlardan anlayabildiğimiz durum artık çok daha uyumlu bir noktaya evrilmiş olacak.</p>



<blockquote class="instagram-media" data-instgrm-permalink="https://www.instagram.com/reel/C484ugbLzhs/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" data-instgrm-version="14" style=" background:#FFF; border:0; border-radius:3px; box-shadow:0 0 1px 0 rgba(0,0,0,0.5),0 1px 10px 0 rgba(0,0,0,0.15); margin: 1px; max-width:540px; min-width:326px; padding:0; width:99.375%; width:-webkit-calc(100% - 2px); width:calc(100% - 2px);"><div style="padding:16px;"> <a target="_blank" href="https://www.instagram.com/reel/C484ugbLzhs/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" style=" background:#FFFFFF; line-height:0; padding:0 0; text-align:center; text-decoration:none; width:100%;" target="_blank" rel="noopener"> <div style=" display: flex; flex-direction: row; align-items: center;"> <div style="background-color: #F4F4F4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 40px; margin-right: 14px; width: 40px;"></div> <div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center;"> <div style=" background-color: #F4F4F4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 100px;"></div> <div style=" background-color: #F4F4F4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 60px;"></div></div></div><div style="padding: 19% 0;"></div> <div style="display:block; height:50px; margin:0 auto 12px; width:50px;"><svg width="50px" height="50px" viewBox="0 0 60 60" version="1.1" xmlns="https://www.w3.org/2000/svg" xmlns:xlink="https://www.w3.org/1999/xlink"><g stroke="none" stroke-width="1" fill="none" fill-rule="evenodd"><g transform="translate(-511.000000, -20.000000)" fill="#000000"><g><path d="M556.869,30.41 C554.814,30.41 553.148,32.076 553.148,34.131 C553.148,36.186 554.814,37.852 556.869,37.852 C558.924,37.852 560.59,36.186 560.59,34.131 C560.59,32.076 558.924,30.41 556.869,30.41 M541,60.657 C535.114,60.657 530.342,55.887 530.342,50 C530.342,44.114 535.114,39.342 541,39.342 C546.887,39.342 551.658,44.114 551.658,50 C551.658,55.887 546.887,60.657 541,60.657 M541,33.886 C532.1,33.886 524.886,41.1 524.886,50 C524.886,58.899 532.1,66.113 541,66.113 C549.9,66.113 557.115,58.899 557.115,50 C557.115,41.1 549.9,33.886 541,33.886 M565.378,62.101 C565.244,65.022 564.756,66.606 564.346,67.663 C563.803,69.06 563.154,70.057 562.106,71.106 C561.058,72.155 560.06,72.803 558.662,73.347 C557.607,73.757 556.021,74.244 553.102,74.378 C549.944,74.521 548.997,74.552 541,74.552 C533.003,74.552 532.056,74.521 528.898,74.378 C525.979,74.244 524.393,73.757 523.338,73.347 C521.94,72.803 520.942,72.155 519.894,71.106 C518.846,70.057 518.197,69.06 517.654,67.663 C517.244,66.606 516.755,65.022 516.623,62.101 C516.479,58.943 516.448,57.996 516.448,50 C516.448,42.003 516.479,41.056 516.623,37.899 C516.755,34.978 517.244,33.391 517.654,32.338 C518.197,30.938 518.846,29.942 519.894,28.894 C520.942,27.846 521.94,27.196 523.338,26.654 C524.393,26.244 525.979,25.756 528.898,25.623 C532.057,25.479 533.004,25.448 541,25.448 C548.997,25.448 549.943,25.479 553.102,25.623 C556.021,25.756 557.607,26.244 558.662,26.654 C560.06,27.196 561.058,27.846 562.106,28.894 C563.154,29.942 563.803,30.938 564.346,32.338 C564.756,33.391 565.244,34.978 565.378,37.899 C565.522,41.056 565.552,42.003 565.552,50 C565.552,57.996 565.522,58.943 565.378,62.101 M570.82,37.631 C570.674,34.438 570.167,32.258 569.425,30.349 C568.659,28.377 567.633,26.702 565.965,25.035 C564.297,23.368 562.623,22.342 560.652,21.575 C558.743,20.834 556.562,20.326 553.369,20.18 C550.169,20.033 549.148,20 541,20 C532.853,20 531.831,20.033 528.631,20.18 C525.438,20.326 523.257,20.834 521.349,21.575 C519.376,22.342 517.703,23.368 516.035,25.035 C514.368,26.702 513.342,28.377 512.574,30.349 C511.834,32.258 511.326,34.438 511.181,37.631 C511.035,40.831 511,41.851 511,50 C511,58.147 511.035,59.17 511.181,62.369 C511.326,65.562 511.834,67.743 512.574,69.651 C513.342,71.625 514.368,73.296 516.035,74.965 C517.703,76.634 519.376,77.658 521.349,78.425 C523.257,79.167 525.438,79.673 528.631,79.82 C531.831,79.965 532.853,80.001 541,80.001 C549.148,80.001 550.169,79.965 553.369,79.82 C556.562,79.673 558.743,79.167 560.652,78.425 C562.623,77.658 564.297,76.634 565.965,74.965 C567.633,73.296 568.659,71.625 569.425,69.651 C570.167,67.743 570.674,65.562 570.82,62.369 C570.966,59.17 571,58.147 571,50 C571,41.851 570.966,40.831 570.82,37.631"></path></g></g></g></svg></div><div style="padding-top: 8px;"> <div style=" color:#3897f0; font-family:Arial,sans-serif; font-size:14px; font-style:normal; font-weight:550; line-height:18px;">Bu gönderiyi Instagram&#39;da gör</div></div><div style="padding: 12.5% 0;"></div> <div style="display: flex; flex-direction: row; margin-bottom: 14px; align-items: center;"><div> <div style="background-color: #F4F4F4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(0px) translateY(7px);"></div> <div style="background-color: #F4F4F4; height: 12.5px; transform: rotate(-45deg) translateX(3px) translateY(1px); width: 12.5px; flex-grow: 0; margin-right: 14px; margin-left: 2px;"></div> <div style="background-color: #F4F4F4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(9px) translateY(-18px);"></div></div><div style="margin-left: 8px;"> <div style=" background-color: #F4F4F4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 20px; width: 20px;"></div> <div style=" width: 0; height: 0; border-top: 2px solid transparent; border-left: 6px solid #f4f4f4; border-bottom: 2px solid transparent; transform: translateX(16px) translateY(-4px) rotate(30deg)"></div></div><div style="margin-left: auto;"> <div style=" width: 0px; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-right: 8px solid transparent; transform: translateY(16px);"></div> <div style=" background-color: #F4F4F4; flex-grow: 0; height: 12px; width: 16px; transform: translateY(-4px);"></div> <div style=" width: 0; height: 0; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-left: 8px solid transparent; transform: translateY(-4px) translateX(8px);"></div></div></div> <div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center; margin-bottom: 24px;"> <div style=" background-color: #F4F4F4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 224px;"></div> <div style=" background-color: #F4F4F4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 144px;"></div></div></a><p style=" color:#c9c8cd; font-family:Arial,sans-serif; font-size:14px; line-height:17px; margin-bottom:0; margin-top:8px; overflow:hidden; padding:8px 0 7px; text-align:center; text-overflow:ellipsis; white-space:nowrap;"><a target="_blank" href="https://www.instagram.com/reel/C484ugbLzhs/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" style=" color:#c9c8cd; font-family:Arial,sans-serif; font-size:14px; font-style:normal; font-weight:normal; line-height:17px; text-decoration:none;" target="_blank" rel="noopener">Josephine Miller (@josephinemiller)&#39;in paylaştığı bir gönderi</a></p></div></blockquote>
<script async src="//www.instagram.com/embed.js"></script>



<p>Bunun yanında SORA, beyaz perdenin ikonik hala gelmiş ancak aramızdan ayrılan aktör/aktrisleri son derece gerçekçi şekilde yeniden görmemizi sağlayabilir. Bu durum bazı filmlerde VFX artistlerin eforlarıyla hallediliyor olsa da herhangi bir insan müdahalesi olmadan yapılacak olması ayrıca heyecan veriyor. Fast Furious’un 2013 yılında vefat eden aktörü Paul Walker’ın Weta Digital’in katkılarıyla kardeşinin yüzü ve vücut dublörüyle yeniden hayat bulmasını unutmadık…</p>



<p>SORA ile ilgili yorumlardan bir tanesi de eski Dreamwork Animation’un eski CEO’su Jeffery Katzenger’den geldi. Singapur&#8217;daki Bloomberg Yeni Ekonomi Forumu&#8217;nda konuşan eski CEO: “Eski güzel günlerde, bir animasyon filmi yaptığımda, 500 sanatçının 5 yılını alıyordu. Şimdi bunun %10&#8217;unu alacağını düşünüyorum. Üç yıl sonra bunun %10&#8217;unu alacağını sanmıyorum.” derken SORA’ya da selam çaktı. Katzenberg, bunun doğal bir ilerleme olduğunu düşünüyor: “Biz, kalemden fırçaya, matbaanın icadından sabit kameraya, film kamerasına geçtik. Bu araçlar yaratıcılığı ve tüm hikaye anlatımını olağanüstü şekillerde genişletti.”</p>



<p>Zaman içindeki gelişimiyle beraber Sora ile bir video oluşturmanın süresi, birkaç faktöre bağlı olarak değişse de verimliliği mutlaka artacaktır. Araştırmacılara göre bu süreç genellikle bir fincan kahve yapacak kadar uzun sürebilir. Harika değil mi?</p>



<p>Peki OpenAI’ın, gerçekliği modellemenin ilk adımı olarak gördüğü Sora’nın hiç eksisi yok mu? Elbette var. Bazı noktalar tam eksi sayılmasa da birçok kişi tarafından soru işaretleri barındırdığı da açık.&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-align-left"><strong>E</strong>ksileri</h2>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-5 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><a target="_blank" href="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2025/01/Sora_V2-min.jpg"><img decoding="async" data-id="1913" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" data-layzr="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2025/01/Sora_V2-min-1024x522.jpg" alt="" class="wp-image-1913"/></a></figure>
</figure>



<p>SORA’nın hayal ettirdikleri heyecanlandırsa da her teknoloji gibi kendisinin de eksileri mevcut. Geliştirmeyle beraber daha iyi duruma geleceği öngörülen özelliklerin yanında bazı endişelerden de burada bahsedeceğim.&nbsp;</p>



<p>Öncelikle şunu iyi anlamak gerekiyor ki kendisi sizin ona prompt ettiğiniz (yapay zekaya belirli bir görev için verilen talimat, yazı) görevi tamamlamaya çalışırken her isteğinizi harfiyen gerçekleştiremeyebiliyor. Özellikle kompleks sahnelerin fiziğini simüle etmekte zorlanabilir diyorlar, örnek olarak bir kişi kurabiyeden ısırık alsa bile sonrasında kurabiyede ısırık izi olmayabilir. Şu an emekleme döneminde olduğu için sağ ve sol gibi yönleri karıştırabiliyor.&nbsp; Bir sahnenin fiziksel yönlerini veya olayların zaman içindeki ilerleyişini doğru bir şekilde simüle etme yeteneği biraz &#8220;belirsiz&#8221; olabilir diye de not düşülmüş. Stable Diffusion kullandığımda karşıma çıkan statik oluşumlarda bile bu tür sıkıntılar yaşayabiliyorken videolarda da yaşanması bana oldukça normal geldi.</p>



<p>Bir diğer konu ise tahmin edebileceğiniz gibi +18 içerik. Open AI açıklamalarında Sora’nın genel kullanıma sunulmadan önce zararlı veya uygunsuz içerik üretmediğinden emin olunmak için test edildiği de belirtti. Model, en yararlı olacak şekilde nasıl geliştirilebileceği konusunda geri bildirim almak amacıyla ilk önce sadece görsel sanatçılar, tasarımcılar ve film yapımcılarından oluşan küçük bir grubun erişimine sunuldu. Kötü niyetli kullanıcılar için her geçen gün daha da katı kurallar uygulanacağı da garanti edilmiş durumda. Tabi bu ne kadar etkili olacak soru işareti içeriyor.&nbsp;</p>



<p>Diğer bir konu ise sessizlik.SORA’nın kapasitesinden bahsederken birden fazla temada gerçeğe yakın çalışmalar yapabileceğinden bahsetmiştik.“Gerçek dünya”, “çizgi film” ve “CGI” tarzı videolar oluşturma kapasitesine şimdiden sahip olsa da bu videolar henüz ses içermiyor. Bu konu elbette ayrı bir yapay zeka konusu. AI tabanlı ses oluşturma tamamen farklı bir konu. OpenAI çalışanları videoyla beraber ses üretimi konusunda bir çözüm bulacaklardır ancak bunun da hatırı sayılır bir süre alacağı kesin.&nbsp;</p>



<p>Yazının önceki bölümlerinde bahsetmiş olsak da karmaşık simülasyon konusunda SORA’nın harikalar yaratmadığını bir kez daha vurgulamamız gerekiyor. OpenAI üreticileri, Sora&#8217;nın bazı karmaşık fiziği simüle etme, nedenselliği anlama ve sağ ile sol arasındaki farkı ayırt etme konularında zorluk yaşadığını kabul ediyor. OpenAI ayrıca, şirketin mevcut güvenlik uygulamalarına uygun olarak, Sora&#8217;nın cinsel, şiddet içeren, nefret dolu ya da ünlü imajlarına dair metin istemlerini ve mevcut fikri mülkiyet içeren içerikleri kısıtlayacağını belirtti.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Yakın Gelecek</strong></h2>



<p>SORA ve benzeri teknolojilerin ilerlemesiyle birlikte, ses mühendisleri, seslendirmenler, konsept sanatçılar, görsel efekt uzmanları ve diğer post-prodüksiyon pozisyonlarının giderek yapay zeka araçlarıyla değiştirilebilir olması muhtemel görünüyor. Geçen senenin başında yapılan bir <a target="_blank" href="https://www.linkedin.com/pulse/sora-ai-potential-reanimate-dead-icons-jonathan-gabay-rm3ee">araştırma</a>, Hollywood&#8217;daki 300 lideri inceleyerek önümüzdeki üç yıl içinde 204.000&#8217;den fazla pozisyonun yapay zeka tarafından olumsuz şekilde etkilenebileceğini öngördü. Bu tabi ki olası bir sonuç ancak şunu da unutmamak gerekir ki her ne kadar benzer işlerle ilgilenen kişileri işsizlik korkusu sarsa da bu tür teknolojileri kullanmayı bilen uzmanlar için de farklı iş alanı fırsatları yaratacaktır.</p>



<p>Olumlu yönlerden biri de, AI odaklı bu tür araçların yaratıcılığı daha da arttırarak çok daha verimli işlere imza atması. Bütçesi kısıtlı ancak yaratıcı fikirleriyle ön plana çıkmak isteyen kişilerin bu yeteneğini tatmin edici işler oluşturmasında büyük rol oynayabilir.&nbsp;</p>



<p>Herkesin heyecanını bir kenara koyarsak, video prodüksiyonu ve pazarlamanın büyük bir değişimin eşiğinde olduğunu söyleyebiliriz. Kabul etmek gerekiyor ki beğenilse de beğenilmese de tüm endüstrilerdeki yaratıcılar AI’ye uyum sağlamayı ve onu bir tehdit yerine bir optimizasyon aracı olarak kabul etmeyi öğrenmek zorunda kalacaklar.</p>



<p>Geçen senenin başında Open AI, model üzerinde karşıt testler yapmak amacıyla kullanımı küçük bir deneme grubuna sınırlı erişim vermişti. Sınırlı erişim verilen kişiler SORA’nın farklı alanlarda faydalılığını değerlendirmek için video yapımcıları ve sanatçılar gibi profesyonellerden seçilmişti. 9 Aralık 2024 itibarıyla, OpenAI Sora&#8217;yı tüm ChatGPT Pro ve ChatGPT Plus kullanıcılarına sundu. (<a target="_blank" href="https://openai.com/index/sora/">Linke</a> tıklayarak SORA&#8217;yı deneyimleyebilirsiniz) Arayüzündeki gibi keşfet kısmında diğer kullanıcıların hangi komutla nasıl videolar ürettiğini görebileceğiniz bir keşfet kısmı da mevcut.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-6 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><a target="_blank" href="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2025/01/SORA_Kayit_Ekrani_v2.jpg"><img decoding="async" data-id="1924" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" data-layzr="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2025/01/SORA_Kayit_Ekrani_v2-1024x819.jpg" alt="" class="wp-image-1924"/></a></figure>
</figure>



<p>ChatGPTpro ve ChatGPTplus kullanıcıları için farklı modeller olmasa da plus kullanıcıları aylık 50 priority video üretebiliyorken&nbsp; (5 saniye sınırı ve 720p sınırı ile), pro kullanıcıları ise aylık 500 priority video üretebiliyor. (20 saniye ve 1080p sınırı ile). aynı zamanda pro kullanıcıları watermark olmadan videoları indirebiliyor ve sınırsız sayıda relaxed video üretebiliyor.</p>



<p>Yazımın sonuna gelirken, Sora&#8217;nın AI konusunda devrim yaratabilecek büyük bir potansiyele sahip olduğu konusunda aynı fikirdeyiz diye düşünüyorum. SORA bu gidişle yakın gelecekte video prodüksiyonundan pazarlamaya kadar birçok alanda maliyetleri düşürerek yenilikçi içeriklerin üretimini mümkün kılacak. Ancak OpenAI&#8217;ın bu tür güçlü araçların beraberinde getirdiği etik ve güvenlik sorunlarını da çözmesi gerekecek. Sora&#8217;nın geleceği, yalnızca teknoloji geliştikçe nasıl evrileceğine değil, aynı zamanda onu doğru ve sorumlu bir şekilde kullanmanın yollarıyla da alakalı olacak.Yapay zekanın insan yaratıcılığıyla birleşerek daha önce hayal bile edilemeyen yeni işlere imza atacağı bir döneme girdik bile. Bu noktada yeniliklere geç kalmayıp çağa ayak uyduranlar şüphesiz çok daha avantajlı olacaktır.</p>



<p>Bir sonraki yazıya dek, hoşçakalın…</p>
<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info/dijital/sora-bir-yapay-zeka-macerasi/">SORA: Bir Yapay Zeka Macerası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info/author/admin/">Mert Altuntaş</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gelecekpostasi.info/dijital/sora-bir-yapay-zeka-macerasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2024’ün Sonu: Yıl Sonu Alışveriş Trendi ve Tüketicinin Yeni Yüzü</title>
		<link>https://www.gelecekpostasi.info/trendler/yil-sonu-alisveris-aliskanliklari/</link>
					<comments>https://www.gelecekpostasi.info/trendler/yil-sonu-alisveris-aliskanliklari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mert Altuntaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Dec 2024 13:15:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Life]]></category>
		<category><![CDATA[Trendler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gelecekpostasi.info/?p=1893</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası - Dijital D&uuml;nya ve Sosyal Medya&#039;dan En Son Haberler</a></p>
<p>2024’ün sonlarına geldiğimizin şu günlerde, yılın son yazısını neden yıl sonu alışveriş trendi ve tüketici alışkanlıklarına ayırmayalım diye düşündüm. Hepimizin bildiği gibi Kasım ve Aralık ayları tüketici davranışları açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Black Friday ve Cyber Monday’in sonrası Aralık ayı, hem tatil sezonunun hem de yılbaşı hazırlıklarının yoğunlaştığı bir zaman dilimidir. Bu dönemde, tüketicilerin alışveriş alışkanlıkları, harcama eğilimleri ve satın alma kararları, diğer zamanlardan oldukça farklılık gösterir. Hem ticari işletmeler hem de markalar, bu özel dönemi etkili bir şekilde yönetebilmek için tüketici davranışlarını doğru analiz etmek zorundadır. Ayrıca yaşadığımız ülkedeki enflasyonun mevcut durumunu düşündüğümüzde fiyatlar konusundaki ekstra hassasiyet eyiliminin </p>
<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info/trendler/yil-sonu-alisveris-aliskanliklari/">2024’ün Sonu: Yıl Sonu Alışveriş Trendi ve Tüketicinin Yeni Yüzü</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info/author/admin/">Mert Altuntaş</a></p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası - Dijital D&uuml;nya ve Sosyal Medya&#039;dan En Son Haberler</a></p>

<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-7 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex"></figure>



<p>2024’ün sonlarına geldiğimizin şu günlerde, yılın son yazısını neden yıl sonu alışveriş trendi ve tüketici alışkanlıklarına ayırmayalım diye düşündüm. </p>



<p>Hepimizin bildiği gibi Kasım ve Aralık ayları tüketici davranışları açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Black Friday ve Cyber Monday’in sonrası Aralık ayı, hem tatil sezonunun hem de yılbaşı hazırlıklarının yoğunlaştığı bir zaman dilimidir. Bu dönemde, tüketicilerin alışveriş alışkanlıkları, harcama eğilimleri ve satın alma kararları, diğer zamanlardan oldukça farklılık gösterir. Hem ticari işletmeler hem de markalar, bu özel dönemi etkili bir şekilde yönetebilmek için tüketici davranışlarını doğru analiz etmek zorundadır. Ayrıca yaşadığımız ülkedeki enflasyonun mevcut durumunu düşündüğümüzde fiyatlar konusundaki ekstra hassasiyet eyiliminin diğer ülkelere göre daha farklı bir davranışsal yapılaşmayı beraberinde getirdiğini de söyleyebilirim. Peki, yılın son ayında tüketicilerin davranışları nasıl şekillenir? Bu dönemde neler öne çıkar? İşte yıl sonu tüketici davranışlarını anlamanızı sağlayacak birkaç önemli eğilim:</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-8 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><a target="_blank" href="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2024/12/yil-sonu-tuketici-aliskanliklari-v4.jpg"><img decoding="async" data-id="1897" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" data-layzr="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2024/12/yil-sonu-tuketici-aliskanliklari-v4-1024x729.jpg" alt="" class="wp-image-1897"/></a></figure>
</figure>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>1. Alışveriş Çılgınlığı: İndirimler ve Hediyeler</strong></h3>



<p>Yılın son ayında tüketici harcamaları genellikle önemli bir artış gösterdiğini biliyoruz. Yılbaşı ve tatil dönemine hazırlık için yapılan alışverişler, özellikle hediye almak amacıyla yoğunlaşır. Yıl sonu indirimleri (çoğu marka bunu &#8220;öz&#8221;de değil &#8220;söz&#8221;de yapıyor farkındayım), tüketicilerin alışverişe olan ilgisini artırır. Özellikle yeni geride bıraktığımız Black Friday, Cyber Monday gibi büyük alışveriş günleri, yıl sonu harcamalarının zirveye ulaşmasına neden olur. Ancak harcama eğrisi bu önemli günlerden sonra aşağı doğru bir ivme gösterse de asla radikal bir dip yapma durumu olmaz. Çünkü yeni yıla az bir süre kalmıştır. Tüketiciler, bu dönemde hem hediye almak hem de yılbaşı alışverişi için özel fırsatlar ararlar. </p>



<p>Sadece Aralık ayının ilk haftaları değil, pek çok markanın &#8220;Sevdiklerinize hediye için son dakika fırsatı&#8221; olarak tüketicide aciliyet uyandırdığı yılın son günleri de alışveriş için ideal zamanlardır. Tüketiciler, yıl sonu indirimlerini kaçırmamak için alışveriş yapmayı tercih eder. İndirimler, yılbaşı alışverişinin temel itici gücüdür. Özellikle elektronik ürünler, giyim ve kozmetik gibi hediyelik eşyaların rağbet gördüğü bu dönemde, indirimler büyük rol oynar.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>2. Kişisel İhtiyaçlar ve Hedefler: Yeni Yıl Kararları</strong></h3>



<p>Yılbaşı dönemi, tüketicilerin sadece fiziki ihtiyaçlarını değil, aynı zamanda kişisel hedeflerini ve manevi ihtiyaçlarını da gözden geçirdiği bir dönemdir. İnsanlar, yeni yıl için sağlık, fitness, kariyer veya kişisel gelişimle ilgili kararlar alabilir. Bu nedenle, fitness ekipmanları, sağlıklı yaşam ürünleri veya kişisel gelişim kitapları gibi ürünlere olan talep artar.  Ayrıca Eco-Friendly ürün başlığı altında geri dönüşüme uğramış maddelerden üretilen ürünler de ekstra rağbet görecektir.</p>



<p>Markalar, yeni yıl kararlarına yönelik pazarlama stratejileri geliştirerek, tüketicilerin bu hedeflerine hitap edebilir. Yılbaşı öncesi, daha sağlıklı yaşam tarzları benimsemek, kilo vermek veya zihinsel sağlığı iyileştirmek gibi hedeflerin ön plana çıktığı bir dönem olarak da kabul edilebilir. Bu doğrultuda, sağlık ve fitnessla ilgili ürünlerin yanı sıra insanların ruhuna iyi gelecek servis ve ürünler de rağbet görecektir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-9 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><a target="_blank" href="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2024/12/yil-sonu-tuketici-aliskanliklari-v2.jpg"><img decoding="async" data-id="1898" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" data-layzr="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2024/12/yil-sonu-tuketici-aliskanliklari-v2.jpg" alt="" class="wp-image-1898"/></a></figure>
</figure>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>3. Dijitalleşme ve E-Ticaretin Yükselişi</strong></h3>



<p>Yıl sonu alışverişlerinde dijital platformların rolü her geçen yıl daha fazla artmaktadır. Tüketiciler, mağaza ziyaretleri kadar online alışverişe de yönelirler. E-ticaret sitelerinin mobil uyumluluğu, hızlı teslimat seçenekleri ve kullanıcı dostu arayüzleri hiç olmadığı kadar önemlidir. Ayrıca müşteriye özel yapılan ek indirimler de tüketicilerin markaları tercihlerinde önemli bir faktör haline gelir. Ayrıca, yıl sonu alışverişinde sosyal medyanın etkisi de büyüktür. Markalar, kampanyalarını sosyal medya üzerinden duyurur. Influencer&#8217;larla iş birlikleri bu dönemde sıklaştırarak daha geniş bir kitleye ulaşmayı hedeflerler.</p>



<p>Yıl sonu ayrıca, reklamcılar arasında her sene şakası yapılan “Bu Sene Mobilin Yılı Olacak” dendi ama olmadı önermesinin her geçen yıl daha da fazla artış gösteren bir gerçeğe dönüşmesinin de tezahürüdür. Yılbaşı alışverişinin çoğu mobil cihazlar üzerinden gerçekleşir. Tüketiciler, telefonları üzerinden indirimli ürünleri takip eder, alışveriş yapar ve hediyelerini seçerler. Bir önceki seneye göre mobil alışveriş hacminde %12.8’lik bir artış beklendiği de bu iddiaları destekler niteliktedir. Bu konuda Adobe’un güncel yaptığı araştırmaya ait yazıya <a target="_blank" href="https://evrimagaci.org/tpg/mobile-shopping-thrives-as-thanksgiving-approaches-71812?srsltid=AfmBOooQJS0FA7IzDDRRimqSxLr7d7jH6_EZbb9H6515YywMfPnnSU7i">linkten</a> ulaşabilirsiniz.&nbsp;</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>4. Sosyal Medya Platformları ve Influencer Etkisi</strong></h3>



<p>Yıl sonu döneminin, sosyal medyanın tüketici alışkanlıkları üzerinde güçlü bir etkisi olduğunu biliyoruz. Tatil planları yapılırken, hediye önerileri ve yeni yıl için ilham ararken bu platformlarda vakit geçiriliyor.</p>



<p>Markalar ve işletmeler, bu dönemde etkili sosyal medya stratejileri geliştirir ve influencer’lar aracılığıyla daha fazla kişiye ulaşmaya çalışırsa başarılı olmamaları için bir neden yoktur. Influencer’lar, özellikle genç tüketiciler üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir. Bu nedenle, markalar sosyal medyada etkili kampanyalar yaparak tüketicilerin ilgisini çekebilirler. Bu konuda ufkunuzu açabilecek, Afluencer’da geçtiğimiz günlerde okuduğum adlı <a target="_blank" href="https://afluencer.com/influencer-marketing-and-christmas-what-you-need-to-consider/">mini makaleyi</a> tavsiye ederim.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-10 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><a target="_blank" href="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2024/12/yil-sonu-tuketici-aliskanliklari-v6.jpg"><img decoding="async" data-id="1895" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" data-layzr="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2024/12/yil-sonu-tuketici-aliskanliklari-v6.jpg" alt="" class="wp-image-1895"/></a></figure>
</figure>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>5. Aile ve Sosyal Bağlantılar: Aile İhtiyaçları</strong></h3>



<p>Yıl sonunda tüketiciler, hem kendilerine hem de ailelerine yönelik alışveriş yapmayı tercih ediyorlar. Aile üyelerine alınacak hediyeler, ev dekorasyonu, kışlık giysiler ve ev aletleri gibi ürünlerin yıl sonu alışverişlerinde de yoğun talep gördüğünü biliyoruz. Aile değerlerinin ön planda olduğu bu dönemde, pazarlama ve reklam stratejilerinin bu doğrultuda olması fayda sağlayacaktır. </p>



<p>Bunların yanı sıra Gen Z dediğimiz jenerasyona da ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Daha önceki <a target="_blank" href="https://www.gelecekpostasi.info/trendler/markalar-gen-zye-nasil-ulasmali/">Markalar Gen Z&#8217;ye Nasıl Ulaşmalı?</a> yazımda da belirttiğim gibi neredeyse tüm Gen Z&#8217;lerin akıllı telefon ve sosyal medya kullandığı bu dönemde onların sosyal bağlantıları, yakınları ve kendilerine alışveriş yapma alışkanlıklarının da etraflıca analiz edilmesi bu dönemde çok önemlidir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>6. Yıl Sonu İhtiyaçları ve Hediye Seçimleri</strong></h3>



<p>Yılbaşı, tüketicilerin sevdiklerine hediye almak için harcama yapacakları özel bir dönemdir. Hediye seçimlerinde genellikle kişisel, anlamlı ve fonksiyonel ürünler öne çıkar. Bu nedenle, markalar hediye rehberleri, kampanyalar ve önerilerle tüketicilere yardımcı olmalıdır. Elektronik ürünler, giyim, oyuncaklar, parfümler ve aksesuarlar gibi hediyelik eşyalar popüler seçenekler arasında yer alır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-11 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><a target="_blank" href="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2024/12/yil-sonu-tuketici-aliskanliklari-v3-1.jpg"><img decoding="async" data-id="1901" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" data-layzr="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2024/12/yil-sonu-tuketici-aliskanliklari-v3-1.jpg" alt="" class="wp-image-1901"/></a><figcaption class="wp-element-caption">xr:d:DAENvmqIY7Q:704,j:7216300105878347884,t:23103006</figcaption></figure>
</figure>



<p>Yukarıda belirttiğim maddelerin yanı sıra bir sonraki sene için benzer durumlara içgörü bazı oluşturaması için yazılmış çok faydalı bir yazı var. Geçtiğimiz günlerde Think with Google sitesinde okuduğum <a target="_blank" href="http://2025 için en önemli dijital pazarlama trendleri ve tahminleri">&#8220;2025 için en önemli dijital pazarlama trendleri ve tahminleri&#8221;</a> makalesinde de bu noktaya temas edebilecek çok faydalı bilgiler bulabilirsiniz.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading">Herkese Şimdiden İyi Yıllar Dilerken</h2>



<p>Şunu unutmamak gerekiyor ki<strong> </strong>yıl sonu, tüketici davranışlarının şekillendiği ve harcama eğilimlerinin hızla değiştiği bir dönem.&nbsp;Tüketiciler, yılbaşı ve tatil sezonunun getirdiği fırsatları değerlendirmek için alışveriş yapmaya eğilimlidir. Dijitalleşme, sosyal medya etkisi, kişisel hedefler ve aile odaklı alışveriş gibi unsurlar, bu dönemde tüketici davranışlarını etkileyen önemli faktörlerdir. Markalar, yıl sonu stratejilerini bu faktörlere odaklanarak şekillendirirse, bu dönemde satışlarını ciddi oranda arttırabilirler.&nbsp;</p>



<p>Yazımın sonuna gelirken hepinize hayallerinizin gerçekleşeceği güzel bir yıl diliyorum. Son olarak sevdiklerinize ufak da olsa hediyeler almayı unutmayın <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Bir sonraki yazıya dek hoşçakalın&#8230;</p>
<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info/trendler/yil-sonu-alisveris-aliskanliklari/">2024’ün Sonu: Yıl Sonu Alışveriş Trendi ve Tüketicinin Yeni Yüzü</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info/author/admin/">Mert Altuntaş</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gelecekpostasi.info/trendler/yil-sonu-alisveris-aliskanliklari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Google Çerezleri Ne Zaman Kaldıracak?</title>
		<link>https://www.gelecekpostasi.info/google/google-chromedaki-cerezleri-ne-zaman-kaldiracak/</link>
					<comments>https://www.gelecekpostasi.info/google/google-chromedaki-cerezleri-ne-zaman-kaldiracak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mert Altuntaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jul 2024 17:11:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Google]]></category>
		<category><![CDATA[Trendler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gelecekpostasi.info/?p=1870</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası - Dijital D&uuml;nya ve Sosyal Medya&#039;dan En Son Haberler</a></p>
<p>Google, yakın zamanda, pandemi döneminden bu yana gündemde olan ve hem reklamverenleri hem de Chrome tarayıcı kullanıcılarını yakından ilgilendiren çerez stratejisini bir kez daha ertelediğini duyurdu. Safari ve Mozilla&#8217;nın daha önce uyguladığı üçüncü parti çerezlerin engellenmesi politikası, Google&#8217;ın kendi tarayıcısı Chrome&#8217;a entegrasyonu açısından uzun süredir bekleniyordu. Ancak entegrasyon sürecinin tamamlanması, beklenenden daha uzun süreceğe işaret ediyor gibi görünüyor. Bu konunun sebeplerine yazının ilerleyen bölümlerinde değineceğim, ancak reklamverenlerden geliştiricilere, hukukçulardan Google gibi asıl muhttaplara kadar tüm paydaşların her birinin bu süreçte az ya da çok etkisi olduğunu belirterek başlamak doğru olacaktır. Büyük resme baktığımızda, duyurulduğu ilk günden itibaren şüpheyle yaklaşılan bu </p>
<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info/google/google-chromedaki-cerezleri-ne-zaman-kaldiracak/">Google Çerezleri Ne Zaman Kaldıracak?</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info/author/admin/">Mert Altuntaş</a></p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası - Dijital D&uuml;nya ve Sosyal Medya&#039;dan En Son Haberler</a></p>

<p>Google, yakın zamanda, pandemi döneminden bu yana gündemde olan ve hem reklamverenleri hem de Chrome tarayıcı kullanıcılarını yakından ilgilendiren çerez stratejisini bir kez daha ertelediğini duyurdu. Safari ve Mozilla&#8217;nın daha önce uyguladığı üçüncü parti çerezlerin engellenmesi politikası, Google&#8217;ın kendi tarayıcısı Chrome&#8217;a entegrasyonu açısından uzun süredir bekleniyordu. Ancak entegrasyon sürecinin tamamlanması, beklenenden daha uzun süreceğe işaret ediyor gibi görünüyor. Bu konunun sebeplerine yazının ilerleyen bölümlerinde değineceğim, ancak reklamverenlerden geliştiricilere, hukukçulardan Google gibi asıl muhttaplara kadar tüm paydaşların her birinin bu süreçte az ya da çok etkisi olduğunu belirterek başlamak doğru olacaktır.</p>



<p>Büyük resme baktığımızda, duyurulduğu ilk günden itibaren şüpheyle yaklaşılan bu konunun yavaş da olsa dijital dünyaya entegre olmaya başladığını gördük. Bugün itibariyle Safari ve Mozilla’nın aldıkları erken aksiyon sonucu bir adım öne geçmiş olduğunu biliyoruz. Peki ya Google çerezleri tamamen ne zaman kaldıracak? Bunun cevabı net olarak belli olmasa da mevcut detaylarla beraber sürecin güncel durumu ve önümüzdeki dönemde bizi neler bekliyor detaylı olarak analiz edeceğiz.</p>



<p>Peki bu konu neden bu kadar çok konuşuluyor diye merak ediyorsanız cevabı basit: Dünyada neredeyse her 3 kişiden 2’sinin kullandığı popüler bir <a target="_blank" href="https://en.wikipedia.org/wiki/Usage_share_of_web_browsers">tarayıcıysanız</a> bu tür aksiyonları alırken herkesin gözünün sizin üzerinizde olması normaldir. Attığınız her adım bir şekilde kamuoyuna yansır. Google tarafında şu an için devam eden bir süreç ve onay alınması gereken birden fazla merci olduğunu biliyoruz. Süreç devam ederken de reklamcılık ve kullanıcı gizliliği arasındaki hassas dengenin doğru bir şekilde analiz edilmesi oldukça kritik bir konu. Buna ek olarak markaların birinci parti veri toplama konusuna hız vermesiyle beraber bağlamsal hedefleme kaslarını geliştirmek gibi ileri noktalara ulaştığını görmek de umut verici. &nbsp;</p>



<p>Görece az sayıda olsa da bazı markalar doğru bir strateji oluşturup, uzun süredir bu değişikliğe uyum sağlamak için çaba harcarken, henüz neredeyse aksiyon almamış markaların sayısı hiç de az değil. Bu noktada çerezsiz dünyanın, çevrimiçi reklamcılık ve kullanıcı gizliliği konularında daha sağlıklı bir çözüm bulunması için büyük bir fırsat olabileceğini idrak edebilmek gerekiyor. Bu konuya da ayrıca değineceğiz.</p>



<p>Asıl kısma geçmeden önce, konumuzu &nbsp;daha detaylı ele alabilmek için çerezlerin ya da diğer bir deyişle “Cookie’lerin” tarihçesini iyi anlamak gerekiyor. Yazının sonraki bölümlerinde ise Google ve diğer tarayıcıların bu kararı almadaki motivasyonu, Google’ın şu an ne noktada olduğu, yaşadığı zorluklar, markaların ne gibi adımlar atması gerektiği ve gelecek dönemde bizi neler beklediğine dair detaylardan bahsedeceğiz. Gelin öncelikle hep beraber “Cookie” dediğimiz çerezlerin çıkış noktası neymiş bir göz atalım:</p>



<p></p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Üçüncü Parti Çerezler Nedir? Nasıl Çalışır?</strong></h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><a target="_blank" href="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2024/07/318049679_950x600.jpg"><img decoding="async" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" data-layzr="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2024/07/318049679_950x600.jpg" alt="" class="wp-image-1876" style="width:596px;height:auto"/></a></figure>



<p>İlk olarak 1994 yılında ortaya çıkan 3. Parti çerezler, milenyum çağının başlarından itibaren gitgide etkisini arttırarak dijital reklam sektörünün olmazsa olmaz araçlarından biri haline geldi. Konumuz yoğun olarak Google’ın 3. Parti çerezlere ait aksiyon kararı ve sonrasındaki gelişmeler olacağı için çerez nedir konusunu mümkün olan en kısa şekilde özetlemek istedim. Bu konuya daha detaylı bakış atmak isterseniz daha önce yazdığım <a target="_blank" href="https://www.gelecekpostasi.info/trendler/cookie-rehberi-ve-cookie-less-gelecek/">Cookie Rehberi ve Cookie-less Gelecek </a>makaleme de göz atabilirsiniz.</p>



<p>Çerezler tanım bakımından: websitesi sunucusu tarafından tanımlanan ve depolanan Id bazlı <strong>birinci parti çerezler</strong>, bir şirketten diğerine aktarılan birinci parti verilere verilen <strong>ikinci parti çerezler</strong> ve son olarak kullanıcının bir web sitesini ziyaret ettiğinde, o siteye ait olmayan bir sunucudan gönderilen <strong>üçüncü parti çerezler</strong> olarak 3 ana başlıkta toplanır. Bugün yoğun olarak konuşacağımız üçüncü parti çerezleri ise genellikle kullanıcının farklı web siteleri arasındaki etkileşimlerini izlemek ve onlara kişiselleştirilmiş reklamlar göstermek amacıyla kullanılan küçük dosyalar olarak tanımlıyoruz.Üçüncü parti çerezler, belirli bir web sitesindeki belirli bir aksiyon kodu veya etiketi aracılığıyla tanımlanır ve farklı bir alan altında depolanır. Üçüncü parti çereze, üçüncü parti sunucunun kodunu yükleyen herhangi bir web sitesi erişebilir.</p>



<p>Üçüncü parti çerezlerin çalışma prensibine baktığımızda çok farklı amaçlar doğrultusunda çalıştıklarını görüyoruz. Örneğin kullanıcıların seyahat ettikleri yerleri takip ederek onlara kişiselleştirilmiş reklamlar göstermeye yardımcı olabilirler. Ya da diyelim ki bir davete katılacaksınız ve ortama uygun kıyafet bakıyorsunuz. Arama geçmişiniz ve dijital ayak izlerinizi takip eden üçüncü parti çerezler Facebook gibi sosyal medya sitelerinde size ilgilenebileceğiniz kıyafetleri gösterebilir. Bu ve buna benzer durumlarda üçüncü parti çerezler,&nbsp; internet üzerinde bıraktığınız ayak izlerini kullanarak davranışsal, ilgi alanı, satın almaya meyil ya da arama geçmişinizden hareketle daha özel sayılabilecek cinsiyet, sağlık, gelir, aile durumu gibi bilgilere ulaşabilir. Hatta daha da ileri giderek size bu bilgilerle bağlantılı reklamlar gösterebilir. Bu durum bazı kesimler için hayat kolaylaştırıcı gibi görünse de gitgide daha da rahatsız edici boyutlara ulaşabiliyor. Aslında sorunun ortaya çıkış noktası burada başlıyor diyebiliriz.</p>



<p></p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Üçüncü Parti Çerezler Zararlı mı?</strong></h2>



<p>Üçüncü parti çerez tartışmaları ne zamandan beri var bunu görmek için epey bir geriye gitmek gerekiyor. Aslında milenyuma girdiğimiz dönemin başına kadar giden bu süreç bir bakıma kısır döngü halini almış durumda.&nbsp; 2002&#8217;de Avrupa Birliği tarafından açıklanan <a target="_blank" href="https://termly.io/resources/articles/cookie-law/">ePrivacy</a> direktifi ile beraber websitelerin ziyaretçilere ait özel denebilecek verileri alırken rıza almaları gerektiği onaylanmıştı. </p>



<p>Özellikle Avrupa Birliği ülkeleri etrafında başlayan bu tür yönetmelikler 2018&#8217;de GDPR, sonrasında Abd eyaletleri ve dünya genelindeki gizlilik düzenlemeleriyle kapsamı oldukça genişlemiş oldu.</p>



<p>&nbsp;Bu yasalara detaylıca değinmeyeceğiz ancak konuyla doğrudan ilgili oldukları için genel bir özet geçmekte fayda var. Bahsettiğimiz düzenlemelerle beraber sorumlu taraflar, çerezleri kişisel bir veri olarak kabul ederek, kullanıcıya özel bilgiler içeren bu dosyaları toplamadan önce kullanıcı onaylarının olmazsa olmaz olduğunu kabul etmiş oldular. Bu tür yasaları kabul eden coğrafyaların genişlemesiyle birlikte bugün tüketiciler ve onların yasama organları, kullanıcıların gizlilik haklarına saygı gösteren, daha güvenli, şeffaf deneyimler sunan web için sürdürülebilir bir iş modeli talep edebiliyor.</p>



<p>Yasaların genel çerçevesine baktığımızda üçüncü parti çerezlerin yasa dışı olmadığını söyleyebiliriz. Ancak çerezlerin kullanıcıların izni olmaksızın kişisel verileri toplamak için kullanılması yasa dışıdır. Web sitelerinden toplanarak paylaşılan çok sayıda üçüncü taraf çerezin, kullanıcıların rızası veya bilgisi dahi olmadan elde edilebildiğini, dijital reklam endüstrisi için havuzlara gönderildiğini, ticaretinin yapıldığını ve satıldığını biliyoruz. Örnekten hareketle dijital reklamlar üzerine yoğunlaşılmış gibi görünse de diğer yandan verilerimiz siber suçlular tarafından kullanıcıları taklit etmek, finansal veri toplamak, şifreleri çalmak vb. için de sıklıkla kullanıldığı için özellikle üçüncü parti çerezlerin derin bir sorgudan geçirilmesine şaşırmamak gerek.</p>



<p>Kapsam olarak baktığımızda, üçüncü taraf çerezlerin topladığı kişisel veri türleri, bireysel IP adreslerinden hassas arama ve tarayıcı geçmişlerine, cihazlarla ilgili belirli detaylara kadar uzanabiliyor ve sağlık, cinsellik, aile, siyasi inançlar, dini inançlar gibi özel bilgiler içerebiliyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><a target="_blank" href="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2024/07/istockphoto-495173592-612x612-1.jpg"><img decoding="async" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" data-layzr="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2024/07/istockphoto-495173592-612x612-1.jpg" alt="" class="wp-image-1879"/></a></figure>



<p>Problem aslında sadece topladıkları kişisel veri miktarı veya o verinin hassas doğası değil. Çerezlerin topladığı tüm veriler, son beş yılda yaptığınız Google aramalarında, alışveriş işlemlerine ya da sosyal medyadaki profilinize kadar binlerce veri noktasından oluşan geniş profiller oluşturmak için kullanılabiliyor. Bu profillerden kullanıcının kişiliği ve yaşamı hakkında çıkarımlar yapılıp bu çıkarımlar reklam verenlere satılıyor, onlar da sırasıyla reklamlarını mikro düzeyde, bireysel olarak hedefleyebiliyorlar. Başlangıçta zararsız gibi gözüken bu süreç, bilgileriniz güvenli bir biçimde tutulmadığı takdirde siber suçlara dahil edilmesi gibi ekstrem ancak gayet olası birtakım vak&#8217;alarla gün yüzüne çıkabiliyor. Bu sadece bir örnek de olsa çerezlerin hukuğa aykırı olarak toplanıp kullanmasıyla beraber şu gibi zararlı durumlar da ortaya çıkabiliyor:</p>



<p>       <strong>1. Güvenlik Riski: </strong>Üçüncü parti çerezler, kullanıcıların gizliliğini tehlikeye atabilir ve kişisel bilgilerin izinsiz olarak toplanmasına yol açabilir.</p>



<p>       <strong>2. Gizlilik İhlali: </strong>Üçüncü parti çerezler, kullanıcıların çevrimiçi davranışlarını izlemek ve profiller oluşturmak için  kullanılabilir. </p>



<p>       <strong>3. Reklam Tacizi:</strong> Üçüncü parti çerezler, kullanıcıların çevrimiçi etkinliklerini izleyerek kişiselleştirilmiş reklamlar göstermek için kullanılabilir. Bu, kullanıcıları sürekli olarak takip edilen veya istenmeyen reklamlarla karşı karşıya bırakabilir.</p>



<p>Yukarıdaki maddelerden de anlaşılacağı üzere üçüncü taraf çerezler takip mekanizmaları dolayısıyla elde ettikleri verileri kullanıcıların davranışlarını tahmin etmek için kullanan, milyar dolarlık reklam teknolojisi endüstrisine bu tür ham, gizlilik ihlali verilerini sağlayabiliyor. Reklamverenler ise kişiselleştirilmiş reklamların web sitenizde kullanıcılara nasıl gösterildiğinin altyapısını oluşturan, gerçek zamanlı teklif verme müzayedelerinde gösterim sağlamak için her gün ödeme yapıyorlar. Yani veri elde etmek ve verinin kullanımı katmanlarına baktığınız katmanlı ancak içerisinde büyük paraların döndüğü bir yapı ortaya çıkıyor.</p>



<p>Yukarıda altını çizdiğimiz tartışmalar sonrasında hukuğa uygun olmak ve mevcut müşterilerini kaybetmemek amacıyla bazı tarayıcılar aksiyonlar almaya başladı. 2014 yılından itibaren konuşulmaya başlanan 3’rd Party Çerezlerin kaldırılması için sonun başlangıcı, Firefox ve Safari&#8217;nin 2019-2020 arasındaki atılan adımlarıyla hiç olmadığı kadar “gerçek” bir hal aldı. Bu durum, uzun süredir konuşulan ancak fiiliyata dökülmemiş konunun ne kadar ciddi bir hale geldiğini gözler önüner serdi.</p>



<p>Daha önceki <a target="_blank" href="https://www.gelecekpostasi.info/trendler/cookie-rehberi-ve-cookie-less-gelecek/">Cookie makalemde</a> değindiğim üzere Firefox, 2019&#8217;da <strong><a target="_blank" href="https://piwik.pro/glossary/enhanced-tracking-protection/#:~:text=Enhanced%20Tracking%20Protection%20(ETP)%20is,access%20from%20third%2Dparty%20trackers">Enhanced Tracking Protection </a>(ETP)</strong> programı aracılığıyla üçüncü parti çerezi varsayılan olarak sınırlamıştı. Apple&#8217;ın Safari tarayıcısı da 2020&#8217;de <strong><a target="_blank" href="https://piwik.pro/glossary/intelligent-tracking-prevention-itp/">Intelligent Tracking Prevention</a> (ITP) özelliği</strong> ile benzer bir adım atmıştı. Google ise diğer tarayıcıların aksine bu konuyu biraz daha ağırdan alarak 2020’nin Ocak ayında durumla ilgili somut adımlara başlayacağını belirtmişti. Peki bugün itibariyle Google diğerlerine göre çok mu geride kaldı?</p>



<p></p>



<h2 class="wp-block-heading">Google Üçüncü Parti Çerezlerin Kaldırılması Konusunda Şu An Ne Durumda?</h2>



<p>Google 2020 yılından itibaren üçüncü parti çerezleri kaldırmaya yönelik çalışmalarına başladı. Bununla beraber tamamen kaldırma durumu henüz maalesef tamamlanamadı. Çerezlerin tamamen kaldırılmasının erteleme kronolojisine baktığımızda, ilk olarak 2023’e, daha sonra da 2024’ün Ocak ayına ertelendiğini gördük. Şimdiyse Google, üçüncü parti çerezlerin kaldırılmasını bir kez daha, yani üçüncü kez ertelediğini duyurdu. Görünüşe göre 2024’ün ikinci yarısında da üçüncü parti çerezleri ortadan kaldırmayacak olan teknoloji devinin bu kararı almasındaki en büyük pay CMA (<strong>İngiltere Rekabet Kurulu)</strong> ve ICO <strong>(Bilgi İletişim Komisyonu)’ya</strong> ait. Google bu iki kurumun yönlendirmeleriyle endüstriden gelen test geri dönüşlerini daha detaylı inceleme kararı aldı. Kurumlar, Google’ın rekabet konusundaki endişeleri çözmek için daha fazla ilerlemesi gerektiğini açıkladı. En son hazırlanan raporda, bulut sağlayıcıların rolünden veri yönetimi ve gizliliğine kadar 80’e yakın endişe maddesi listelenerek Google’dan daha efektif aksiyonlar alınması talep edildi.</p>



<p>Rekabet Kurulu, söz konusu geri dönüşlerin temmuz ayının başına kadar teslim edilmesini talep ediyor ancak Google bu tarihte kendisinden bekleneni yapabilecek mi göreceğiz. Şu anki duruma baktığımızda durum pek de iç açıcı gözükmüyor. ICO, temel olarak Google&#8217;ın gizlilik değerlendirmelerini pek de doğru yapmadığını söylüyor. Bu da Privacy Sandbox’u hiç olmadığı kadar sorgulanır hale getiriyor. Bilmeyenler için <strong><a target="_blank" href="https://developers.google.com/privacy-sandbox/overview">Privacy Sandbox</a></strong>,&nbsp;web kullanıcılarını kişisel olarak izlemek yerine benzer ilgi alanlarına sahip toplulukları bir araya getiren, verinin gizliliğini odağında tutan, kullanıcıları anonim ve bazı özel bilgilerini açığa çıkarmadan tespit edilebileceğini iddia eden Google’ın geliştirdiği bir teknoloji. Yani üçüncü parti çerezlerin kaldırılmasının hızlanması için bu projenin başarıya ulaşması şart.</p>



<p>Şu an Google için yakın zamanda belli olacak iki olası final gözüküyor: Eğer Privacy Sandbox Google&#8217;ın iddia ettiği kadar başarılı ise, nihayetinde kabul edilecek ve sorunsuz bir şekilde devreye alınacaktır. Bu da Google’ın rakip tarayıcılara yetişerek geç de olsa başarılı bir final yapacağını gösterir. Başarısızlık durumunda ise, yapılan büyük yatırım çöpe atılıp farklı çözümler üzerinde çalışılmaya başlanabilir. Kötü senaryoya baktığımızda Sandbox’un kriterlere uyumlu olmadığının anlaşılması sonrası bu durum muhtemelen birçok alternatif dijital reklam çözümünün de sorgulanacağı anlamına gelir. Böyle bir durumda dijital reklamcılığın altyapısı da tehlike altında olabilir. Bir kez daha belirtmek gerekirse şu an kesin olan bir durum yok. Privacy Sandbox, uzun zamandır farklı API&#8217;ların geliştirildiği ve test edildiği bir tekrarlı süreç ve bu süreç hala devam ediyor. Pek çok farklı kaynağa göre bu süreç geçtiğimiz sene çığır açma noktasına ulaşmış gibi görünüyordu, çünkü Privacy Sandbox girişimi, Chrome&#8217;un 115 sürümü için altı yeni (çerez yerine geçen) API yayınlayacaklarını duyurdu. <a target="_blank" href="https://developers.google.com/privacy-sandbox/overview?hl=tr">Google’ın bu konudaki site açıklamasında</a> Chrome&#8217;un daha gizlilik dostu hale getirilmesi ve gizlilik ihlali olmayan hedefli reklamcılığın etkinleştirilmesi için nasıl kapsamlı şekilde çalıştıkları duyrulmuştu<a target="_blank" href="https://developers.google.com/privacy-sandbox/overview?hl=tr">.</a></p>



<h2 class="wp-block-heading">Google Süreci Neden Sürekli Erteliyor?</h2>



<p>Reklamverenler, geliştiriciler ve düzenleyiciler, çerezleri kaldırma aşaması için yeterli bir hazırlık yapmamakla Google&#8217;ı eleştiredursun bugün itibariyle firma dünyadaki &nbsp;tüm Chrome kullanıcılarının %1&#8217;i için bir test olarak üçüncü parti çerezleri devre dışı bırakmaya başladı. Reklam sektöründeki birçok paydaş, Google’ın bu belirsizliğe son vermesini ve çerezleri kesin olarak kaldırmasını istiyor. Google cephesinde ise <a target="_blank" href="https://www.amitgoel.me/post/privacy-sandbox-no-code-in-simple-plain-english/">PMP Manager Amit Goel</a> geçtiğimiz günlerdeki bilgi paylaşımında “Bu girişimde kayda değer bir ilerleme olsa da, ekosistem genelinde bunu doğru yapmak için daha fazla zamana ihtiyaç olduğu açıkça görülüyor&#8221; dedi. Dünya üzerinde neredeyse her 3 kişiden 2’sinin kullandığı bir tarayıcıysanız bu tür büyük adımlar için iyi hazırlık yapmak gerekiyor. Devamlı olarak yaşanan ertelemeler ise pek çok sebepten kaynaklanıyor olabilir. Gelin hep beraber bu sebepler neler olabilir bakalım:</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><a target="_blank" href="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2024/07/Screenshot-2024-07-01-163129.png"><img decoding="async" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" data-layzr="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2024/07/Screenshot-2024-07-01-163129-1024x564.png" alt="" class="wp-image-1881" style="width:549px;height:auto"/></a></figure>



<ul>
<li><strong>Hazırlık Süreci:</strong></li>
</ul>



<p>Pazarlama ve reklam ajanslarının kampanyalarını ölçmek için Google&#8217;ın üçüncü taraf çerezlerini yoğun olarak kullandığını biliyoruz. Çerezlerin yavaş yavaş uygulamadan çıkarılmasıyla, birçok ajans ileriye dönük hangi alternatifleri kullanmaları gerektiği konusunda karanlıkta olduklarını hissediyorlar. WARC&#8217;ın en son <a target="_blank" href="https://www.campaignasia.com/article/advertisers-are-not-fully-prepared-for-the-demise-of-third-party-cookies-warc-sa/495628">Ölçümün Geleceği raporuna</a> göre pazarlamacıların sadece yarısı ( %51&#8217;i) üçüncü taraf çerez kullanımının sonuna geldiğimizi düşünüyor. Üçüncü taraf çerezlerin sona ermesi konusundaki belirsizlik, hala hazırlık yapmayan pazarlamacılar için de olumsuz bir durum teşkil ediyor. Çünkü çerezlerin kullanımdan kaldırılması durumunda net bir eylem planı oluşturmak için daha fazla zaman gerekebilir.</p>



<p><a target="_blank" href="https://www.salesforceben.com/google-delays-third-party-cookie-depreciation-again-more-time-to-prepare/"></a></p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><a target="_blank" href="https://www.salesforceben.com/google-delays-third-party-cookie-depreciation-again-more-time-to-prepare/"><img decoding="async" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" data-layzr="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2024/07/Google-ucuncu-taraf-cerezlere-markalar-hazir-mi.png" alt="" class="wp-image-1872" style="width:545px;height:auto"/></a></figure>



<ul>
<li><strong>Privacy Sandbox Yapısı</strong></li>
</ul>



<p>Google’ın çerezleri kaldırırken asıl motivasyonunun kendi Privacy Sandbox’ı ile onları değiştirmek olduğuna değinmiştik. Sandbox ile web sitelerinin gizliliği ihlal etmeden kullanıcı bilgilerine erişerek ve üçüncü taraf çerezler kullanmadan kullanıcı verilerini paylaşarak çevrimiçi reklamcılığı etkinleştirme amaçlanıyor. Ancak Sandbox, bunun pazarlamacıları olumsuz etkileyeceğine inanan uzmanlardan bazı sert eleştirilerle karşılaştı. Trade Desk&#8217;in CEO&#8217;su Jeff Green, Sendbox’un çok karmaşık olduğunu ve Chrome kullanıcıları için kötü bir kullanıcı deneyimine yol açacağını iddia ediyor. Google’ın bunun gibi pek çok yorum aldıktan sonra Sandbox üzeriinde daha çok çalışarak süreci uzattığı da olasılıklar arasında olabilir.</p>



<ul>
<li><strong>Zorluklar ve Denetim</strong></li>
</ul>



<p>İngiltere merkezli bir kurum olan Rekabet ve Pazarlar Kurumu (CMA)’nun , üçüncü taraf çerezlerin kaldırılma kararıyla ilgili endişelerini dile getirdiğine değinmiştik. Kurulun en büyük endişesi, bu kararın üçüncü taraf çerezlerin sona erdirilmesinin, diğer web reklamverenlerinin maliyetini kendi reklam faaliyetlerini desteklemek için artırma amacı taşıdığıdır. CMA&#8217;nın çaresizlikle kaçınmaya çalıştığı şey, Google lehine piyasa gücünün konsolidasyonudur. Üçüncü taraf çerezler olmadan, yayıncıların web sitelerini başarılı bir şekilde para kazanmalarının zor olacağını düşünüyorlar.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Çerezsiz Dünyaya Hazırlık için Ne Yapmalı?</strong></h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><a target="_blank" href="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2024/07/1704509640363.jpg"><img decoding="async" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" data-layzr="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2024/07/1704509640363.jpg" alt="" class="wp-image-1880" style="width:578px;height:auto"/></a></figure>



<p>Üçüncü taraf çerezlerin sona ermesi, dijital pazarlama uzmanları veya şirket ve web yayıncıları için, sürdürülebilir bir pazarlama modelinin nasıl uygulanabileceğini belirlemek amacıyla bir adım geri adım atmaya işaret edebilir. Bu durumda birinci parti çerez stratejinizi oluşturmak istiyorsanız, bunun için önerilen birkaç yöntem mevcut. Ancak bunu belirlemenin ve ayarlamanın tek bir kalıbı olmadığını unutmayın. Bu yöntemlere aşağıda değinmeden önce, çerez stratejisi oluştururken başlangı noktası olarak atabileceğiniz adımın web sitenizde bir veri ve izleme envanteri yapmak olduğunu ve yasal onay almakla başlayabileceğinizi unutmayın.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Sağlam Bir Onay Yönetimi Platformu Edinin</strong></h4>



<p>Çerez kullanıcıları olarak ne kadar veri topladığınızı ve bu verilerin nereden geldiğini anlayarak, elinizdekilerin ne kadarını işlediğinizi ve ne kadarının gereksiz yere tozlanıp gereksiz sunucu alanı kapladığını haritalayabilirsiniz.</p>



<p>Örneğin, web sitenize, Cookie Information gibi bir Onay Yönetimi Platformu (Consent Management Provider) kurarak başlayabilirsiniz. Sağlam bir CMP, alanlarınızı tarayabilir ve veri transferi risklerini, her satıcının gizlilik politikalarına yönlendiren bağlantıları ve bunların daha fazlasını gösterebilir. Bu platformlar aynı zamanda sitenize izleyiciler yerleştiren hizmetlerin bir listesini size verir.</p>



<p>Böylece platformunuzun kalbinde bir Onay Yönetimi Platformu ile, üçüncü parti çerez sonrası stratejinizi belirlerken onay temelli bir yaklaşımı da sağlarsınız. Unutmayın ki GDPR, ePrivacy direktifi ve dünya genelinde diğer gizlilik yasalarına uygunluk bu işin olmazsa olmazıdır.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Veri Toplama İçin Yasal Zemininizin Olduğundan Emin Olun</strong></h4>



<p>Bir CMP&#8217;ye sahip olarak, kullanıcılarınızın / ziyaretçilerinizin onayını yönetmek için bir sisteme sahip olursunuz. Bu nedenle bir CMP, özellikle üçüncü parti çerez sonrası dünyada gizlilik dostu bir pazarlama stratejisinin kalbinde yer alır. Ayrıca, Google Ads ve Analytics&#8217;i kullanmak istiyorsanız, CMP&#8217;nizin Google Onay Modu v2 (Consent Mode V2) ile entegre olduğundan da emin olun.</p>



<p>Onay Modu v2 API&#8217;leri, GA4, Google Ads ve Google&#8217;ın diğer reklam teknolojisi ürünleriyle iletişim kurar. Bu, Chrome&#8217;un üçüncü parti çerez sonrası işleyişinde hayati bir öneme sahiptir. Google ayrıca Onay Modu v2&#8217;yi zorunlu hale getirerek üçüncü taraf çerezlerin devredilmesini daha kaçınılmaz hale getirmiştir.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Üçüncü ve Birinci Parti Çerez Durumunuzu Analiz Edin</strong></h4>



<p>Daha önceki maddelerde belirttiğim çerez durumunuzu haritalarken, bu bilgileri kullanarak eldeki çerezlerin mevcut reklam stratejinizdeki rolünü analiz edin.</p>



<p>Pazarlama bütçemizin ve etkileşimlerimizin ne kadarı davranışsal profillemeyle ilişkilendiriliyor, bunu iyi analiz ederek başlayabilirsiniz.</p>



<p>Google&#8217;ın görüntüleme ağının çok geniş olduğunu biliyoruz. Yeni retargeting sisteminin, Sandbox girişimi temelinde Chrome&#8217;da nasıl sonuç vereceğini tartışın ve bu durumu değerlendirin.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>KPI&#8217;larınızı Yeniden Düşünün</strong><strong></strong></h4>



<p>Reklam engelleyicilerin yaygın kullanımı, gizliliği artırıcı tarayıcı ayarları ve tüketicilerin güvensizliklerinin artışı, web analitiği verilerine güvenmeyi ve dijital pazarlamacılar olarak ne ölçtüğümüzü sorgulamayı giderek zorlaştırdı. Bunu göz önünde bulundurarak, üçüncü parti çerez sonrası tablo bize daha çok kaliteye odaklanma ve daha az gösterişe odaklanma fırsatı sağlayabilir.</p>



<p>Gizlilik önlemlerinin tarayıcılarda ve platformlarda etkisini arttırmasıyla retargeting reklamlarının etkinliği sorgulanırken, sitenizde doğrudan katılım ve dönüşümleri yansıtan KPI&#8217;lar üzerinde odaklanmak faydalı olabilir.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Birinci Parti Veri Stratejisi Kurun</strong><strong></strong></h4>



<p>Sahip olduğunuz birinci parti veriyi denetleyerek başlayın. Kalitesi iyi mi?</p>



<p>Şu an bu veriyi kullanabiliyor musunuz? Onun kalitesini nasıl arttırabilirsiniz.?</p>



<p>Yalnızca mevcut birinci parti kitlenizi genişletmekten ziyade bu kitleyle marka bağınızı derinleştirmenin de yollarını düşünün.</p>



<p>En önemli maddelerden biri de ihtiyacınız olmayan veya aksiyona döndüremeyeceğiniz insanlar hakkında veri toplamayın. GDPR&#8217;nin sıkı bir amaç sınırlama kuralının olduğunu biliyoruz. Yani gereksiz yere daha fazla bilgiye ihtiyacınız yoktur.</p>



<p>Bununla birlikte, birçok yöntemle birinci parti kitlemizi arttırabiliriz. Örneğin: e-postalar, bültenler, anketler, promosyonlar, dijital etkinlikler, sadakat ve ödül programları, topluluklar oluşturma gibi.</p>



<p></p>



<h2 class="wp-block-heading">Son Söz&#8230;</h2>



<p>&nbsp;Üçüncü parti çerezlerin kaldırılması konusunda şu an bulunduğumuz noktada belirli bir yol kat edildiği açık ancak özellikle Google tarafında gidilecek yol var gibi görünüyor. Şunu da unutmamak lazım ki üçüncü taraf çerezlerin sonu, takibin sonu anlamına gelmeyebilir ve kişisel verileri işlemek için gerçek son kullanıcı onayına olan ihtiyaç, üçüncü taraf çerezler ve onların yerini alan teknolojilerden çok sonra da devam edebilir. Şu an için yazıda değindiğimiz sorunlar ve endişeler nedeniyle Google, üçüncü taraf çerezlerin kaldırılmasını 2025&#8217;in başına kadar ertelemeye karar verdi. Güncellenmiş zaman çizelgesi ise şöyle görünüyor:</p>



<p></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><a target="_blank" href="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2024/07/image.png"><img decoding="async" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" data-layzr="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2024/07/image.png" alt="" class="wp-image-1874"/></a></figure>



<p>Mevcut çizelgeye baktığımızda tüm Chrome kullanıcılarının %1&#8217;i için bir test olarak üçüncü parti çerezleri devre dışı bırakmaya başlanılan sürecin içindeyiz. Temmuz ayının başında olduğumuz şu günlerde Birleşik Krallık Rekabet Kurulu Google’dan beklenen adımların atılmasını talep etmişti. Kısa bir süre sonra bu aksiyonların alınıp alınmadığını görmüş olacağız. Sonrasında ise Google’ın Sandbox projesinin mevcut durumunu daha net anlayıp yine bir erteleme olacak mı bekleyip göreceğiz.</p>



<p>Bir sonraki yazıya dek, hoşçakalın&#8230;</p>
<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info/google/google-chromedaki-cerezleri-ne-zaman-kaldiracak/">Google Çerezleri Ne Zaman Kaldıracak?</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info/author/admin/">Mert Altuntaş</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gelecekpostasi.info/google/google-chromedaki-cerezleri-ne-zaman-kaldiracak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Markalar Gen Z&#8217;ye Nasıl Ulaşmalı?</title>
		<link>https://www.gelecekpostasi.info/trendler/markalar-gen-zye-nasil-ulasmali/</link>
					<comments>https://www.gelecekpostasi.info/trendler/markalar-gen-zye-nasil-ulasmali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mert Altuntaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Nov 2022 13:25:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Trendler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gelecekpostasi.info/?p=1831</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası - Dijital D&uuml;nya ve Sosyal Medya&#039;dan En Son Haberler</a></p>
<p>Son yıllarda pek çok farklı alanda karşımıza çıkıp, sosyolojik anlamda da segmentasyon birimi olarak kullanılan kuşaklar ve kuşaklara ait farklılıklar günlük hayata hiç olmadığı kadar entegre olmuş durumda. Generation Z, Millennials, Boomers gibi kendi dilimizden türemeyen jenerasyonlar kulağa ilk başta yabancı gelebiliyor fakat her birinin temsil ettiği davranışsal özelliklerin detaylarına indiğinizde bir o kadar eğlenceli. Bu makale özelinde ise benim de ilgimi çeken, şu aralar sıkça duyduğum Gen Z&#8217;leri daha yakından tanıyacağız. Ancak özele inmeden önce jenerasyonların kendi içlerinde bile davranışsal olarak farklılaşabileceğini hatırlatmak isterim. Şüphesiz ki grupları tek başına ya da karşılaştırmalı değerlendirip bilimsel verilerle onların beklentilerini, tepkilerini ya </p>
<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info/trendler/markalar-gen-zye-nasil-ulasmali/">Markalar Gen Z&#8217;ye Nasıl Ulaşmalı?</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info/author/admin/">Mert Altuntaş</a></p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası - Dijital D&uuml;nya ve Sosyal Medya&#039;dan En Son Haberler</a></p>

<p>Son yıllarda pek çok farklı alanda karşımıza çıkıp, sosyolojik anlamda da segmentasyon birimi olarak kullanılan kuşaklar ve kuşaklara ait farklılıklar günlük hayata hiç olmadığı kadar entegre olmuş durumda. Generation Z, Millennials, Boomers gibi kendi dilimizden türemeyen jenerasyonlar kulağa ilk başta yabancı gelebiliyor fakat her birinin temsil ettiği davranışsal özelliklerin detaylarına indiğinizde bir o kadar eğlenceli. Bu makale özelinde ise benim de ilgimi çeken, şu aralar sıkça duyduğum Gen Z&#8217;leri daha yakından tanıyacağız. Ancak özele inmeden önce jenerasyonların kendi içlerinde bile davranışsal olarak farklılaşabileceğini hatırlatmak isterim. </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" data-layzr="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2022/11/mckinsey-report.jpg" alt="" class="wp-image-1832"/><figcaption><em><strong>McKinsey&amp;Company&#8217;nin Jenerasyonlar Özelindeki Özet Tablosu</strong></em></figcaption></figure>



<p>Şüphesiz ki grupları tek başına ya da karşılaştırmalı değerlendirip bilimsel verilerle onların beklentilerini, tepkilerini ya da hayata bakış açılarını konu eden onlarca araştırma var. Ancak şunu da bilmekte fayda var ki araştırma çıktıları sonucunda karşılaşılan özellikler genel olarak tüm jenerasyona atfediliyor. Bu çok doğru bir yöntem olmasa da jenerasyonları genel hatlarıyla tanıyabilmek açısından oldukça kıymetli. Çünkü kuşaklar, ağırlıkla yaşadıkları ülkelerin sosyo-kültürel özelliklerinden etkileniyor. Bu noktada kuşak çatışmaları da dahil olmak üzere bu yapıların birbiriyle ilişkilerini incelemek pek çok alan için faydalı içgörüler sağlıyor. </p>



<p>Bugünkü konumuz direkt olarak tüm yaş gruplarıyla ilgili bir genelleme olmasa da bu yapının önemli bir parçası olan Z&#8217;lere ışık tutmak açısından faydalı olacaktır. Öncesinde Z&#8217;lere genel bir bakış atıp sonrasında daha yoğun olarak reklamlar ve pazarlama stratejilerinin bu jenerasyon üzerindeki etkilerine değineceğiz. Şunu çok net söyleyebilirim ki kurumsal hayatta yavaş yavaş görmeye başladığımız Gen Z’ler, nam-ı diğer post-millennials, kendimin de dahil olduğu bir önceki Millennials jenerasyonundan oldukça farklı özellikler sergiliyor. İşte biraz da bu yüzden kendilerini yakından tanıyarak bu konuda araştırıp öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak istedim.&nbsp; Şunu da belirtmek gerekir ki bu yazıda Z jenerasyonundan bahsedecek olsak da ana konumuz kendilerinin reklamlara bakış açısı ve reklam/pazarlama&nbsp; dünyası üzerindeki etkisi olacak. Ancak konuya derinlemesine inmeden once gelin hep beraber kim bu Z jenerasyonu ufak bir giriş yapalım:</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Z Jenerasyonu Kimlerden Oluşur?</strong></h3>



<p>Temel olarak jenerasyonlar isimlerini doğdukları yıl aralıklarından alır. Kuşak segmentasyonlarını tek bir yıl bazında değil de yıl aralığı olarak düşünmek gerekir. Örn: 1965-1980 yıllarında doğanların X jenerasyonu, 1981-1996 yılları arasındakilerin Millennials sayılması gibi. (Yukarıdaki tabloya bakabilirsiniz) Bu aralıklar bazı kaynaklarda farklı gösterilse de farklılıklar büyük tutarsızlıklar sergilemiyor. O yüzden burada belirttiğim tarihlerin 1-2 senelik kayması sorun yaratmayacaktır. Gelelim bugün asıl yoğunlaşacağımız kitle olan Z jenerasyonuna…</p>



<p>Kaynaklarda genellikle Gen Z olarak adı geçen bu jenerasyon 1995-2010 yılları arasında doğan (bazı kaynaklarda 1997-2012) dijital nesli temsil ediyor. Dijital nesil derken bir konuyu açıklığa kavuşturmak lazım: Çağımız teknoloji çağı, dijital araçlar ve kanalları kullanmayan jenerasyon neredeyse yok gibi ancak Z jenerasyonunu diğerlerinden ayıran başlıca nokta halihazırda olgunluk döneminde olan bir dijital çağda doğmuş olmaları. Yani ne benim dahil olduğum Millennials (1981-1996) ne de diğer nesiller gibi bir süre internet, sosyal medya ve akıllı telefonlar gibi en popüler iletişim araçlarının yaygınlaşmasını beklemek zorunda kalmadılar.&nbsp;</p>



<p>Böylece dijital alandaki yeni platform ve kavramlara alışma süreci konusunda diğer jenerasyonlardan bir adım öndeler. Ancak şunu da unutmamak gerekir ki, sadece dijital alanda değil tüm alanlardaki trendleri en güncel şekliyle takip edip topluma yön verme potansiyeline sahipler. Ancak onların dikkatini tam olarak çekebilmek için emek harcamak gerekiyor. Şimdi gelin hep beraber <strong>“İnternet Çocuklarını”</strong> daha yakından tanıyalım.<br></p>



<h3 class="wp-block-heading">Yakın Bakış</h3>



<p>Jenerasyonlara dair&nbsp;yapılan onlarca araştırma, Gen Z’ye ait çok geniş çıktılar sunsada bu yazıda hepsine değinmek mümkün olmayacak. Onun yerine birçok kaynakta ortak olarak yer alan, üzerinde fikir birliğine varılmış birtakım özelliklere yoğunlaşıp aynı zamanda ilginç noktalara da değineceğiz. Böylece ana temas noktasına geçiş yapmadan önce bu kitlenin ruh halini, önem verdiği kavramları, hayata bakış açısını ve onları daha iyi kavramaya yönelik diğer detayları daha iyi anlayabileceğiz.</p>



<p>Hedef kitlemize yakın mercek altına alırken öncelikli olarak söylememiz gereken şey Z’lerdeki bireylik kavramı ve bunu sonuna kadar hissetmek istemeleri. İlk okunduğunda kulağa oldukça genel geçer geliyor olabilir ancak bu farkındalık ve karşılarındaki muhattabın buna önem verdiğini bilmek, sosyal ihtiyaçlar hiyerarşisinde onlar için en üst sırada. Z&#8217;lerin pek çok tartışmaya yol açan özelliklerinden biri olan toplumcu yaklaşımdan ziyade bireyci yaklaşıma da ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Burada bireycilikten kasıt toplumsal duyarlılık konusunda eksik olmalarından ziyade yaşayış tarzlarına da vurgu yapılması. Yalnız yaşamak ve bunun değerini bilmek, bağımsız yaşama verdikleri değerle paralel olarak diğer jenerasyonlara oranla daha öncelikli olarak ilerliyor. </p>



<p>Buna ek olarak genelde ne istediklerinden emin oldukları için bu anlarda onları farklı bir şey yapmaya ikna etmek epey zor. Nihayetinde doğru bildiklerini daima savundukları için aileleri ile sık sık çatışmaya girebiliyor, güven hissetmedikleri durumda da dışarıdan başka bir fikre çok sıcak bakmayabiliyorlar.&nbsp;Bu detay yazının devamında bahsedeceğimiz onları etkileme evresi için oldukça önemli bir dönüm noktası.</p>



<p>Diğer yandan Z jenerasyonunun dünyada yaşananları takip ettiğini ve bunlara karşı son derece ilgili oldukarını biliyoruz. Kendi dünyasına çekilip ne olursa olsun bencil bir tavır sergilemiyorlar. Özgüvenlerinin yüksek olması diğer bir üzerinde durulması gereken özellik ki buna önümüzdeki kısımlarda tekrardan değineceğiz. </p>



<p>Tüm bu özelliklerin yanında günümüzde artık iş dünyasında da aktif rol oynadıklarının farkında olarak yöneticilerinin dikkat etmesi gereken bazı noktaları da göz ardı etmemek gerekiyor. Bunlardan ilki, Z jenerasyonu çalışanlarını görev adamı olarak kullanmak yerine yaratıcılıkları konusunda onları serbest bırakarak ekip ruhuna katkı sağlayabilmelerini sağlamak gerekiyor. Bunun içinde onlarla yüz yüze iletişim kurarak değerli olduklarını hissettirmek çok önemli. Neyi neden yaptıklarını bilmek bu jenerasyon için olmazsa olmaz. Ek olarak fikirlerinin önemsendiğini bilmek de her çalışan gibi onları motive eden en önemli etkenlerden biri. Evet, teknoloji çocukları olabilirler ancak tüm dünyaları mesajlaşmak üzerine kurulu değil. Seslerini duyuracak insanların varlığı onları güvende hissettiriyor. Bu nedenle doğrusunda yanlışında mutlaka yüz yüze konuşmayı tercih etmek, değerli oldukları hissettirmek oldukça mühim. Hepsi bir kimlik sahibi olduklarının farkında hatta birden fazla karakteristik özellikle anılmak istemeleri de bunu gösteriyor. </p>



<p>Geçtiğimiz senelerde yapılan<a target="_blank" href="https://ipa.co.uk/news/trend-forgetters-new-ipa-research-lifts-lid-on-how-to-connect-with-generation-z"> IPA araştırmasına</a> göre birden fazla karakter özelliği üzerinden kendilerini tanımlamayı seven bu jenerasyon gurme, feminist, kitap kurdu gibi ayrıştırıcı yönlerle anılmaktan hoşlanıyor . Aslında bu çok yönlü özelliklerin öncelikler ve seçimler konusunda da oldukça etkili olduğunu söyleyebiliriz. Yani onlara ulaşmak için basmakalıp mesajlardan sıyrılıp farklılaşma yolunu izlemek markalar için de faydalı olabilir. Sözkonusu Z jenerasyonu olduğunda markaların da iştahının kabarması oldukça normal. Kabul etmek gerekiyor ki bu denli büyük bir tüketim potansiyelini kendi tarafınıza çekmek göründüğü kadar kolay değil. Ancak imkansız da değil. Bunun için pazarlama ve tüketim alışkanlıkları bakımından Gen Z’yi iyi analiz etmek gerekiyor.  </p>



<h2 class="wp-block-heading">Tüketim Alışkanlıkları</h2>



<p>Bu bölümde Gen Z&#8217;ye ait &#8220;Yakın Bakış&#8221; kısmında bahsettiğim psikolojik ve sosyolojik özelliklerin dışında pazarlama stratejinizi etkileyebilecek tüketim alışkanlıklarına göz atacağız. Biraz daha detaya ineceğimiz yazının bundan sonraki bölümünde Gen Z’nin markalarla etkileşimini ve markaların onlara ulaşmak için izleyebileceği stratejik yola da göz atacağız. Ama gelin öncesinde bu jenerasyonun sahip olduğu farklı tüketim alışkanlıklarına, araştırmalar ışığında bir göz atalım.</p>



<p>Aşağıda, okuduğum pek çok kaynakta gözüme çarpan Gen Z alışkanlıklarını derledim. Okumadan önce bu araştırmaların çoğunun ABD’de yapıldığını belirtmem gerekiyor. Coğrafya bazında farklılık gösterebilecek bazı noktalar olsa da oldukça faydalı içgörüler mevcut. Çıktılar arasında tahmin edebileceğiniz bilgiler de mevcut size ilginç geleceğinizi düşündüklerim de var. Neler varmış bakalım.</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>Neredeyse tüm Gen Z’ler akıllı telefona sahip&nbsp;</strong></h5>



<p>Global Web Index’in Kuzey Amerika’da yaptığı araştırmaya göre Gen Z’lerin yaklaşık %98’i akıllı telefon kullanıyor. Araştırmanın yapıldığı coğrafyanın refah durumuna da bakmamız önemli ancak bu oranın diğer kıtalarda da kalan jenerasyonlara göre yüksek çıkması olası. Bu arada benzer bir araştırma Orta Doğu ülkelerinde de yapılmış ve bu oran %99 çıkmış!&nbsp;</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>Gen Z’lerin %97’si yeni bir ürünü ilk olarak sosyal medyadan keşfediyor</strong></h5>



<p>Yeni bir teknolojiyle sosyal medya arasındaki bağlantı Gen Z’de diğer jenerasyonlara göre daha sağlam. Araştırmalara göre Gen Z diğer jenerasyonlara göre yeni bir ürüne ait videolu içeriği %65 oranında daha fazla izliyor. %50’si ünlüleri takip ediyor, %49’u kendileriyle benzer hobiye sahip insanları, %41’i ise müzisyenleri takip ediyor. (Sonuncu veriye ait, yazı sonuna güzel bir iletişim örneği ekledim)</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>En sevdikleri sosyal medya platformu Instagram</strong></h5>



<p>Günde en az bir kere İnstagram’a giren Gen Z’lerin oranı %64 civarında. Amerika’da yapılan bu araştırmada Instagram’ı %51 ile Snapchat takip ediyor. Story ve yüz filtrelerinin ilk ortaya çıktığı platform olan Snapchat’in İnstagram tarafından geçilmesi de bana oldukça ilginç geldi.</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>Gen Z’lerin %59’u sponsorlu reklam gördüklerinde iletişime geçmeye meyilli</strong></h5>



<p>Kişiselleştirilmiş yeniden hedeflemeli display reklamlar konusunda öncü olan Criteo’nun araştırmasına göre Gen Z ve Millennials’dan oluşan genç jenerasyonun 4’te 1’i reklam görünce iletişime geçiyor. %30’u online’dan ürünü almaya yönelirken %20’si offline’dan ürünü almak için aksiyon alıyor. Sadece Gen Z özelindeki reklam görenlerin ise %59’u reklamlara tıklamak ve ürün satın almaya daha yatkın durumda. (Reklamlar satış odaklı iletişimleri kapsamaktadır)</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>İlgilerini yakalamak için max. 8 saniyeniz var&nbsp;</strong></h5>



<p>Millennials’da 12 saniye olan bu süre Gen Z’lerde iyice azalmış durumda. Bu da markaların daha kısa sürede daha odaklı bir mesaj vermeleri gerektiğini gösteren bir meydan okuma. Bunu başarabildiğiniz takdirde Gen Z’leri de diğer jenerasyonlarla beraber etki alanınıza alabilirsiniz.<br></p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>TV’ye ilgi azalırken streaming platformlarına artıyor</strong></h5>



<p>Büyük Britanya’nın RTÜK’ü Ofcom’un Ağustos2022’de yayınladığı <a target="_blank" href="https://www.digitaltveurope.com/2022/08/18/record-generational-divide-laid-bare-in-latest-ofcom-report/?utm_source=Paiger&amp;utm_medium=Referral">Media Nations raporuna</a> göre 16-24 yaş aralığındaki kitlenin TV izleme alışkanlığı bir önceki 10 yıla göre %66 azalmış durumda. Bununla beraber aynı yaş aralığının Streaming Platformlar olan Netflix, Amazon Prime ya da Disney Plus’da geçirdikleri süre ise artış göstermiş durumda. Her ne kadar bu platformlar üzerinde geleneksel reklam modelleri olan spot ya da altbant gibi reklamlar çıkılmasa da başarılı kurgulanmış ürün yerleştirmeleri genç kitleye ulaşmak için faydalı olabilir.&nbsp;</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>%70’in üzerinde Gen Z gıda ve diğer ev alışverişi esnasında ailesine yön veriyor</strong></h5>



<p>X jenerasyonu çocuklarının seçimlerine çoğunlukla razı oluyor. Satın alınan ürünün üzerindeki seçim hakkı markaların hitap edeceği müşteri konusunda önemli bir yol gösterici.&nbsp;</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>%43’ü ürün satın aldıktan sonra yorum yazıyor</strong></h5>



<p>Seçimler farklılaşsa da satın alınan ürüne ait değerlendirme yapılması Gen Z için önemli bir faktör. Bu oran ürüne yorum yapmaya son derece meyilli olduklarını gösterirken diğer jenerasyonların yorum yapma oranına göre epey yüksek.<br></p>



<p>Bu kısımdaki verilerden hareketle görüyoruz ki pazarlama ve reklamcılıkta  başrol oynayan dinamiklerin tümünde Z jenerasyonunun yoğun bir etkisi var. Ancak bu etki tek taraflı mı? Yani markalar bu ilgiyi kendi lehine çevirmek için neler yapıyor? Neler yapmalı? Biraz da bunlara göz atalım.</p>



<p>Ek olarak yukarıdaki araştırma verilerine ek detayların yer aldığı tüm kaynağı okumak için <a target="_blank" href="https://truelist.co/blog/generation-z-statistics/#:~:text=1.,is%20the%20largest%20cohort%20alive">tıklayabilirisiniz.</a><br></p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Markalar Gen Z’ye Nasıl Ulaşmalı</strong></h2>



<p>Dünyadaki her <a target="_blank" href="https://truelist.co/blog/generation-z-statistics/#:~:text=1.,is%20the%20largest%20cohort%20alive">4 kişiden 1’inin</a> Z jenerasyonu olduğunu düşünürsek bu kitlenin markaların radarında olması kaçınılmaz. Bu büyük potansiyele ulaşmak oldukça önemli olsa da iş elbette para harcayıp reklam çıkmakla bitmiyor. Çağımız teknoloji çağı, Gen Z’ler de dijitalin yerlileri. Bu durumda onlara reklam göstermek kolay gibi görünse de aslında sanıldığı gibi değil. Aksine diğer jenerasyonlara göre daha da zorlayıcı bir durum. Sebebi ise reklamlardan kaçınan, reklamı geçen ve reklamla ilgilenmeyen nüfusun devamlı olarak artış göstermesi ve bunların içindeki Z&#8217;lerin payı. Backlinko’nun yaptığı <a target="_blank" href="https://backlinko.com/ad-blockers-users">araştırmaya göre</a> dünya üzerindeki Z’lerin yaklaşık %45’i mobil ya da desktoplarında adblocker kullanıyor. Hal böyleyken reklamınızın Gen Z tarafından görülmesi, görülse bile etkileşime geçilip satış olarak aksiyona dönmesi meşakkatli ve doğru bir stratejik hazırlık gerektiriyor.</p>



<p>Ürün çeşitliliği, sunulan teklifler, reklam mesajında kullanılan dil, marka bilinirliği gibi pek çok etken satışlara etki etse de Gen Z’lerin aklını çekmek hiç de kolay değil. Yukarıda da belirttiğim gibi ortalama 8 saniye içinde dikkatini yakalamak zorunda olduğunuz bir kitleye ulaşabilmek için yoğun çaba sarfetmeniz lazım. Bu noktada asıl amaç Gen Z&#8217;ye ulaşmak olacağı için yazının geri kalanında kendilerinden hedef kitle olarak da bahsedeceğim.<br></p>



<p>&#8220;İletişime giriş 101&#8221; de olan “Önce Hedef Kitleni Tanı” sloganı burada da oldukça önemli. Karşımızda ürünü ya da hizmeti sorgusuz sualsiz alabilecek bir kitle olmadığını bilmek lazım. Ürünün sunumunun yanında elde edilecek deneyimi de hissetmek isteyen hedef kitlemizin özellikle <a target="_blank" href="https://www.thinkwithgoogle.com/intl/tr-tr/icgoruler/tuketici-trendleri/youtube-z-kusagi-estetigi/">Youtube ve diğer sosyal medya kanallarında</a> buna dair içerikler izleyebileceğini tahmin etmek güzel bir başlangıç olabilir. Kitlemizin ilham aldığı, en çok etkileşime girdiği ve yakını olarak gördüğü içerik üreticilerini tespit etmek onlara ulaşma konusunda büyük adım atmanızı sağlayacaktır.</p>



<p> Doğru zamanlama, doğru içerik ve doğru içerik üreticisiyle yapılabilecek işler pek çok başarı hikayesine basamak olacaktır.&nbsp;Bu noktada influencerların satıştaki etkisi göz ardı edilmemeli ancak Gen Z’leri ikna etme oranı influencerlardan daha yüksek bir topluluk var ki onlar da yakın çevreleri. <a target="_blank" href="https://www.marketingtechnews.net/news/2022/may/26/gen-z-avoiding-advertising-at-all-costs/">Bulbshare’ın</a> Abd’deki.araştırmasında Z jenerasyonunun %86’sı bir ürün almadan önce arkadaşlarından gelen yorumları dinlediklerini belirtiyorlar. Bu noktada hedef kitlenin ürününüz üzerinde etkileşime geçeceği bir iletişim stratejisi tek başına yeterli olmayabilir. İletişimin aynı zamanda vurucu ve ana mesajla paralel şekilde bir komunite yaratması özellikle Gen Z’yi etkilemede daha önemli bir faktör.<br></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" data-layzr="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2022/11/markalar-gen-z-ye-nasil-ulasmali2.jpeg" alt="" class="wp-image-1850"/></figure>



<p>Yazının başında da belirttiğim gibi artık hedef kitlemizin prensipli, empati sahibi ve dış dünyayla ilgili insanlardan oluştuğunun daha bir farkındayız. IPA&#8217;ya göre Z&#8217;lerin %64&#8217;ü kendilerini <a target="_blank" href="https://ipa.co.uk/news/trend-forgetters-new-ipa-research-lifts-lid-on-how-to-connect-with-generation-z">“aktivist”</a> olarak tanımlıyor. İnandıkları konuları savunma konusunda sonuna kadar kararlı olan bu kitlenin iklim değişikliği, zihinsel sağlık, gelir adaletsizliği, devlet yönetimi ve sağlık servisi gibi konular özellikle ayrı bir hassasiyeti var. Bu bağlamda sadece kâr etmenin ötesine giden bir marka olmak ve bunu gösterebilmek önemli. Doğaya minimum zararla üretim yapan, kurumsal varlığını sürdürürken yaşanılan dünyaya da fayda sağlayabileceğini gösteren markalar Gen Z’lerin dikkatinden kaçmıyor. Hele ki hedef kitlemizin <a target="_blank" href="https://truelist.co/blog/generation-z-statistics/#:~:text=1.,is%20the%20largest%20cohort%20alive">%68’inin</a> gelecek nesillere bırakacakları dünya konusunda bilinçli olduğu düşünülürse. Ortalama %40 oranında <a target="_blank" href="https://www.houseofmarketers.com/best-ways-of-marketing-to-gen-z-in-2022/">Gen Z üyesinin</a> toplumsal harekete üye, hayır kurumlarına bağış yapan ve sosyal medyada sosyal sorumluluk paylaşımı yaptığını da unutmamak gerekiyor.</p>



<p>Üstünde durulması gereken bir diğer nokta ise güvenilir ve transparan yapıdaki şirketlerin Gen Z’lerin radarına daha kolay girebileceği. Bu değerleri sadece söylemlerinde değil uygulama esnasında da hayata geçirebilen markaların hedef kitlenin dikkatini çekme konusunda şansı büyük. Sahip olduğu etik değerlere mevcudiyetinin her aşamasında bağlı kalan bir şirketin diğerlerine oranla güvenilirliğinin yükselmesi kaçınılmazdır. Bu farklılığını gösterişten uzak ancak akıllı bir stratejiyle medyada duyurmak ise başta Gen Z olmak üzere tüm kitlelerde olumlu etki bırakacaktır. </p>



<p>Diğer bir kavram olan güvenilirlik konusu ise son dönemlerde sıkça veri kullanımı ile gündeme geliyor. Arama motorlarının 3. party cookie saklamalarında kısıtlamaya gitmelerinin yanında şirketlerin de muhafaza ettikleri birinci parti verileri şeffaf bir şekilde belirtmeleri önemli. Dijital ortamda, Gen Z’lerin 3’te 1’inin özel hayatıyla ilgili bilgileri paylaşmayı problem etmediklerini <a target="_blank" href="https://truelist.co/blog/generation-z-statistics/#:~:text=1.,is%20the%20largest%20cohort%20alive">biliyoruz.</a> Bu durum gizlilik ve paylaşım konusunda tamamen tedbirsiz oldukları anlamına gelmemeli ancak IBM’nin yaptığı başka bir araştırmada görülüyor ki Gen Z’nin %21’inin kişisel bilgilerini en az 1 markayla paylaşıyor. 2015 yılının sonlarındaki <a target="_blank" href="https://www.gelecekpostasi.info/business/zuckerberg-neden-yargilandi/">Cambridge Analytica</a> skandalından sonra platformlardaki kişisel veri paylaşımı daha fazla şüpheyle bakılsa da bu oran hala oldukça yüksek. Bu da demektir ki veri toplama ve kullanımı konusunda gelişmiş markaların Gen Z’ye ulaşabilmesi çok da zor değil.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" data-layzr="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2022/11/markalar-gen-z-ye-nasil-ulasmali.jpeg" alt="" class="wp-image-1849"/></figure>



<p>Z’leri yakından tanıdığımız kısımda belirttiğim muhattap alınmak ve bireysel yaklaşımın iletişim stratejilerinde de rolü büyük. Ortada kişiselleştirmeye bu kadar önem veren bir jenerasyon varsa kendilerini değerli hissetirmek gerekiyor. İşletmelerin kişiye özel mesaj yoluyla hedef kitlemize ulaşması kendileriyle gerçekten ilgilenildiğini gösterme açısında faydalı bir yöntem olabilir. Facebook’un Z’ler özelinde yaptığı bir anket gösteriyor ki katılımcıların %60’ı markalar tarafından kendilerine iletilen kişisel mesajlara ve özel mesaj yoluyla sohbet edilmesine değer veriyorlar. Bu konuda da hem chatbotlar gibi teknik hem de sosyal medya ya da forumlar üzerinden müşteri memnuniyetini iyileştirerek doğru stratejiler belirlemek büyük fayda sağlayacaktır.</p>



<p>Aslında bu başlıkta sayılabilecek onlarca method var fakat yazıyı gereğinden fazla uzatmamak adına hepsine detaylı değinmeyeceğim. Ancak birkaç tanesi var ki değinmeden geçmek olmaz. <a target="_blank" href="https://www.thinkwithgoogle.com/intl/tr-tr/icgoruler/tuketici-trendleri/z-kusagi-rahatlatici-videolar/">&nbsp;Google’ın </a>bu yıl içinde ASMR videoların popülaritesinin Gen Z üzerinde etkisini incelediği yazı hoşuma gitmişti. Buradan hareketle markaların rahatlatıcı içerikler üretmesi ya da bu tür içerikler üreten yayıncılarla iletişime geçmesi Z’lere ulaşmak için faydalı bir seçenek. (Youtube’da yayınlanan ASMR videoları şu ana kadar 65 milyar izlenme aldı) Bunun dışında akıllı televizyonlar üzerinden gerçekleşen CTV (Connected TV) reklamları, perakende pazarında hala patlamayı yapamamış ancak büyük potansiyeli olan arttırılmış gerçeklik, Z kuşağının bakış açısıyla uyumlu olarak kişiyi farklı bir evrenin parçası yapan metaverse evreni, OTT platformları, ses üzerinden alışveriş, canlı yayınlar ve daha yeni popüler olmaya başlayan şimdi al sonra öde bazlı projeler de dikkat edilmesi gereken trendler arasında yer alıyor.<br></p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Başarılı İşler</strong></h2>



<p>Yazının son kısmında bu konuyla ilgili okuduğum makalelerde rastladığım Z jenerasyonu hedefli başarılı işleri paylaşmak istedim. Bu işlerde makalede bahsettiğim, Z kuşağına ulaşabilmek adına atılabilecek popüler adımlardan bazılarını net bir şekilde görebildim, bazılarında ise daha farklı, yenilikçi yaklaşımlar ilgimi çekti.&nbsp;<strong>(Favorim en sonda)</strong><br></p>



<h4 class="wp-block-heading">Klassy Network</h4>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" data-layzr="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2022/11/Klassy-Network-1.png" alt="" class="wp-image-1838"/></figure>



<p>Amerika merkezli giyim firması Klassy Network’un hem jenerik hem de ürün listeleme görsellerinde yer verdiği mankenleri bu konuya dair iletişimler içinde başarılı buldum. Marka ürünlerini giyen mankenleri aşina olduğumuz modellerden değil de günlük yaşamda karşılaşabileceğimiz farklı beden ölçüleri ve ten renginde olanlardan seçmiş. Kalıpların dışına çıkarak oldukça basit bir şekilde potansiyel müşterileri satışa çevirdikleri (Z’ler önemli bir bölümünü oluşturuyor) ölçümlenmiş.<br></p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Savage &amp; Fenty</strong></h4>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" data-layzr="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2022/11/Savage-Fenty-2.jpg" alt="" class="wp-image-1839"/></figure>



<p>Klassy ile benzer şekilde kalıpların dışına çıkan Savage &amp; Fenty biraz daha cesur bir yol izlemiş. Rihanna’nın kendi iç çamaşırı tasarımlarını da sattığı site her ölçüden ürününü farklı bir model üzerinde görmenizi sağlayarak empatinin ön plana çıktığı bir iletişim örneği göstermiş.&nbsp;</p>



<h4 class="wp-block-heading">Adidas</h4>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<div class="flex-video flex-video-youtube"><iframe title="Adidas | Lionel Messi, David Beckham, Paul Pogba, Pharrell Williams, A$AP Ferg &amp; Others" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/--qvFka-1Jk?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></div>
</div></figure>



<p>“Hadi biraz ses yapalım” diyerek kitlesini akisyona çağırıyor Adidas. Aşağıda paylaştığım reklam filminde spor dünyasından pek çok ünlü isim yer alırken, içerik ve mesaj ile Z jenerasyonuna ulaşılmak amaçlanıyor. 56 farklı influencerı barındıran kampanya “Create the answer” diyerek hedef kitlesine kalıpların dışına çık ve gerçekliğini kendin yarat mesajı veriyor.<br></p>



<h4 class="wp-block-heading">Axe</h4>



<figure class="wp-block-embed-twitter wp-block-embed is-type-rich is-provider-twitter"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="550" data-dnt="true"><p lang="en" dir="ltr">If you&#39;re reading this, I nominate you to <a target="_blank" href="https://twitter.com/hashtag/PraiseUp?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#PraiseUp</a> a friend. Watch me and <a target="_blank" href="https://twitter.com/mstrooo6?ref_src=twsrc%5Etfw">@MStrooo6</a> show you how it&#39;s done! <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f44a.png" alt="👊" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> <a target="_blank" href="https://twitter.com/hashtag/YouGotSomething?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#YouGotSomething</a> <a target="_blank" href="https://twitter.com/AXECanada?ref_src=twsrc%5Etfw">@AXECanada</a> <a target="_blank" href="https://t.co/yGGw6IX6Kl">pic.twitter.com/yGGw6IX6Kl</a></p>&mdash; Kyle Lowry (@Klow7) <a target="_blank" href="https://twitter.com/Klow7/status/865692169897738242?ref_src=twsrc%5Etfw">May 19, 2017</a></blockquote><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>
</div></figure>



<figure class="wp-block-embed-twitter wp-block-embed is-type-rich is-provider-twitter"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="550" data-dnt="true"><p lang="en" dir="ltr">Inspiring the next generation of youth with <a target="_blank" href="https://twitter.com/AXECanada?ref_src=twsrc%5Etfw">@AXECanada</a>. Stay focused and keep climbing! <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/26a1.png" alt="⚡" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> <a target="_blank" href="https://twitter.com/hashtag/YouGotSomething?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#YouGotSomething</a> <a target="_blank" href="https://twitter.com/hashtag/AXEPartner?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#AXEPartner</a> <a target="_blank" href="https://t.co/hhIQS1GsWH">pic.twitter.com/hhIQS1GsWH</a></p>&mdash; Marcus Stroman (@STR0) <a target="_blank" href="https://twitter.com/STR0/status/910882746800713728?ref_src=twsrc%5Etfw">September 21, 2017</a></blockquote><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>
</div></figure>



<p>Axe Praise Up nispeten eski olmasına rağmen hala hatırlanan, hoşuma giden bir iletişimdi. Axe, Canada’da yaptığı bir araştırma sonucundan yola çıkarak ayrımcılığa ve “erkeklerin nasıl davranması” gerektiğine dair basmakalıp fikirlere karşı geleneksel yapıyı kırarak sosyal medya challenge işine imza atmış. Kanada’da yapılan bu işte başrolde beyzbol ve basketbol oyuncuları var. Amaç çok basit: arkadaşına arkadan sessizce yaklaş, ona bir övgüde bulun ve bu anları #praiseup etiketiyle sosyal medyada paylaş. 39 milyon izlenme ve 4 milyara yakın gösterim alan kampanya, markanın sosyal medya üzerinden olumlu yorumlarını da %14’den %41’e yükseltti.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Bandcamp</strong></h4>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" data-layzr="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2022/11/bandcamp.jpg" alt="" class="wp-image-1846"/></figure>



<p>Bandcamp, pandemi döneminde hem müzisyenlere destek olmak hem de başta Gen Z olmak üzere müzikle ilgilenen kesimle komünite kurmak için başarılı bir iletişime imza atmıştı. Bu projede müzisyenler müzik aletlerini Bandcamp platformuna yükleyerek sevenlerine direkt satış yapmayı amaçladı. Projenin artılarından biri de maliyet açısından tüm taraflara fayda sağlamasıydı. Müzisyenler hayranlarıyla direkt olarak etkileşime geçeceği bir platform bulup para kazanırken, hayranlar diğer sitelerdeki fahiş fiyatlara göre çok daha uyguna enstrüman satın aldı. Bandcamp ise müzisyenlerle anlaşarak diğer kanallara göre çok daha düşük bir miktarda telif ücreti ödeyip tasarruf etmiş oldu.</p>



<p>Marka satış için belirli bir gün seçerek bunu duyurdu ve ulaştığı kitlede aciliyet duygusu uyandırdı. Bandcamp o gün 4.3 milyon dolarlık cirosuyla günlük satış ortalamasının neredeyse 15 katına çıktı. Faydalı bir amaç için kurgulanan bu proje kısa vadede satışları arttırırken uzun vadede başta Gen Z olmak üzere markanın müşterileriyle bağ kurmasını sağladı.&nbsp;</p>



<h4 class="wp-block-heading">Instagram</h4>



<p>En beğendiiğim Gen Z odaklı iş İnstagram’dan geliyor. “Bu bir Dm’dir” diye başlayan reklam Gen Z’ye nasıl ulaşılacağına dair ders veriyor. Fazla detaya gerek yok, videoyu izleyin yeter:&nbsp;<br></p>



<figure class="wp-block-embed-vimeo wp-block-embed is-type-video is-provider-vimeo wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<div class="flex-video flex-video-vimeo"><iframe title="Instagram - We Make Today" src="https://player.vimeo.com/video/499837649?h=766e2b3525&amp;dnt=1&amp;app_id=122963" width="800" height="450" frameborder="0" allow="autoplay; fullscreen; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></div>
</div></figure>



<p>Yazımın sonuna gelirken bir Millennials olarak Z Jenerasyonunu yakından incelemekten büyük keyif aldığımı belirtmeliyim. Yakın gelecekte çok daha önemli rollerde göreceğimiz bu jenerasyona dair öğrendiğim detayların onları daha iyi anlamak açısından büyük katkısı oldu. Umarım sizde de aynı etkiyi bırakabilmiştir.</p>



<p>Bir sonraki yazıya dek hoşçakalın&#8230;<br></p>
<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info/trendler/markalar-gen-zye-nasil-ulasmali/">Markalar Gen Z&#8217;ye Nasıl Ulaşmalı?</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info/author/admin/">Mert Altuntaş</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gelecekpostasi.info/trendler/markalar-gen-zye-nasil-ulasmali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Route to Market Stratejisi Nedir?</title>
		<link>https://www.gelecekpostasi.info/business/route-to-market-stratejisi-nedir/</link>
					<comments>https://www.gelecekpostasi.info/business/route-to-market-stratejisi-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mert Altuntaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Nov 2021 13:09:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Business]]></category>
		<category><![CDATA[Route to Market]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gelecekpostasi.info/?p=1820</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası - Dijital D&uuml;nya ve Sosyal Medya&#039;dan En Son Haberler</a></p>
<p>ROUTE TO MARKET NEDİR? Elinizde tüketiciye ulaştırmanız gereken bir ürün var ve nasıl bir strateji izleyeceğinizi bilmiyor musunuz? Panik yapmanıza gerek yok çünkü bu olay çokça üreticinin karşılaştığı bir durum. Sebebi ise ürününüzü tüketiciye sunarken tercih edebileceğiniz kanal sayısının bir hayli fazla olması. Bu durumda izleyeceğiniz yolun stratejik ve size maksimum fayda sağlayabilecek şekilde kurgulanması gerekiyor. Neyi satacağınızın yanında nasıl satacağınızın da önemi büyük. Şirketinizin maksimum gelir getirmesinin yanında kârınızı da maksimize edebilmek için sadece pazarlama kanallarını doğru bir şekilde ayırıp tanımlamak yetmeyebilir. Kanalları ayırırken aynı zamanda birbirleriyle uyumlu şekilde çalışmasını sağlamak da sorumluluğunuzda olmalı. Bugün üzerinde duracağımız pazarlama metodlarından </p>
<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info/business/route-to-market-stratejisi-nedir/">Route to Market Stratejisi Nedir?</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info/author/admin/">Mert Altuntaş</a></p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası - Dijital D&uuml;nya ve Sosyal Medya&#039;dan En Son Haberler</a></p>

<h3 class="wp-block-heading"><strong>ROUTE TO MARKET
NEDİR?</strong></h3>



<p>Elinizde tüketiciye ulaştırmanız gereken bir ürün var ve
nasıl bir strateji izleyeceğinizi bilmiyor musunuz? Panik yapmanıza gerek yok
çünkü bu olay çokça üreticinin karşılaştığı bir durum. Sebebi ise ürününüzü
tüketiciye sunarken tercih edebileceğiniz kanal sayısının bir hayli fazla
olması. Bu durumda izleyeceğiniz yolun stratejik ve size maksimum fayda
sağlayabilecek şekilde kurgulanması gerekiyor. Neyi satacağınızın yanında nasıl
satacağınızın da önemi büyük. Şirketinizin maksimum gelir getirmesinin yanında
kârınızı da maksimize edebilmek için sadece pazarlama kanallarını doğru bir
şekilde ayırıp tanımlamak yetmeyebilir. Kanalları ayırırken aynı zamanda
birbirleriyle uyumlu şekilde çalışmasını sağlamak da sorumluluğunuzda olmalı. Bugün
üzerinde duracağımız pazarlama metodlarından biri olan Route-to-Market de bu
noktada devreye giriyor. Bu stratejiyi nasıl uygulayabiliriz, neden seçmeliyiz
ve diğer detaylara gelmeden önce Route-To-Market’in basit tanımına göz atalım.
Birçok kaynağa göre RtM: Ürününüzü hedef kitlenize ulaştırabilmek için hangi
dağıtım kanallarını tercih ettiğinizi gösteren bir strateji olarak
tanımlanıyor. Faaliyet gösterdiğiniz pazarda düzenli bir büyüme istiyorsanız ya
da işletmenizde belirlediğiniz bir hedefiniz varsa bu yöntem size yardımcı olabilir.
RtM stratejisini sıfırdan kurabilirsiniz ya da mevcut stratejinizi daha efektif
olacak şekilde değiştirebilirsiniz. Gelelim stratejiyi nasıl oluşturacağınıza…</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>ROUTE to MARKET STRATEJİSİNİ OLUŞTURMAYA BAŞLAMAK</strong></h3>



<p>RtM tarafında daha stratejik ilerleyebilmek için mevcut
durumu iyi analiz etmek gerekiyor. Güncel dağıtım kanalı stratejinize
baktığınızda,ürünlerinizi tüketicinize ulaştırırken ne tür kanalları
kullanıyorsunuz? Yoksa yeni bir oluşum içerisinde dağıtım kanalı yapısını
baştan mı kurmak üzeresiniz? Henüz oturmamış bir sisteme sahipseniz bazı
noktaları netleştimekte fayda var. Ürününüze ait satış beklentinizden tutun da fiyatlandırma,dağıtım
hatta teşhir stratejinize kadar her bir detayı doğru kugulamanız gerekiyor. Son
müşteriye dokunana kadar önünüzde bol miktarda satış kanalı opsiyonunuzun
olduğunu ve bu kanalları en efektif nasıl kullanmanız gerektiğinin stratejisini
oluşturmalısınız. Unutmamanız gerekiyor ki stratejik bir biçimde oluşturulmamış
bir RtM planı size ekstra maliyet, daha da önemlisi son müşteriye ulaşmak için verimsiz
bir kanal kullanımı getirecektir.</p>



<p>Yukarıda ilettiğim bazı noktaların belirli bir strateji kurgusuyla netleşen değişkenler olduğunu unutmamak lazım. Örneğin dağıtım kanalını belirlerken ürünün bu kanallara transferini kaç adet aracı üzerinden yapılacağı ve bunları ayrı ayrı maliyetinin doğru şekilde öngörülmesi gerekir. Ya da her bir kanalın kendine ait dinamiklerini iyi kavrayıp çıkarımların gerçeğe en yakın şekilde yapılması şarttır. Kanallardaki dükkan sayılarının farklı olması, kanallara göre çalışma prensipleri, size sağlayacakları servisler ve her bir kanalın ayrı fiyat politikası bu faktörlerden sadece birkaçını kapsıyor. </p>



<p>    </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" data-layzr="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2021/11/image-1.png" alt="" class="wp-image-1822"/></figure>



<p class="has-small-font-size"><strong><em>*Üstteki tabloda L’oeral’in Doğu Afrika özelinde oluşturduğu örnek RtM kanalını görebilirsiniz</em></strong></p>



<p>RtM konusunda kesin bir doğru ya da kesin bir yanlış vardır
demek doğru değil. Her bir yolun ürünü tüketiciyle buluşturmada farklı
katkıları olabiliyor. Bunun yanında her bir kanalın aynı müşteriye
dokunmadığını da biliyoruz. Kanal yapınızı oluştururken tüketicinizi gerçekten
tanımazsanız işler baştan zorlaşmaya başlayacaktır. Stratejinizin başlangıç
noktasını olabilecek en basit ve doğrudan satış kanallarıyla belirleyip
müşterilerimin ürünümü nereden en rahat almasını istiyorum sorusuna cevap
aramakla başlayabilirsiniz.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Diğer Öneriler</strong></h4>



<p>Tüm bunlara ek olarak yazının devamında göreceğiniz 20 adım üzerinden kurgunuzu hazırlayabilirsiniz. Pek çok revizeyi yol üzerinde gerçekleştirip verimli görmediğiniz kısımları farklı methodlarla değiştirmek sürecin sonunda size zaman kazandıracaktır. Atacağınız adımlar nihai olarak kâr ve gelirinizi maksimize etmeye yönelik olacağından satış kanal yapınızı kurduktan sonra düzenli aralıklarla ROI takibi yapmanız önem arz eder. Performans ölçümü yaparken faaliyet içindeki her bir satış noktasının satış performansını ayrı ayrı değerlendirmeniz sizin için oldukça faydalı olacaktır. ROI bazlı ve mikro anlamdaki değerlendirmeleri size sağlayacağı fayda ise basittir: Satış Kanalı stratejisinden uyguladığınız her bir yolun gerçek maliyetini hesapladığınız takdirde ROI üzerinden hangilerinin gerçekten verimli olduğunu saptayabilirsiniz. Böylece verimsiz kanalları eleyerek daha etkin bir strateji üzerinden yolunuza devam edersiniz. &nbsp;</p>



<p>Route to Market Stratejisi için 20 adım kısmına geçmeden iki
noktaya daha değinmek istedim: <strong>Sürpriz
Rotalar </strong>ve <strong>Çoklu &amp; Tamamlayıcı
Rotalar</strong>. Sürpriz rotalara gelecek olursak, bazı markalar pazarda
bilinirliği yüksek ürün ve hizmetleri beklenmedik yolları kullanarak başarılı
bir şekilde satışını yapabilir. Mutfak saklama kapları üreten Tupperware’ın
satış kanalı olarak kadınların ev toplantılarını belirlemesi buna en güzel
örnek bence. Diğer madde olan çoklu-tamamlayıcı rotalar ise adından da
anlaşılacağı gibi birden fazla satış kanalı belirleyerek farklı kitlelere
ulaşmak ve ulaşırken her bir kanalın ayrıca performansını ölçmek. İşe yaramayan
kanaldaki müşterilerinize ulaşmak için her zaman alternatif yollar vardır bunu
unutmayın.</p>



<p>Gelelim RtM’in 20 adımına: </p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>ROUTE to MARKET’E 20 ADIM</strong></h3>



<p>Bu konu üzerine makaleler okurken 20 seneden daha uzun bir süredir ticaret departmanında çalışan, &nbsp;dağıtım stratejisi üzerine ihtisas yapıp “Route-To-Market Üzerine 20 Adım” stratejisini geliştiren Ross Marie’nin çalışmasına denk geldim. Operasyonel taraf, ticari içgörüler ve başarılı uygulamaların beraber değerlendirilmesiyle ortaya çıkan bu çalışma RtM stratejisi oluşturma üzerine oldukça faydalı bilgiler içeriyor. Aşağıdaki görselde 20 adım stratejisinin adımlarını görebilirsiniz:</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" data-layzr="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2021/11/image.png" alt="" class="wp-image-1821"/></figure>



<p>Bu adımları biraz daha detaylı değerlendirirsek:</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>1-DEĞERLENDİRME</strong></h4>



<p><strong>Adım 1 –</strong> <strong>Mevcut RtM Performansınızı Gözden Geçirin </strong>Öncelikle
şunu belirtmek gerekiyor ki öncelikle mevcut dağıtım kanalı stratejinizin
üzerinden geçip onu iyi anlamakta fayda var. Çünkü mevcut durumu iyi bilir,
eksiklerinizi doğru analiz ederseniz stratejinizi daha efektif şekilde
kurgulayabilirsiniz. </p>



<p><strong>Adım 2 – Tüketicinizi
ve Bulunduğunuz Pazarı Haritalama</strong> Tüketici davranışları ve trendleri,
Ticari Dinamiklere Bakış, Satış Noktaları, Rekabetin Kızıştığı Alanların
detaylı analiz edilmesi gerekiyor.</p>



<p><strong>Adım 3 – Dağıtıcının
Analizi </strong>Dağıtıcılarınızı ziyaret ederek performanslarını ayrı ayrı
değerlendirin.</p>



<p><strong>Adım 4 – Rekabet
Analizi </strong>Rakiplerin de dahil olduğu detaylı SWOT analizi.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>2-STRATEJİ</strong></h4>



<p><strong>Adım 5 &#8211; RtM&nbsp;Stratejisi &amp; 4D Yaklaşımı</strong> Rtm’ye yaklaşımınızın ticari hedeflerinizle paralel olması gerekiyor. Distribution, Display, Dialogue ve Digital’den oluşan 4 ana konuya ait gereksinimleri tanımlamak da önemli. 4D yaklaşımına ait detayları <a target="_blank" href="https://supplychain.enchange.com/digital-in-fmcg-route-to-market-is-much-more-than-an-online-ordering-platform">linkten</a> inceleyebilirsiniz.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>3- TASARIM</strong></h4>



<p><strong>Adım 6 – Outlet
Sınıflandırması </strong>Değerli bulduğunuz RtM kaynaklarının doğru outlet
mağazalarıyla eşleştirilmesi. Her bir perakende mağazasını ayrı ayrı
değerlendirmek ve ön plana çıkanları ayırt etmek.</p>



<p><strong>Adım 7 – Kanal
Sınıflandırması </strong>Ana ve alt kanalları değerlendirme, önceliklendirme ve
tanımlama.</p>



<p><strong>Adım 8 – Alan
Planlaması </strong>Coğrafi analiz, Pazar haritalandırması, Ticari kapsama alanı
tespiti.</p>



<p><strong>Adım 9 – RtM
Yapılandırması </strong>Sahanın Gücü ve Arka Ofise ait satış performansı,
etkinlikler, müşteri hizmetleri, telepazarlama gibi performansların
değerlendirilmesi.</p>



<p><strong>Adım 10 – Veriler ve
Metrikler</strong> Mevcut kapasitenizi planlayıp, yeni veri ihtiyaçlarını, gelir
yönetim modelini, yeni KPI’larınızın üzerinden geçin.</p>



<p><strong>Adım 11 – Satışa
Teşvik Progamı </strong>Başarı kriterlerini, hacimsel olarak yeni hedefleri, satış
noktaları özelinde belirleme.</p>



<p><strong>Adım 12 – Satış
Araçları Envanteri&nbsp; </strong>Satış
noktalarının yönetimi ve yeni yerlerin hayata geçirilmesi, Siparişlerin
teslimatı sürecindeki olmazsa olmazları belirleme, sipariş methodları, satış
teşvikleri ve terfilerin kararlaştırılması. </p>



<p><strong>Adım 13 – Ticari
Teşvik Programı&nbsp; </strong>Başarıların
değerlendirilmesi, sadakat programı ödülleri ve geliştirme süreci.</p>



<p><strong>Adım 14 – Teknoloji&nbsp; </strong>CRM için teknolojik gereklilikleri
belirleme, RtM Veri Analitiği, Müşteri Rıza Bildirgesinin Şartlarının Takibi.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>4- UYGULAMA</strong></h4>



<p><strong>Adım 15 – Dağıtım
Partnerlik Programı&nbsp; </strong>Her bir dağıtıcı
için strateji, yaklaşım ve gelişim planı belirleme. </p>



<p><strong>Adım 16 – Üçüncü Derece Partnerlikler&nbsp; </strong>Mevcut dağıtıcıların ihtiyaçlarına ve sorunlarına bağlı olarak 3. Parti partnerlik yapısı kurarak uygulamaya geçirmek. 3.Parti partnerliklere daha detaylı bakmak için <a target="_blank" href="https://supplychain.enchange.com/form-lasting-alliances-with-key-fmcg-customers-at-almost-zero-cost-how-third-degree-partnerships-3dps">tıklayınız</a>.</p>



<p><strong>Adım 17 – Kilit
Müşteri Yönetimi</strong> Kilit müşterilerin ihtiyaçlarını saptamak, ilişkilerin
yönetimi ve anlaşmalar, ticari konulardaki geliştirmeler ve uygulamalarla
beraber Kilit Müşteri Eğitimleri.&nbsp; </p>



<p><strong>Adım 18 – Eğitimler
ve Yükseltmeler </strong>Yeni programın Route-to-Market konseptini tam anlamıyla
kapsaması, devamlı gelişim açısından RtM Hazırlık programının iyice
benimsenmesi.</p>



<p><strong>Adım 19 – Fonksiyonel
Entegrasyon </strong>Başta pazarlama ve tedarik zinciri olmak üzere diğer yapılara
RtM’i ayrıntılarıyla planlayıp uygulamaya koymak. Bunların yanında Finans,
Operasyon, IT&amp;HR gibi yapılara da dokunması şart.</p>



<p><strong>Adım 20 – Kültür ve
Liderlik&nbsp; </strong>Yöneticiler ve CEO’nun
aktif olarak desteklediği destekleyici değişim planlamasını uygulamaya koymak.
Yeni Route-to-Market stratejisini Satış ve Operasyonel Planlamaya dahil etmek.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>SONSÖZ OLARAK</strong></h3>



<p>Yazımı okuduysanız Route-To-Market stratejisini başarılı bir şekilde hayata geçirmenin pek de kolay olmadığını düşünebilirsiniz.Stratejinizin adımlarını hazırlayıp aksiyona geçmeden önce bu strateji özelinde önerilen adımların her markaya uygun olmayabileceğini söylemek gerekiyor. Bir FMCG markası ile Otomotiv ya da Turizm Sektöründeki bir markanın bu konuda izleyeceği yol birbirinden tamamen farklı olabilir. Buradaki farklılığın sebebini müşteri, altyapı, ciro beklentisi gibi onlarca faktör etkileyebilir. Bundan dolayı yazıda söz ettiğim stratejik adımlar da dahil RtM için tek bir doğru yol&nbsp; olmadığını belirtmeliyim. RtM sitemini oluştururken koyduğunuz her tuğlanın, karar verdiğiniz her bir dağıtım kanalını avantajları ve dezavantajları mevcut. Bu noktada hangi yol benim ürünüm ve stratejim için en uygun olur kısmında karar verecek olan sizsiniz. Çünkü unutmayın ki markanızı ve hedef kitlenizi sizden iyi kimse tanıyamaz. </p>



<p>Bir sonraki yazıya dek hoşçakalın&#8230;</p>
<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info/business/route-to-market-stratejisi-nedir/">Route to Market Stratejisi Nedir?</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info/author/admin/">Mert Altuntaş</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gelecekpostasi.info/business/route-to-market-stratejisi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cannes Lions 2021 Titanium Kategorisi Değerlendirmesi</title>
		<link>https://www.gelecekpostasi.info/business/cannes-lions-2021-titanium-kategorisi-degerlendirmesi/</link>
					<comments>https://www.gelecekpostasi.info/business/cannes-lions-2021-titanium-kategorisi-degerlendirmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mert Altuntaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Jul 2021 10:39:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Business]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gelecekpostasi.info/?p=1806</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası - Dijital D&uuml;nya ve Sosyal Medya&#039;dan En Son Haberler</a></p>
<p>Cannes Lions Hakkında Fransa’nın Cannes şehri yakın zamanda büyük bir organizasyona sahne oldu. Genelde film festivali denince akla gelen bu küçük Güney Fransa şehri bu sefer reklamcılar için oldukça prestijli bir yere sahip “Cannes Lions” adlı uluslararası yaratıcılık festivaline ev sahipliği yaptı. Tam adı “Cannes Lions Uluslararası Yaratıcılık Festivali” olan bu etkinlik 1954 yılından bu yana her sene dünyanın dört bir yanından gelen reklamcıları ağırlıyor. Bu festival kapsamında yaratıcı ve başarılı işlerin ödüllendirilmesinin yanında iletişim sektöründen insanlarla yeni bağlantılar kurma fırsatı, faydalı fikir paylaşımları ile ilham kaynağı olan sunumlar ve interaktif atölyeler, oturumlar düzenleniyor. Birçok reklamcının kariyerinde çok önemli bir </p>
<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info/business/cannes-lions-2021-titanium-kategorisi-degerlendirmesi/">Cannes Lions 2021 Titanium Kategorisi Değerlendirmesi</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info/author/admin/">Mert Altuntaş</a></p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası - Dijital D&uuml;nya ve Sosyal Medya&#039;dan En Son Haberler</a></p>

<h3 class="wp-block-heading"><strong>Cannes Lions Hakkında</strong></h3>



<p>Fransa’nın Cannes şehri yakın zamanda büyük bir organizasyona sahne oldu. Genelde film festivali denince akla gelen bu küçük Güney Fransa şehri bu sefer reklamcılar için oldukça prestijli bir yere sahip “Cannes Lions” adlı uluslararası yaratıcılık festivaline ev sahipliği yaptı. Tam adı “Cannes Lions Uluslararası Yaratıcılık Festivali” olan bu etkinlik 1954 yılından bu yana her sene dünyanın dört bir yanından gelen reklamcıları ağırlıyor. Bu festival kapsamında yaratıcı ve başarılı işlerin ödüllendirilmesinin yanında iletişim sektöründen insanlarla yeni bağlantılar kurma fırsatı, faydalı fikir paylaşımları ile ilham kaynağı olan sunumlar ve interaktif atölyeler, oturumlar düzenleniyor. Birçok reklamcının kariyerinde çok önemli bir yere sahip olan bu organizasyonda ödül almak hatta projelerle katılım sağlamak bile oldukça prestijli bir durum sayılıyor. </p>



<p>Bu sene 21-25 Haziran tarihleri arasında gerçekleşen Cannes Lions 2021 pandemi sebebiyle tamamen dijital olarak gerçekleşti. Büyük çapta pek çok organizasyon gibi bu prestijli etkinliğin online yayınlanmasının yanında bilet fiyatları da dudak uçuklatacak kadar yüksek. 250 Euro civarında satılan biletler her ne kadar yüksek görünse de iletişimciler ve reklamcıların Cannes Lions’a gösterdiği ilgi azımsanmayacak düzeyde. Ödül için katılan markalar iletişim stratejilerinin parçası olarak sadece anlattıkları hikayeleri değil tüketiciyle kurdukları bağı da efektif hale gitirip bunu anlatmak istiyorlar. Etkinliğin en çok rağbet gösterilen kısmı ise şüphesiz ki ödüller kısmı. İnovasyon, Yaratıcılık, Mobil, Marka deneyimi ve bunlar gibi daha birçok kategoride ödüllerin dağıtıldığı Cannes Lions’a ait bugünkü yazımda, en çok ilgimi çeken Titanium kategorisindeki başarılı işleri sizlere özetleyeceğim. Başarılı işlere geçmeden önce yarışmanın kapsamı, kategoriler ve değerlendirme sürecine dair biraz daha detay vermenin faydalı olacağını düşündüm. </p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Başvuru Süreci, Kategoriler ve Diğer Detaylar</strong></h3>



<p>Geçtiğimiz sene Co-vid nedeniyle Ekim’e ertelenen, sonrasında artan vakalardan dolayı iptal edilen Cannes Lions’da bu sene hem 2020 yılının hem de 2021 yılının projeleri değerlendirildi. Virüs dolayısıyla istisnai bazı durumların olduğu etkinlikte ödüllerin dağıtılması sürecinde de farklılıklar oldu. Virüs öncesi her bir kategori için o sene işlerine verilen “Grand Prix” ödülü mevcutken geçtiğimiz sene etkinlik iptal edildiği için bu sefer son iki seneye ait işler değerlendirilerek ayrı ayrı büyük ödül verme seçeneği kabul edildi.</p>



<p>Başvuru sürecine geldiğimizde, 14 Ekim 2020 tarihinde başlayıp 15 Nisan 2021’e kadar süren Cannes Lions başvuru sürecinde katılımcılar için <a target="_blank" href="https://www.canneslions.com/support/awards-support/summary-of-the-rules">linkte</a>   paylaştığım kurallar üzerinden ilerlendi. Başvuru yapacak ekiplerin işlerini kolaylaştırmak amaçlı oldukça detaylı ve anlaşılır şekilde süreci anlatan Başlangıç Kit’leri dijital ortamdan sunuldu. Katılım ücretleri 4 farklı skaladan medyana geldi. Ekipler 11 Mart öncesinde başvuru yaptıkları takdirde indirimli başvuru ücretinden yararlanma hakkından faydalanırken bu tarihten sonraki her başvuruları için iki haftada bir artan düzeyde ücret ödemek zorunda kaldı.</p>



<p>Bunun dışında tamamen dijital gerçekleştirilen etkinlik için başvuru materyallerinin hepsinin dijital ortamdan teslim edilmesi şartı getirildi. Özellikle kanıt olarak kabul edilen Outdoor, Basılı Yayın ve diğer endüstri materyallerinin fiziksel versiyonlarından ziyade dijital versiyonlarının teslim edilmesi gerektiğinin altı özellikle çizildi. </p>



<p>Başvuruların değerlendirilme süreci nasıl işliyor derseniz, başvurulan işin final versiyonuyla beraber ödenen başvuru ücreti sonrası “Ödül uzmanları” projenizi inceliyor. Olumlu gördüğü takdirde jüriye sunuyorlar. Netleştirilmesi gereken konular varsa da bunu başvuru sahibinin kontağını kullanarak yapıyorlar. Jürinin başvuruları değerlendirme işlemi ise oldukça detaylı ve zor bir süreç. Her bir jüri ilgili kategorideki projeyi detaylı olarak incelemek, kişisel olarak değerlendirmek, kendi arasında tartışmak ve oylamak zorunda. Shortliste kalan her aday için 1’den 9’a kadar oylama skalası mevcut ve finale kalan işleri seçerken bu puanlama üzerinden elemeler gerçekleşiyor. Jüri başkanının da yönlendirmesiyle shortliste kalanlar içerisinden kimlerin altın, gümüş, bronz aldığı belirleniyor. Fakat bu belirleme esnasında ilgili projenin ödüle layık görülmesi için her 3 kişiden en azından 2 kişinin desteğini alması şart. En son aşamada ise Altın kategori ya da derece olarak muadilleri içerisinden Grand Prix’ye layık olan proje seçilerek kategorinin oylaması finalize oluyor. Kar amacı gütmeyen organizasyonlar ve hayır kurumu işleri Lions ödüllerinin çoğu kategorisinde değerlendirilmese de Good ve Health kategorilerinde Grand Prix ödüllerine aday gösterilebiliyor.</p>



<p>Kategorilere geldiğimizde <strong>Communication, Craft, Entertainment, Experience, Good, Health, Impact, Innovation ve Reach</strong> olarak 9 ana kategoride toplam 28 ödülün verildiği bu etkinlikte benim en çok dikkatimi çeken iletişim kategorisindeki Titanium ödülleri oldu. “Game-Changing Creativity” olarak tanımlanan bu ilginç işler iletişim alanına yeni bir soluk getirmesi ve pek çok kişiye ilham kaynağı olmasıyla ön plana çıkıyor. Gelin hep beraber bu kategorideki başarılı işleri değerlendirelim: </p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Titanium Kategorisi</strong></h3>



<p>Bu sene Microsoft’un sponsorluğunu yaptığı Titanium kategorisi endüstriye yön veren, merak uyandırıcı, ezberbozan işlerin yarıştığı oldukça rekabetçi işler yarıştı. İletişim ana kategorisinin altında yer alan bu alt kategoride bu sene 1 Titanium Grand Prix, 6 Adet Titanium Lion ödülü olmak üzere toplamda 7 ödül verildi. Gelelim neler yapıldığına:</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Libresse/ Bodyform (Essity) &#8211; Womb Stories&nbsp;
TİTANİUM GRAND PRİX</strong><strong></strong></h4>



<p>Libresse; İsveç menşeili, çoğunlukla FMCG ürünleri üreten markaların çatı firması Essity’nin kadın hijyen ürünlerine yoğunlaşmış olan alt markası. Benim de Cannes Lions dolayısıyla duyduğum bu marka birçok markanın reklamlarında paylaşmaya çekindiği noktaları gayet açık ve anlaşılabilir şekilde cesurca anlatmasıyla ön plana çıkıyor. Grand Prix ödülü alan Womb Stories’e gelmeden önce Libresse’nin daha önce kadınların cinsel bölgesi olan Vulva’yı tanımaya ve takdir etmeye yönelik <a target="_blank" href="https://bigumigu.com/haber/libresse-kadinlari-bedenini-sevmeye-davet-ediyor-viva-la-vulva/">Viva La Vulva</a> ve regl döneminin altını çizerken oldukça gerçekçi örnekler üzerinden ilerlenen <a target="_blank" href="https://www.youtube.com/watch?v=wC63ksuupmI">Blood Normal</a> kampanyalarına da göz atma fırsatı buldum. Linkini buraya bıraktığım Blood Normal videosunda reklamlardan alışık olduğumuz mavi kan yerine gerçek kan kullanımı beni çok etkiledi. Birçok bakımdan son derece normal görünen ancak toplumsal tabu olarak nitelendirebileceğimiz gerçekleri büyük bir cesaret ve yaratıcılıkla birleştiren bu markayı yakın takibe aldım. Şimdi gelelim Grand Prix çalışmasına:</p>



<p>Bu sefer karşımızda günlük yaşamdan kesitler sunan bir video yok. Onun yerine benim de çok sevdiğim ve akılda kalıcılık yönünden oldukça başarılı bulduğum animasyon fikri üzerinden anlatma yöntemi benimsenmiş. Aralarında BT, Mars, Walkers gibi 80’in üzerinde markayla çalışan AMV BBDO ajans imzalı bu animatik iletişimi ben de oldukça başarılı buldum. Her ne kadar kendimle alakalı yaşadığım tecrübeler olmasa da kadınların birebir tecrübe ettiği ilk adet, tüp bebek tedavisi, menopoz dönemi gibi rahimle alakalı pek çok durumu animasyonların renkli dünyasını kullanarak, metaforlarla anlatmaları bu projeyi başarılı bulmamın ana nedeniydi. </p>



<p>Kadınların yaşadıkları bu tür durumların kolay olmadığının yanı sıra saklanmaması gerektiğinin de altını sık sık çizen Bodyform #wombstories etiketiyle özellikle sosyal medya tarafını oldukça efektif kullanmış. Rahimle alakalı her durum için farklı kreatifler üzerinden çalışma yapan marka toplumun bu konuda bilinçlenmesi adına dijital mecralarda desteklediği iletişiminde 100 milyon izlenme, sadece Britanya’da 1,5 milyar gösterim elde etmiş. Websitelerinde oluşturdukları <a target="_blank" href="https://www.bodyform.co.uk/our-world/why-our-wombstories-need-to-be-heard/">“Neden Rahimle ilgili hikayelerinizi dinlemeliyiz?”</a> başlıklı alt sayfada deneyimlerini paylaşmak isteyenlerin gerçek hikayelerine de yer verilmiş. Tüm bunlarla beraber Sosyal Medya takipçilerinde %200’lük artış yakalayan Bodyform Büyük Britanya’da %8.1, Rusya’da ise 14.1’lik bir pazar payı oranı artışı yakalamış.</p>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<div class="flex-video flex-video-youtube"><iframe loading="lazy" title="Bodyform: #wombstories" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/JZoFqIxlbk0?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></div>
</div></figure>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Diesel – Enjoy Before Returning</strong></h4>



<p>İtalyan giyim markası Diesel ürün iadesinde kurnaz müşterileri ti’ye alan yaratıcı bir iletişimle Lion’u sonuna kadar haketmiş görünüyor. Başlık size ufak da olsa fikir veriyor mu bilmiyorum ancak satın aldıkları ürünü tek sefer kullanıp geri verenler ya da sosyal medya üzerinden havasını atıp sonra iade edenler için Diesel’in mesajı açık: Keyfini Çıkarın. Yurtdışında oldukça yaygın olan ve wardrobing olarak bilinen iade dolandırıcılığı temalı iletişimde marka bu durumun farkında olduğu ve onlarla uzlaşmak istediğini göstermiş. Markaların bu konuda hayata geçirebilecekler yaptırımlar bulunmasına rağmen Diesel’in olaya ironik bakış açısı ve uzlaşmacı tavrı bu ödülü kazanmasında büyük rol oynamış gibi.</p>



<p>Publicis İtalya
imzalı kampanya, markanın sonbahar kreasyonu tanıtımından önce New york Moda
Haftası’nda görücüye çıktı. Aynı zamanda Londra Moda Haftası’nda da İade
Partisi adı altında giyilmiş giysilerin sergilendiği standlar da kuruldu. Elle,
Vogue, Esquire gibi Premium kitlenin sıklıkla tercih ettiği basılı yayınlarda
da kampanyanın duyurusu native olarak yapıldı. Sosyal medya üzerinden de
oldukça konuşulan bu mizahi kampanya sonunda marka satışlarını %25 arttırdı,
online iadeler %14 mağazadan iadeler ise %9 oranında azaldı. Medya tarafında
ise toplam 96 milyon gösterime ulaşıldı.</p>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<div class="flex-video flex-video-youtube"><iframe loading="lazy" title="Diesel - Enjoy Before Returning" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/pwse9anJygI?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></div>
</div></figure>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Burger King – Stevenage Challe</strong>nge</h4>



<p>Stevenage FC, İngiltere 2. Lig&#8217;inde mücadele eden bir takım. 2019 yılında Burger King ile forma sponsorluğu anlaşması yapan Stevenage FC, Londra’nın kuzeyinde 87 bin nüfusuyla ülkenin ilk kasaba statüsünü kazanan yerleşim yeri. Bu kısacık genel kültür arasından sonra Stevenage bu ödülü kazanmak için neler yapmış bir bakalım: </p>



<p>Bildiğiniz gibi Fifa serisi hem konsol hem de bilgisayar oyuncuları tarafından oldukça sevilen bir spor oyunu. Burger King’de bunun farkında olmuş olacak ki 2. Lig’de de olsa forma sponsoru olduğu takımın oyundaki varlığını kullanarak yürüttüğü entegre medya iletişimiyle başarılı bir işe imza atmış. </p>



<p>Oyunda Stevenage FC kulübünü seçen kullanıcılar (kaç kişi seçer bu takımı şüpheliyim :)) Stevenagechallenge.com sitesi üzerinden kendilerine verilmiş olan görevleri tamamlayıp Twitter, Instagram ve Facebook’dan başardıkları görevlerin paylaşımını yaparak bedava Burger King menüleri kazanmaya çalıştılar. Böylece gerçek hayatta oldukça zor olan kulübü dünyanın 1 numaralı takımı yapma şansını dijital ortamdan gerçekleştirerek bilinirlik yaratmaya çalıştılar. Challenge’lar kullanıcıların hangi ülkeden katılım sağladıklarına göre değişiyor. Görevler ise basitten karmaşığa farklılaşabiliyor ancak ana şart takımın Burger King sponsorlu forması giyerken yapılmalı. Oyunda pek çok dünya yıldızını bu formayı giyerken görebiliyorsunuz. Böylece hem Stevenage dijital dünya üzerinde de olsun saygınlık kazanıyor hem de Burger King gerçek hayatta dünyaca ünlü yıldızların formalarının üzerinde yer almak yerine dijital oyunlar üzerinden bu prestijli stratejisini gerçekleştiriyor. Burger King menüsü kazanan katılımcılara siparişlerinin de Uber Eats ile geldiğini hatırlatalım.</p>



<p>David Miami &amp; Madrid ajansıyla yürütülen bu proje sonunda Burger King 2.5M $’lık Earned Media, Challenge üzerinden 25 bin üzeri video paylaşımı ve haber sitelerinde çok sayıda konuşulma elde etti.</p>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="&quot;Stevenage Challenge&quot; by DAVID The Agency for Burger King | The One Show 2020" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/7qjIcK-cvbg?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Beats by DRE – You Love Me</strong></h4>



<p>Son yıllarda başta ABD olmak üzere pek çok ülkede ırkçılık olayları artış göstermeye başladı. Özellikle siyahilerin maruz kaldığı insanlık dışı muameleler konusunda ses getirme amaçlı düşünülen Beats by Dre’nin You Love Me kampanyası, kazandığı Lion ile bu amacını gerçekleştirmiş görünüyor. ABD menşeili, ses ürünleri satan Beats Electronics “You Love Me” ile “Siyahların kültürünü seviyorsun ama beni seviyor musun?” diye sorarak pek çok açıdan kendimizi sorgulamamızı sağlıyor.</p>



<p>Reklamda farklı
alanlarda kendinden söz ettiren ünlü siyahi figürlerin kameraya bakarak
konuşması izleyicide kendisiyle konuşuyor izlenimi yaratarak etkiyi arttırmış.
Tüm bu ünlü kişilerin reklamda bulunmasının amacı ise toplumda belirli bir
statü kazansalar bile hala belli başlı zorluklarla baş etmek zorunda
olduklarının altını çizmek.</p>



<p>Sözler o kadar etkileyici ki 2 dakikalık reklam filmi boyunca markaya ait neredeyse hiçbir işaret göremiyorsunuz. Bu bazen avantaj bazen dezavantaj olsa da dikkat çekilmek istenen, ciddi bir konuyu bölmemesi adına bu şekilde ilerlemeleri bence doğru bir yöntem. Filmin müziğini Grammy ödüllü Solange Knowles yaparken Lena Waithe tarafından yazılan şiirin seslendirmesi ise  Tobe Nwigwe tarafından yapılmış. Şiirdeki “You Built This Country On Our Backs” kısmı ise beni en çok etkileyen dizeler oldu.</p>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<div class="flex-video flex-video-youtube"><iframe loading="lazy" title="Beats by Dr. Dre Presents | You Love Me" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/F5IOifrgyoY?start=2&#038;feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></div>
</div></figure>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>AB InBev – Contract For Change </strong></h4>



<p>ABD merkezli bira şirketi olan<strong> </strong>Anheuser-Busch sadece kendi üretim alanı değil tüm çiftçileri ilgilendirebilecek bir farkındalık kampanyasıyla Titanium Lions&#8217;a layık görüldü. Kampanyanın çıkış noktası ise alışveriş esnasında insanların organic ürün tüketme eğilimi ve bunu karşılayacak ekim alanlarının azlığı. Reklam filmini anlatan çiftçi amcamızın da belirttiği gibi tarım oldukça özen gösterilmesi gereken ve elde edilen ürünün kalitesinin ön plana çıkarıldığı bir gelir modeli olması gerekirken günümüzdeki hızlı tüketim alışkanlığından dolayı hızlı, basit ve ucuz yollara kaçılmış durumda. Bu durum hem ekosisteme zarar verirken hem de inorganik beslenmeyi arttıran bir hale gelmiş durumda. </p>



<p>Amerikalıların %90’ı organik beslenmenin kendileri için önem arz ettiğini belirtiyor. Ancak ne yazık ki Amerika’daki ekim yapılan toprakların sadece %1’inde organik tarım yapılıyor. Bu noktada hakkını vererek organik üretim yapmanın ortalama 3 sene sürdüğünü belirtmek gerekiyor. 3 sene sonra elde ettiğiniz ürünü satacağınızın da bir garantisi yok. Bu noktada AB InBev’in tarım alanında devrim yaratmayı amaçlayan “Değişim Kontratı” rol alıyor. ABD’deki çiftçilere iletilen bu anlaşma, 3 sene sonra ürettikleri ürünü satın alma garantisi sunan gerçek bir belge. Çiftçi ürettiği ürünü 3 sene sonra organik olarak satacak şekilde yeiştireceğinin garantisini veriyor.Çünkü çiftçinin ekim yapıp satış yapamadığı her sene gelirinin düştüğünün farkında ve bu yüzden de ona satın alma garantisi verip kaliteli ve organik üretim yapması için destek veriliyor. Tarımla alakalı başta Birleşmiş Milletler olmak üzere pek çok uluslararası kurumun desteğini alan bu fikir TV ve basılı yayın üzerinden oldukça yoğun bir şekilde duyuruldu. Her bir eyaletin çiftçilerine özel seslenerek farklılaşan medya materyalleri de ayrı bir dikkat konusu.</p>



<p>Kampanyanın sonucunda 104.000 dönüm arazi organik geçişe hazırlandı. Markanın organik bira stoğunun 2023 yılı sonunda %25 büyümesi bekleniyor. Bu arazilerde yapılan tarımın sadece Bira markaları için değil bu ürünleri değerlendiren diğer şirketlere de katkı sağlayacağı düşünülüyor.</p>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<div class="flex-video flex-video-youtube"><iframe loading="lazy" title="AB InBev l Contract For Change l GP Cannes Lions" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/3uEPBMv9tSA?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></div>
</div></figure>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>City of Chicago – Boards of Chan</strong>ge</h4>



<p>Beat by Dre’nin &#8220;You love Me&#8221; temasıyla benzerlik gösteren Board of Change bu sefer siyahi vatandaşların oylarının seçimler esnasında ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. Video geçtiğimiz yıllarda tırmanışa geçerek “Black Lives Matter” söyleminin doğuşuna sebep olan siyahi vatandaşlara yapılan ayrımcılık ve cinayet teşebbüslerini içeren çarpıcı görüntülerle başlıyor. Kampanyanın çıkış noktası olan, siyahi nüfusun yoğun olarak yaşadğı Chicago şehrinin Siyahi Belediye Başkanı ve Michelle Obama’nın ırçılık-karşıtı söylemlerine yer veriliyor. </p>



<p>ABD’deki son seçimler öncesi başlayan bu kampanya ile haklarından mahrum bırakılmış insanların da seçimlerde söz hakkı olduğunun altı çizilerek siyahi seçmenler duygusal mesajlarla oy vermeye teşvik ediliyor. Sokaklara yerleştirilen, çeşitli renklerle farklılaştırılmış sandıklardaki QR kodlarıyla seçmenlerin oy vermek için kayıt yaptırmaları sağlanan bu iletişimde yoğun şekilde Açıkhava, Sosyal Medya ve PR çalışmaları kullanılmış. Haber kanallarına da konu olmuş bu başarılı çalışma sonucunda rekor sayıda seçmen kayıt yapıtırp oy kullanmış. Ayrıca Chicago’nun ünlü müzelerinden &#8220;Dusable African – American Tarihi&#8221; müzesinde de bu projeye yer verilmiş.</p>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<div class="flex-video flex-video-youtube"><iframe loading="lazy" title="City of Chicago - Boards of Change (case study)" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/tlOc1MnJaiY?start=77&#038;feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></div>
</div></figure>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>AB InBev – Corona The Match of </strong>Ages</h4>



<p>Video materyallerinde düzenleme kısmı oldukça önemlidir. Sekansların birbiriyle uyumu sinemadan kliplere, reklam iletişimlerinden dizilere pek çok alanda izleyicinin ilgisini diri tutmayı amaçlar. Corona’da bu olayı önemsemiş olacak ki ana vatanı olan Meksika’daki futbol karşılaşmalarının kolaj görüntülerinden oluşturdukları “Çağların Maçı” adı verdikleri bir hybrid maç oluşturmuşlar. Markanın böyle bir çalışma yapmasının ardındaki motivasyonun pandemi nedeniyle iptal edilen spor aktivitelerinden dolayı mutsuz olan sporseverleri bir nebze olsun mutlu ederken varlığını hissettirebilmek olduğunu düşündüm.</p>



<p>Corona, “Match of the Ages” için Meksika’nın en ünlü iki takımı olan America ve Chivas’ın 70 sene boyunca yayınlanan karşılaşmalarını analiz ederek ortaya oldukça ilgi çekici bir iş çıkarmış. Bu iş için 75 saatlik maç görüntülerini izleyen ekip, oyuncuların hareketleri detaylı olarak analiz ederek birbiri ardına eklenen görüntülerle devamlılık sağlamış. (Videoyu izleyince daha iyi anlayacaksınız <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> ) Ortaya çıkan bu eğlenceli iş spor kanallarında ve canlı yayın olarak yayınlanarak projenin erişim hedefine büyük katkı sağlamış.</p>



<p>Proje sonunda haftalık Corona satışları %54 oranında artış gösterirken, Sosyal Medya üzerinden markanın mentionları %79 artmış. Pozitif geri dönüş oranı %98 gibi çok yüksek bir rakamla Earned Media tarafına katkıda bulunurken marka Trend Topic olmuş.</p>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<div class="flex-video flex-video-youtube"><iframe loading="lazy" title="ABINBEV   Corona The Match of Ages   WE BELIEVERS   Cannes Lions 2021 Case Film from The Work   7051" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/i9guwJ3gq8A?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></div>
</div></figure>



<p>Bir sonraki yazıya dek hoşçakalın&#8230;</p>
<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info/business/cannes-lions-2021-titanium-kategorisi-degerlendirmesi/">Cannes Lions 2021 Titanium Kategorisi Değerlendirmesi</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info/author/admin/">Mert Altuntaş</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gelecekpostasi.info/business/cannes-lions-2021-titanium-kategorisi-degerlendirmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cookie Rehberi ve Cookie-less Gelecek</title>
		<link>https://www.gelecekpostasi.info/trendler/cookie-rehberi-ve-cookie-less-gelecek/</link>
					<comments>https://www.gelecekpostasi.info/trendler/cookie-rehberi-ve-cookie-less-gelecek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mert Altuntaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Mar 2021 07:28:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Trendler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gelecekpostasi.info/?p=1798</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası - Dijital D&uuml;nya ve Sosyal Medya&#039;dan En Son Haberler</a></p>
<p>İnternette dolaşırken herhangi bir websitesinde aşağıdaki gibi bir mesajla ne sıklıkla karşılaşıyorsunuz? “Bu Sitede, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Daha detaylı bilgi almak isterseniz gelişmiş gizlilik ve cookie politikası metnini okumak için tıklayınız.” Anımsayalım ya da anımsamayalım, yukarıda ilettiğim Cookie metninin versiyonları (ya da banner hali) ziyaret ettiğimiz neredeyse tüm sitelerde karşımıza çıkıyor. Kimi zaman sayfanın en üstünde, kimi zaman ortasında bazen de en köşede. Biz ise bunlara çoğu zaman onay verip vermediğinizi bile hatırlamayabiliyoruz. Tıpkı reklam körlüğünde olduğu gibi “Cookie Körlüğü” kavramı da burada devreye giriyor. Nasıl reklam körlüğünde web kullanıcısı karşısına </p>
<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info/trendler/cookie-rehberi-ve-cookie-less-gelecek/">Cookie Rehberi ve Cookie-less Gelecek</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info/author/admin/">Mert Altuntaş</a></p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası - Dijital D&uuml;nya ve Sosyal Medya&#039;dan En Son Haberler</a></p>

<p>İnternette dolaşırken herhangi bir websitesinde aşağıdaki gibi bir mesajla ne sıklıkla karşılaşıyorsunuz?</p>



<p><strong><em>“Bu Sitede, kullanıcı
deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak
amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Daha detaylı bilgi almak isterseniz
gelişmiş gizlilik ve cookie politikası metnini okumak için tıklayınız.”</em></strong></p>



<p>Anımsayalım ya da
anımsamayalım, yukarıda ilettiğim Cookie metninin versiyonları (ya da banner
hali) ziyaret ettiğimiz neredeyse tüm sitelerde karşımıza çıkıyor. Kimi zaman
sayfanın en üstünde, kimi zaman ortasında bazen de en köşede. Biz ise bunlara
çoğu zaman onay verip vermediğinizi bile hatırlamayabiliyoruz. Tıpkı reklam
körlüğünde olduğu gibi “Cookie Körlüğü” kavramı da burada devreye giriyor.
Nasıl reklam körlüğünde web kullanıcısı karşısına sürekli çıktığı için bir
reklam formatına alışıyor, cookielerde de aynı durum söz konusu. Peki nedir bu
karşımıza çıkıp çokça zaman bizi rahatsız eden, bazen de farkında olmadan
onaylayıp geçtiğimiz Cookieler, bir göz atalım:</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Cookie
(Çerez) Nedir?</strong></h3>



<p>Türkçe’ye
çevrildiğinde “Çerez” anlamına gelen Cookie’ler isminden de anlaşılabileceği
gibi ufak yapıdaki bazı dosyalara verilen isim. Bir web sayfasını ziyaret
ettiğinizde başka bir kaynak tarafından (çoğunlukla girdiğiniz websitesi) size
gönderilen bu çerezler sayesinde sistem sizin pek çok tercihinizi hatırlıyor.
Site üzerinde gerçekleştirdiğiniz belli başlı aksiyonları aklında tutan
çerezler ağırlıklı text dosyası şeklinde depolanıyor ve belirli bir süre kayıt
altında kalıp ihtiyaç olduğunda ortaya çıkıyor. Başka bir deyişle
bilgisayarınıza bellek uyarıcısı etkisi yapıyor. (Örn: Twitter’a girerken
kullanıcı adı-şifresi kısmındaki “Beni Hatırla” butonu da çeşit çerezdir ve
sonraki girişinizde bilgilerinizi hatırlayacaktır) </p>



<p>Text dosyası şeklinde depolanan bu küçük boyutlu verilerin çok büyük bir kısmı sonsuza kadar kullanıcının depolama alanında kalmıyor elbette. Çerezler kendi kendini silebiliyor ancak bu süre çerezin size yollandığı kaynağa göre farklılaşıyor. Bazen kabul ettiğiniz bir cookie metni aylarca aktif olacak şekilde kullanıcı adı / şifrenizi hatırlarken bazen bu süre saatlere indirgenen bir aralık olarak ortaya çıkıyor. Bazen de kendi kendini silmesini beklemeden manuel olarak da browser üzerindeki çerezleri silebiliyorsunuz.</p>



<p>Çok da yeni
olmayan tarihine göz attığımızda ilk olarak 1994 yılında Netscape için
kullanılmaya başlanan çerezler günümüze kadar farklı evrelerden geçti.
Tasarlanan ilk versiyonun asıl amacı site ziyaretçisinin aynı siteye tekrardan
gelip gelmediğini hatırlamaktı. Sonrasında kullanıcının pek çok kişisel
bilgisini, internet davranışlarını, tercihlerini bile hatırlayabilecek kadar
geliştirildiler. Günümüzü değerlendirdiğimizde pek çok farklı versiyonu olan çerezlerin
birbiriyle benzer özellikleri olmasına rağmen aynı olmayabileceğini bilmek
gerekiyor. Örnek verecek olursak kullanıcının ziyaret ettiği site tarafından
yerleştirilen 1. Parti çerezler, ziyaret edilen sitelerin dışındaki networkler
tarafından yerleştirilen 3. Parti çerezlerden tamamen farklı olabiliyor.
Çerezler konusuna derinlemesine inmeden önce kafa karıştıran bir noktaya da
değinmek gerekiyor. Çerezler kendi aralarında çok farklı şekilde ayrışabilirler
demiştik. Bu noktada Session ve Cookie (Çerez) sıklıkla karıştırılabiliyor.
Bakalım aralarındaki fark neymiş?</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Session ile
Cookie Farkı nedir?</strong></h3>



<p>Session Türkçe’ye
çevrildiğinde “Oturum” kelimesine denk geliyor. Session tarafında bilgileriniz
sunucu tarafında geçici dizin içerisinde depolanıyor. Bu veri site ziyareti
esnasında tüm sayfalarda geçerli olarak güncel şekilde kaynağa akış sağlar. Genellikle
sanal sepet uygulamalarında kullanılan sessionlar kullanıcının browserı
kapatması ya da siteden ayrılması sonucunda sunucu tarafından sonlandırılır.
(Bu süre ortalama 30 dakika civarı) </p>



<p>Çerezler ise text
dosyaları şeklinde kullanıcının bilgisayarında depolanır ve sonraki ziyaretleri
takip amaçlı kullanılır. Kullandığınız browser çerezlerinizi sonradan ihtiyaç
halinde olabileceği nedeniyle cihazınıza kaydeder. Aynı siteye tekrar
girdiğinizde ise browser yerel depolama cihazınıza kaydettiği verileri server
tarafına gönderir.</p>



<p>Yani Session’da ziyaretçi değişkenleri sunucu içerisinde tutuluyorken, cookie oluşturulduğunda ise cookie verileri kullanıcı (istemci) tarafında tutulur. Cookie’ler kullanıcıya ait kişisel bilgiler içermesi, değiştirilebilmesi, virüsler yoluyla ele geçirilebilmesi nedeniyle sessionlara göre daha tehlikelidir. Sessionlar ise daha kısa süreli oluşu, serverda depolanması gibi özelliklerinden ötürü çerezlerden daha güvenli olarak kabul edilir. (Birileri Serverları hacklemediği takdirde) Sessionlar da bilgisayarınıza çerez oluşturup gönderir ancak bu session olayında gönderilen çerez hashlenmiş (şifrelenmiş) bir şekildedir. Bu bilgilere ulaşmak isteyen kötü niyetli yazılımların kullanıcının bilgisayarındaki hashlenmiş verileri kırması gerekir. Bu hashlenmiş veriyi kırmak yıllar alabilir. Tarayıcınız kapandığında kendini otomatik sileceği için Session’ların güvenilir yönü daha ağır basar. Ek olarak unutmamak gerekiyor ki Cookie&#8217;ler Sessionlardan bağımsız ancak Sessionlar Cookie&#8217;lere bağımlı olarak çalışır.  </p>



<p>Ancak şunu da kabul etmeliyiz ki çerezler hayatımızın büyük bir kısmını kaplıyor. Her ne kadar birbirine benzese de farklı amaca hizmet eden çokça versiyon da mevcut.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Çerez
Türleri ve Kullanım Alanları</strong></h3>



<p>Yazının girişinde
de bahsettiğim gibi çerezler kullanım alanlarına ve temel yapılarına göre
birbirinden ayrışır. Temel özelliklerini baz alırsak Cookie’leri şu şekilde
ayrıştırabiliriz:</p>



<p><strong>Session Cookies (Geçici Çerezler)</strong></p>



<p>Yukarıda değindiğimiz Session yani oturumlar da bir çeşit Cookie aslında. Bu noktada kafanız biraz karışabilir. Çünkü Cookie ve Session’u birbirinden ayırırken depolama alanları ve geçerlilik sürelerini ayrıştırmıştık şimdi ise Session’ları da bu kategoriye sokuyoruz. Ancak temelindeki kullanım yöntemine baktığımızda birbirinden çok da ayrışmadığı için Sessionlar da çerezler olarak görülebiliyor. Geçici çerezler olmasaydı her tıkladığınız sayfada sistem sizi yeni bir kullanıcı olarak görürdü. Özellikle E-Ticaret sitelerinde Check-Out sayfasına gelene kadar devamlı olarak sepete atılan ürünü tekrar tekrar yenilemek gerekebilirdi. Bu ve bunun gibi hayatımızı kolaylaştıran sistem hatırlamaları geçici çerezler yoluyla sağlandığını unutmamak gerekiyor. Bu çerezler bilgisayarınızdan herhangi bir veriyi alamaması ve kişisel bilgilerinize ulaşamaması bakımından güvenlik anlamında da büyük fayda sağlıyor. </p>



<p><strong>Persistent Cookies (Kalıcı Çerezler)</strong></p>



<p>Geçici
çerezlerden farklı olarak kalıcılar adından da anlaşılacağı gibi tarayıcıyı kapattığınızda
kaybolmaz. Özellikleri kullanıcının tekrardan bir websitesi ya da uygulamaya
girdiğinde onu tanımasıdır. </p>



<p><strong>Secure Cookies</strong></p>



<p>Bu tür çerezler
browserınıza şifrelenmiş bağlantı aracılığıyla çağrılır. Yani sunucu Session
ID’yi şifreleyerek tarayıcıya iletir. HTTPS olarak bilinen bu şifrelenmiş ağ
ile çağrılan çerezler “güvenli” ibaresi aktif oldukça başka bir kaynak
tarafından bozulamaz, değiştirilemez. Secure flag denilen bu yapı olmadığı
sürece text dosyası şeklindeki verileriniz yetki verilmemiş 3. Partiler
tarafından değiştirilebilir. </p>



<p><strong>HttpOnly Cookies</strong></p>



<p>Yukarıda
bahsettiğim Secure Cookies tarafının çalışma mekanizmasına benzer bir durum Http
Only tarafında var. Javascriptler cookieleri değiştirebilmeye müsait bir yapıya
sahiptir. HttpOnly flagi etkin edildiğinde javascriptler bu özelliğini yerine
getiremeyecek hale gelir. Ayrıca sizi XSS Attack denilen saldırıya karşı korur.
XSS yani cross-site scripting saldırısında hacker güvenli gibi görünen bir
websitesine kötü bir kod tanımlar. Kötü niyetli bu script kod browser
tarafından tanımlanamadığı durumda cookiler dahil tüm sitenin bilgilerini ele
geçirebilir. HttpOnly bazlı çerezlerde bu tarz saldırılara karşı siteyi korur.</p>



<p><strong>Third-party Cookies</strong></p>



<p>Third-Party çerez
türleri için cookie kavramının zaman zaman kötü anılmasının başlıca sebebi
diyebiliriz. Bunlar içerisinde bulunduğunuz siteden değil başka bir siteden
gelir. First-Party’lerde kullanıcının onayına sunulan çerezler sitenin domaininden
gelmesine rağmen Third-Party versiyonunda bu kaynak başka bir yerden gelir.
Buradaki çerezlerin amacı ise sizi demografik özellikleriniz, online
davranışlarınız, satın alma alışkanlıklarınız gibi konularda takip etmesidir.
Pek çok browser bu tür çerezlerin faaliyetlerini engellemek için özellikler
koyar.</p>



<p><strong>Supercookies</strong></p>



<p>Bu tür çerezler
internet servis sağlayıcıları tarafından http başlığının içine entegre edilerek
kullanıcı davranışlarını izleyen bir görev üstlenir. Ancak diğerlerinden farklı
olarak tarama verilerini temizlemek Supercookie’lerin kaybolmasına sebep olmaz.
Çünkü bunlar tam olarak çerez sayılmaz, tarayıcınızda saklanmaz. O yüzden
diğerlerine göre daha tehlikeli sayılabilir. Bu tür, genellikle tek bir
websitesine bağlıdır ve diğer sitelerle bilgilerinizi paylaşmaz. Diğer yandan
başka bir browsera geçiş yapmanız Supercookie’yi etkisiz kılmaz. Diğer
çerezlere ait login bilgiler, cachelenen görseller ve dosyalar da
Supercookieler de tutulabilir. Çoğu zaman Ad Blockerların kullanmanın da bu tür
çerezlere karşı etkili olmadığını görüyoruz. Bilinen tek çözüm yolu HTTPS bazlı
güvenli bir ağ ya da VPN kullanımıdır.</p>



<p><strong>Zombie Cookies</strong></p>



<p>Zombiler adından
da anlaşılabileceği gibi silinmesi sonucunda tekrardan ortaya çıkan http çerez
türüdür. Normal çerez depolama alanı dışında saklandıklarından dolayı kolayca silinemezler.
Yaşayan ölüler olarak adlandırılan bu tür çok farklı depolama alanlarını
kullanabilir ve herhangi bir websitesi tarafından bulunduğu takdirde yeniden
diriltilme denilen etkinliğini gösterip aktifleşebilir. Browserlar bu türe
karşı son zamanlarda gizlilik ve temizleme paketleri geliştiriyor ve
kullanıcılara sunmaya devam ediyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Cookie-less
Bir Dünya için İlk Adımlar</strong></h3>



<p>Bir önceki başlıkta da gördüğümüz gibi bazı cookiler zararsızken bazıları tehlike teşkil edebiliyor. Ki bu tehlikeler zaman zaman bilgisayarınıza virüs bulaştırıp geri dönülmez zararlar vermeye kadar gidebiliyor. İşin içinde kimi zaman kimlik ya da kredi kartı bilgilerinin çalınması gibi son derece vahim sonuçlar bile olabiliyor ki hiçbir kullanıcı işin bu noktaya gelmesini istemez. Bazıları ise “zarar verme” kısmını bu kadar ciddi olmasa bile farklı boyutlarda yapabiliyor. </p>



<p>Online davranışlarınızı takip eden ve “zararlı” sayılabilecek türlerin de olabileceğini yazımızda konuşmuştuk. Tüketicinin çoğunlukla farkında olmadığı kısım ise bu tür bilgilerin yeterince depolandıktan sonra herhangi bir 3’rd Party şirkete satılması. Bu durum son dönemde oldukça konuşulan GDPR ve KVKK maddelerini ihlal eder nitelikte. Bu denli kritik bir durumun farkında olan browserlar da konu hakkındaki şikayetlere daha fazla kulak tıkayamayacağını kabul edip, harekete geçtiler ve bu yönde bazı adımlar atmaya karar verdiler. Dünyada %64 civarı kullanım oranına sahip olan Chrome’un yanı sıra Safari ve Firefox’un bu konudaki stratejisini yakinen takip etmek gerekiyor. Çünkü Safari, Mozilla ve Chrome’un total kullanıcılarına baktığımızda toplamdaki browserların %85’ini oluşturuyor. &nbsp;</p>



<p>Şubat 2020 itibariyle Google, Apple ve Firefox ; Cookie takibi ve gizlilik politikalarını güncelleme kararı aldı. İlk atılan somut adımlar olarak da <strong>Safari “Intelligent Tracking Protection” (ITP)</strong>&nbsp; ve <strong>Firefox “Enhanced Tracking Protection” (ETP) </strong>ile 3. Parti cookileri default şekilde engelleyeceklerini ve bu durumun en kısa sürede hayata geçeceğini açıkladı. Bu özellikler sadece 3’rd Party cookieler için değil aynı zamanda diğer çerezlerin bilgisayarınızda ne kadar süre barınabileceğine dair de zaman kısıtlaması getirdi. Hatta Safari, ITP2 ile beraber first-party’lerin ömrünü 7 günden 1 güne düşürecek kadar radikal adımlar attı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" data-layzr="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2021/03/Cookieles.jpg" alt="" class="wp-image-1799"/></figure>



<p>İlk adımların
ardından düzenli aralıklarla cookie korumalı stratejilerini geliştiren bu
şirketlerin aksiyonlarına Google da daha fazla sessiz kalamadı. Geçtiğimiz
senenin Ocak ayında Google Chrome, kademeli de olsa konuyla ilgili atacağı
adımları açıkladı. 4 Şubat 2020’de <strong>“SameSite
Update” </strong>duyurusuyla websitesi sahiplerinin bünyesinde bulundurdukları
third-party çerezleri doğru şekilde etiketleme ve kullanıcılara bunu bildirme
zorunluluğu getirdi.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Yakın
gelecekte neler olacak? &nbsp;</strong></h3>



<p>Şu ana kadar konuştuğumuz gelişmelerle alakalı şunu belirtmekte fayda var: Atılan adımların pek çoğu Desktop odaklı ancak mobil tarafta da Cookie konusu önem arz ediyor. Mobil taraf desktop tarafına kıyasla bu konuda daha sınırlı role sahip çünkü desktop kadar etkin bir alana sahip değiller. Mobile Web tarafında Desktop&#8217;ta olduğu gibi çerezler var. Ancak kullanıcı browser ya da telefonu kapatırsa bu veriler otomatikman siliniyor. Uygulama tarafında ise her uygulama kullanıcı cookiesini kendi tutuyor ve başka uygulamayla paylaşamıyor. </p>



<p>Google, 2022
itibariyle kullanıcıların tarayıcı trafiğini izlemeyi bırakacağını ve 3’rd
partylerin olmayacağını duyurdu. Yapılan açıklamada Chrome internet
tarayıcısında bulunan mevcut web sayfası trafiğini izleme teknolojisinin kaldırılacağı
ifade edildi. Kullanıcılar için olumlu ancak reklamverenler için olumsuz olan
bu gelişmenin küçük çaptaki reklam firmalarının kapanmasına neden olabileceği
konuşuluyor. Google’ın bu hamleyle Chrome’u reklamverme sürecinin merkezine
koymayı amaçladığı da kulislerde dolaşan dedikodular arasında. Google, <strong>Federated Learning of Cohorts (FLoC)</strong>
adı verilen makine öğrenimine dayalı sistem ile sizi web geçmişinizdeki ilgi
alanlarına göre gruplara ayrılıp bu şekilde size reklam gösterimi yapabilecek.
Şu anki sistemden farkı ne diye soracak olursanız FLoC ile sadece ilgi
alanlarınıza göre reklam gösterimi alacaksınız, bir nevi Netflix gibi.
Bildiğiniz gibi Netflix’te size ilgi alanlarınız ve izlediğiniz içeriklere göre
öneriler yapıyor. FLoC’da tüm 3’rd Party veriler Chrome tarafından kontrol
edilecek ve daha az kişisel veri içerecek. Yani insanların ırk,cinsiyet gibi
özel verileri bu veri tabanında olmayacak ya da olsa bile buna göre hedefleme
yapılmayacak.</p>



<p>Google ayrıca kanalların müşterileriyle birebir
ilişkisini yürütmeye devam etmesi amacıyla 1’st Partylere dokunmayacağını da
belirtti. Bu noktada son olarak markalara düşen sorumluluklara da değinmek
gerekiyor. Öncelikle 1’st Party data olarak CRM verilerini içeren veri
havuzları oluşturmak olmazsa olmaz. Havuzun kurulması da yetmiyor; bu verilerin
yönetimi ve teknoloji sağlayıcılarıyla işbirlikleri geliştirilip yeni
teknolojileri üzerine fikirler geliştirmek oldukça kritik bir konu. Markaların
müşterilerin ayak izlerini takip etmesi (gerekli izinler dahilinde), bu izleri
doğru şekilde kullanacak yapay zeka ve veri yönetimi teknolojileri
geliştirilmesi yönünde araştırmalar yapmak gerekiyor. Google henüz 3’rd
partileri yasaklamamışken işbirliği yapılan ve 3’rd party data kullanan platformlar
ile süreci yakından değerlendirmek de önemli olabilir. </p>



<p>2022 yılına az bir süre kala hem browserler hem
reklamverenler hem de reklam platformları bakımından sürecin nasıl gelişeceğini
merakla bekliyoruz.</p>



<p>Bir sonraki yazıya dek hoşçakalın!</p>
<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info/trendler/cookie-rehberi-ve-cookie-less-gelecek/">Cookie Rehberi ve Cookie-less Gelecek</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info/author/admin/">Mert Altuntaş</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gelecekpostasi.info/trendler/cookie-rehberi-ve-cookie-less-gelecek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BOPİS Nedir?</title>
		<link>https://www.gelecekpostasi.info/business/bopis-nedir/</link>
					<comments>https://www.gelecekpostasi.info/business/bopis-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mert Altuntaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Dec 2020 08:17:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Business]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gelecekpostasi.info/?p=1788</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası - Dijital D&uuml;nya ve Sosyal Medya&#039;dan En Son Haberler</a></p>
<p>Pazarlama stratejileri kapsamında her geçen gün müşteri deneyimini üst düzeye çıkartacak, dijitalleşme konseptini bütünleyici, farklı yaklaşımlarla tanışıyoruz. Markaların satış odağını desteklemek için attıkları pek çok adımın arka planında müşteriye kolaylık sağlamak yatıyor. Omnichannel dediğimiz bütünsel pazarlamanın alt stratejilerinden biri olarak kabul edebileceğimiz Buy Online, Pick Up in Store (yazının bundan sonraki bölümünde BOPİS olarak devam edeceğim) konseptide tam da böyle bir çözüm getiriyor. BOPİS size online’dan aldığınız bir ürünü yolunuzun üzerindeki bir mağazadan hızlıca teslim alıp alışverişinizi tamamlayabilme şansı veriyor. “Ee ben online satın aldıktan sonra zaten kargo evime kadar getiriyor” diyenleriniz mutlaka olmuştur. Bu da bir tercihtir elbette ancak </p>
<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info/business/bopis-nedir/">BOPİS Nedir?</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info/author/admin/">Mert Altuntaş</a></p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası - Dijital D&uuml;nya ve Sosyal Medya&#039;dan En Son Haberler</a></p>

<p>Pazarlama stratejileri kapsamında her geçen gün müşteri deneyimini üst düzeye çıkartacak, dijitalleşme konseptini bütünleyici, farklı yaklaşımlarla tanışıyoruz. Markaların satış odağını desteklemek için attıkları pek çok adımın arka planında müşteriye kolaylık sağlamak yatıyor. <a target="_blank" href="https://www.gelecekpostasi.info/trendler/multichannel-marketing-vs-omnichannel-marketing/">Omnichannel</a> dediğimiz bütünsel pazarlamanın alt stratejilerinden biri olarak kabul edebileceğimiz Buy Online, Pick Up in Store (yazının bundan sonraki bölümünde BOPİS olarak devam edeceğim) konseptide tam da böyle bir çözüm getiriyor. BOPİS size online’dan aldığınız bir ürünü yolunuzun üzerindeki bir mağazadan hızlıca teslim alıp alışverişinizi tamamlayabilme şansı veriyor. “Ee ben online satın aldıktan sonra zaten kargo evime kadar getiriyor” diyenleriniz mutlaka olmuştur. Bu da bir tercihtir elbette ancak BOPİS’in avantajları da öyle yabana atılır gibi değil. Onlara da yazının devamında değineceğiz ancak öncesinde gelin BOPİS sistemi nasıl bir sistemmiş bakalım:</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>BOPİS Nasıl Çalışır?</strong></h3>



<p>Öncelikle tahmin edebileceğiniz gibi BOPİS’in çalışması için online alışveriş yaptığınız sitenin/markanın bu sistemle uyumlu altyapısının olması, yani desteklemesi gerekiyor. Sisteme entegre olmak isteyen markalar için olmazsa olmaz özellik ise tüketicinin uygulama ya da webden satın aldığı ürünü teslim alacağı saat aralığı ve lokasyonu seçme işlemini en verimli şekilde sunması. Çünkü bir tüketici olarak BOPİS ile satın alacağım bir ürünü hızlıca teslim alabileceğim lokasyonun, bulunduğum noktaya çok da uzak olmamasını istemek en doğal hakkım.</p>



<p>Bu noktada alışverişi gerçekleştirmek için iki farklı senaryo var: Bunlardan birincisi satın aldığım ürün stoklarda ve seçtiğim mağazada yer alıyorsa alışveriş bittikten sonra ilgili mağazadan ürünü hemen teslim alabileceğime dair bilgilendirici bir mesaj alıyorum. Bu da bana büyük bir zaman tasarrufu sağlıyor.&nbsp; Diğer senaryoda ise satın aldığım ürün istediğim lokasyonda değilse bayi yakındaki bir mağazadan ya da depodan bu ürünü temin ettikten sonra teslimat yapabileceğine dair beni bilgilendiriyor. Bu işlem ne kadar hızlı olursa o kadar iyi. Çünkü hepimizin de çok iyi bildiği gibi müşteri bekletilmeyi sevmez. Bu noktada markanın lojistik kapasitesi ve altyapısı ön plana çıkıyor. </p>



<p>Sonraki aşamada ise müşteri mağazaya gelip ürünü alıp
çıkıyor. Ürünün teslim alınması bazı ülkelerde arabayla bile yapılabiliyor.
Yani tüketici arabasından ayrılmadan drive-thru servis dediğimiz noktaya
yanaşıp paketini alıp yoluna devam ediyor. Oldukça kolay değil mi?</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Sistem Entegrasyonu</strong></h3>



<p>BOPİS’i uygulayabilmek için öncelikle tüketicilerin online alışveriş deneyimini gerçekleştirecekleri <strong>bir websiteniz ya da uygulamanız</strong> olmalı. Böylece omnichannel stratejisini destekleyici bir sistemin bileşenlerine sahip olmuş olacaksınız. Böylece sistem hem müşteriye güvenilir ve gelişmiş bir deneyim sağlarken (ürünün durumuyla alakalı push notificationlar, mailingler vs.) size yani satıcıya da doğru ve gerçek zamanlı envanter kontrolü sağlayacak. Tüm bunların yanında tüketicilerin artık alışverişlerini desktop ve tablet karşısında ezici bir üstünlüğe sahip mobilden yaptığını da biliyoruz. O yüzden BOPİS’i hayata geçirirken App konusu da öncelikler arasında yer almalı.</p>



<p>Gelelim ikinci büyük olmazsa olmazımıza: <strong>En az bir adet fiziksel mağaza.</strong> Bunun
nedenini yazının başından biliyorsunuz ancak tekrar hatırlatmakta fayda var.
BOPİS sadece online üzerinden çalışan bir sistem değil. Tanımda belirttiğimiz
Online-Offline entegrasyonun Offline ayağını fiziksel işletmeler oluşturuyor.
Online üzerinden satın aldığım bir ürünü teslim alabileceğim bir lokasyon olmadığı
sürece BOPİS ekosisteminin doğru çalıştığını söylemek pek mümkün olmuyor. BOPİS’in
satıcıya sağladığı diğer bir avantaj olan mağaza trafiğini de bu şekilde
arttırabiliyoruz. Yani ne kadar fazla ve geniş alana dağılmış mağaza, o kadar
fazla trafik anlayışı hakim. (Marka mağaza kirasından tasarruf etmek adına
işbirlikçilerinin mağazalarına da yönlendirme yapabiliyor ki bu da sıkça
uygulanan bir yöntem)</p>



<p>Son olarak da <strong>stok
durumunun</strong> altını çizmek gerekiyor. Müşterinin talebini doğru bir şekilde
öngörüp altyapı çalışmalarını buna göre yürütmek, bu esnada da ürünün stok
durumunu devamlı olarak kontrolünün sağlanması oldukça mühim. Unutmayalım ki
BOPİS’de ürün teslimatı, envanter sirkülasyonu, gerçek-zamanlı takip gibi
değişkenler olmazsa olmazımız.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Avantajları</strong></h3>



<p>Şu ana kadar üzerinde durduğumuz noktalardan hareketle gelin hep beraber BOPİS’in avantajlarını toparlayalım: </p>



<p>Avantajlara başlamadan hemen önce Fisher’ın yürüttüğü bir çalışmanın çıktılarından bahsetmekte fayda var. <a target="_blank" href="https://m.gofisher.net/blogs/omnichannel-retailing-trends-2018">Bu çalışmaya</a> göre online alışveriş yapanların %90’ı yüksek mebladaki kargo ücretleri ve iki günü aşan teslimat sürelerinin satın alma sürecinden vazgeçmeleri için yeterli etmenler olduğunu belirtmiş. BOPİS işte bu noktada müşterilerin kafasındaki soru işaretlerini gideriyor. Ürünü kendiniz gidip teslim aldığınız için herhangi bir kargo ücreti ödemiyorsunuz, üstelik (doğru çalışan bir sistemde) bekleme süresine de gerek duymadan hızlıca ürününüze kavuşabiliyorsunuz. Bu noktada tüketicinin satın alma yapmadan önce farkında olması gereken asıl noktaya değinmek lazım: Hangi ürünler için beklemeden teslim almak istiyorum, hangileri için bekleyebilirim kısmı. Eğer online siteden satın almak istediğim bir ürünü kargo beklemeden hızlıca teslim almak istiyorsam BOPİS destekli marka üzerinden alışveriş öncelikli seçeneklerim arasında yer alacaktır.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" data-layzr="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2020/12/shutterstock_1260256708-1.jpg" alt="" class="wp-image-1791" width="500" height="334"/></figure></div>



<p>Tüketicinin hem kargo ücreti hem de zamandan tasarruf ettiği bu sistemin perakende tarafındaki avantajları ise daha düzenli <strong>envanter yönetimi, mağaza ziyareti sırasında ek fayda ve düşük işçilik maliyeti</strong>. Biraz daha detaylandırırsak müşteri ürünü almak için mağazaya geldiğinde diğer ürünlerinizi görmek fırsatı yakalar. Bu durum da her zaman olmasa da ek satın almaları tetikleyebilir. Müşterinin ziyareti satış olmasa bile yeni ürünleriniz hakkında bilgi sahibi olması açısından da katma değer yaratabilir. </p>



<p>BOPİS’in hem tüketici hem de marka açısından maliyet avantajı içerdiğinin de bir kez daha altını çizmek gerekiyor. Tüketici kısmına kargo ücretiyle değinmiştik, üretici kısmında ise ürünün paketlenip kargoya verilmesi hem işçilik hem de lojistik anlamda bir maliyet yükü getirdiğinden BOPİS bu yükü büyük oranda ortadan kaldırmış oluyor. Bunların dışında çok ön plana çıkmayan ancak kritik önem taşıyan başka bir avantaj ise envanter yönetiminin daha efektif olması. BOPİS sayesinde online ve mağaza envanteri tek bir merkezden yönetilerek dağıtım merkezleri ya da mağazalardaki ürünlerin bayi satıcıları tarafından tek bir panelden görülmesini sağlıyor. Tüm bunlara ek olarak bu sistemle ürüne hızlıca ulaşıldığı için iade işlemleri de aynı hızda yapılabiliyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Bazı Araştırmalar</strong></h3>



<p>Yukarıda bahsettiğim Fisher araştırmasının yanında BOPİS’in
ne denli önemli olduğunu gösteren pek çok veri mevcut. Bu araştırma verileri
sistemin entegrasyonu ve tüketiciye verdiği hizmetin oldukça faydalı olabileceğini
bir kez daha görmemizi sağlıyor. </p>



<p>Araştırma verilerine göz atarken herkes tarafından bilinen bir gerçekle başlayalım. Hepimizin online alışveriş yaparken dikkat ettiği bazı kıstaslar vardır. Bunlardan en önemlisi kargo ücretleri. Kabul edelim ki ürünü sepete atarken kargo ücreti bedava değilse ciddi bir tereddüt süreci yaşanabiliyor. BigCommerce’ün yaptığı araştırma gösteriyor ki katılımcıların <strong>%65’i </strong>ürünü sepete atmadan önce free-shipping seçeneği olup olmadığına bakıyor. BOPİS’in bu konudaki avantajından bahsetmiştik. Aynı araştırma Amerika’daki tüketicilerin <strong>%68’inin</strong> BOPİS’i kullanarak birden fazla alışveriş yaptığını gösteriyor. Rahatlık ve konforun birleştiği bu sisteme bir kez alışanın vazgeçmesi kolay olmuyor da diyebiliriz. Bunların dışında online alışveriş için en kritik dönemide es geçmek olmaz: Önemli Günler ve Tatiller. ABD’de tüketicilerin <strong>%40’ının</strong> BOPİS’i tatil dönemlerinde tercih ettiği gözlemlenmiş. Alışveriş oranının zirve yaptığı, buna karşılık kargo teslimatlarının sekteye uğradığı bu dönemler için BOPİS’den faydalı bir seçenek olamaz değil mi?</p>



<p>Son olarak BOPİS’in PİS (Pick-Up İn Store) kısmının da kendi içinde ayrıştığını belirtmek gerekiyor. Ulusal Perakende Federasyonun yaptığı <a target="_blank" href="https://nrf.com/media-center/press-releases/nrf-study-says-more-online-shoppers-want-free-shipping">araştırmaya </a>göre katılımcıların <strong>%63’ü</strong> satın aldıkları ürünü teslimat yerine vardığında arabadan inmeyip almayı tercih ettiklerini, <strong>%56’sının</strong> ise ürünü bagajlarına yüklenmiş şekilde bulmayı daha efektif bulduklarını belirtmişler.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Birkaç Örnek</strong></h3>



<p>Günden güne popülerliğini arttıran BOPİS aslında yeni bir sistem değil. Başta Amazon olmak üzere uzun süredir bu yöntemi başarıyla kullanan onlarca marka mevcut. Sistem temelde aynı olsa da her markanın değişik yöntemlerle birbirinden farklılaştığı noktalar olabiliyor. Bunun yanında güncel gelişmelerle beraber bu sisteme yönelen de pek çok marka mevcut.</p>



<p>Mart ayında hayatımıza giren ve hala etkisini devam ettiren CoVid-19 dolayısıyla hijyen koşullarının ekstra önem kazandığı şu günlerde market alışverişi hiç olmadığı kadar önem kazandı. Bu hizmeti veren markalar ise tüketicinin hassasiyetini göz önünde bulundurarak BOPİS’e en hızlı adapte olan markalar olarak dikkat çekti. BOPİS’i kullanmaya başlayan market alışverişi odaklı markalar tüketicileri bu sisteme entegre etmek için onlara indirim kuponları ve çeşitli teşvikler vermeye başladı. Walmart, Whole Foods, Kroger gibi market zincirleri bu sistemi entegre edip tüketiciye ek avantajlar sunmaya başladı bile.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" data-layzr="https://www.gelecekpostasi.info/wp-content/uploads/2020/12/shutterstock_1866716962.jpg" alt="" class="wp-image-1792" width="500" height="334"/></figure></div>



<p>BOPİS’i hayata geçirmek için binlerce mağazaya sahip bir perakende devi olmanıza da gerek yok. Türkiye’de henüz popüler hale gelmeyen ancak yurtdışında KOBİ’lerin omnichannel hizmetlerine adapte olmasını sağlayan girişimler mevcut. <a target="_blank" href="https://nrf.com/media-center/press-releases/nrf-study-says-more-online-shoppers-want-free-shipping">Shopgate de</a> bunlardan biri. 2009 yılından beri faaliyet gösteren bu oluşum az sayıda mağazası olan ancak omnichannel vizyonuyla ilerlemek isteyen potansiyel üreticiler için destek sağlıyor. Herhangi bir uygulamaya sahip olmayan işletmeler Shopgate üzerinden ürünlerini satıp teslimat lokasyonlarını sisteme yüklüyor ve müşteriye hem konforlu bir alışveriş deneyimi sunuyor hem de mağaza trafiğini arttırıyor.</p>



<p>Shopgate bunların yanında Texas eyaletindeki bazı giyim
markaları için de ROPİS hizmetine başlamış durumda. Reserve online and pickup
in-store’un kısaltması olan ROPİS’de ise müşterinin almadan önce denemesi
gereken tekstil gibi sektörlere ait ürünler öncelikle reserve edilip deneniyor.
Beğenildikten sonra yine BOPİS’deki gibi teslimat lokasyonlarından teslim
alınabiliyor. Böylece beklenmedik iadelerin de sayısı minimum indirgenmiş
oluyor.</p>



<p>Walmart, Target, Amazon gibi büyük ölçekli markaların bu
sistemde öncü olduğunu belirtmiştik. Bunlarında yanında ünlü petshop zincirlerinden
Petco’nun mama ya da evcil hayvanlara ait mama kabı, portatif tuvalet gibi
ihtiyaçları aynı gün içerisinde teslim etme garantisiyle ilerliyor. Sektör
çeşitliliği açısından giyim sektöründe Nordstorm, çeşitli perakende ürünleri
üzerinde uzmanlaşmış Lowe’s, Dollar General, Home Depot gibi markaların da
BOPİS’i uyguladığını belirtelim.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Özetle</h3>



<p>Alışveriş ekosistemi ve tüketicinin tercihlerinin devamlı şekilde değişmesi markaların yeni pazarlama stratejileri geliştirmesine yol açıyor. Varolan efektif stratejilere de kim daha hızlı adapte olursa o rakiplerine göre daha avantajlı oluyor. Buy Online Pick-Up In-Store da bu stratejilerden birisi. Omnichannel pazarlama yolunda izlenebilecek, müşterinin hayatını kolaylaştırıcı seçeneklerden biri olan BOPİS tüketici yolculuğuna getirdiği verimlilik sayesinde pek çok marka için olmazsa olmaz bir seçenek olma yolunda ilerliyor.</p>



<p>Bir sonraki yazıya dek hoşçakalın…</p>
<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info/business/bopis-nedir/">BOPİS Nedir?</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info/author/admin/">Mert Altuntaş</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gelecekpostasi.info/business/bopis-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Podcast &#038; Podcast Reklamcılığı Rehberi</title>
		<link>https://www.gelecekpostasi.info/dijital/podcast-podcast-reklamciligi-rehberi/</link>
					<comments>https://www.gelecekpostasi.info/dijital/podcast-podcast-reklamciligi-rehberi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mert Altuntaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2020 09:39:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijital]]></category>
		<category><![CDATA[Trendler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gelecekpostasi.info/?p=1783</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası - Dijital D&uuml;nya ve Sosyal Medya&#039;dan En Son Haberler</a></p>
<p>Nedir bu Podcast? Çevremizde şu aralar sıklıkla duyduğumuz “Şunun podcastini dinledin mi?” “Geçen X’in Podcastini indirdim tavsiye ederim” gibi diyaloglarda adı geçen podcast nedir diye hiç merak ettiniz mi? Aslında çok uzun zamandır var olan podcastler son dönemlerdeki evde vakit geçirmenin artmasıyla daha da popüler bir hale geldi. Kimilerinin uzun zamandır aşina olduğu kimilerinin ise yeni yeni alıştığı bu medya kanalı, hem dinleyici hem de reklamverenler tarafından hiç olmadığı kadar popüler durumda. Peki nedir bu podcast? Podcasti en basit tanımıyla bilgisayar &#38; akıllı cihazlara internet üzerinden indirebileceğiniz, seri halinde oluşturulan sesli içerikler olarak tanımlayabiliriz. Podcastin ne demek olduğunu öğrendiğimize göre </p>
<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info/dijital/podcast-podcast-reklamciligi-rehberi/">Podcast &#038; Podcast Reklamcılığı Rehberi</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info/author/admin/">Mert Altuntaş</a></p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info">Gelecek Postası - Dijital D&uuml;nya ve Sosyal Medya&#039;dan En Son Haberler</a></p>

<h3 class="wp-block-heading"><strong>Nedir bu Podcast?</strong></h3>



<p>Çevremizde şu aralar sıklıkla duyduğumuz “Şunun podcastini dinledin mi?” “Geçen X’in Podcastini indirdim tavsiye ederim” gibi diyaloglarda adı geçen podcast nedir diye hiç merak ettiniz mi? Aslında çok uzun zamandır var olan podcastler son dönemlerdeki evde vakit geçirmenin artmasıyla daha da popüler bir hale geldi. Kimilerinin uzun zamandır aşina olduğu kimilerinin ise yeni yeni alıştığı bu medya kanalı, hem dinleyici hem de reklamverenler tarafından hiç olmadığı kadar popüler durumda. Peki nedir bu podcast? Podcasti en basit tanımıyla bilgisayar &amp; akıllı cihazlara internet üzerinden indirebileceğiniz, seri halinde oluşturulan sesli içerikler olarak tanımlayabiliriz. Podcastin ne demek olduğunu öğrendiğimize göre asıl konumuz olan tüketici ve marka açısından nasıl bir değer oluşturduğu konusuna göz atabiliriz:</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Podcast Araştırmaları</strong></h3>



<p>Podcastlerin
geniş kitlelere ulaşırken aynı zamanda ne denli önemli bir kanal olduğuna dair
birkaç araştırma mevcut. Sadece bu araştırmalara bakarak bile sesli dijital
medyanın gücü hakkında fikir sahibi olabiliyoruz:</p>



<p><strong><a target="_blank" href="https://www.podcastinsights.com/podcast-statistics/">Apple Statistics’e</a></strong><strong> </strong>göre 500.000’den fazla aktif podcast var ve bu podcastlere ait 18.5 milyona aşkın bölüm mevcut. Bu çeşitlilik elbette içerik kirliliğini de beraberinde getiriyor. Bu noktada hem reklamveren hem de dinleyici olarak seçeceğiniz podcasti iyi analiz etmeniz gerekiyor.</p>



<p>Erişimin yanında hatırlanabilirlik açısından da Podcastlerin başarılı bir grafik çizdiğini söyleyebiliriz. BBC markalı içerik departmanı <strong>StoryWorks’ün</strong> hayata geçirdiği araştırmada da bu durumu destekleyen bir çalışma yapılmış. Senelik 100bin dolar ya da daha fazla gelire sahip 263 kişiyle yapılan bu deneyde <em>(Bu araştırma için New York, Melbourne, Münih ve Singapur pazarlarında reklamlardan kaçındıklarını söyleyen 263 düzenli podcast dinleyicisi ve finans meraklısı belirlendi)</em> denekler, 30 dakikalık “Para Hareketi” adlı markalı bir finans podcast’ini dinliyor. Bu sırada deneklerin televizyona kıyasla duygusal tepkileri, bilişsel etkileşimleri ve marka hafızasını tespit etmek için beyin aktiviteleri ölçülüyor. Günlük hayatta reklamlardan kaçındıklarını söyleyen bu kişilerin %22’sinin, televizyon reklamlarına kıyasla bir podcast içerisinde söz edilen markaları daha büyük oranda hatırladığı görülüyor. Bu da işitsel reklamların görselden hiç de geri kalmadığı hatta bazı mecralarda daha etkili olduğunun göstergesi.</p>



<p><a target="_blank" href="https://rainnews.com/bbc-study-explores-the-power-of-branded-podcasts/">BBC’nin</a> yaptığı diğer bir araştırmada ise podcast dinleyicilerinin yaklaşık olarak %94’ünün, ev işleri yapmak, araba kullanmak, egzersiz yapmak ve getir götür işleri yapmak gibi başka şeyler yaparken podcast’lere konsantre olduklarını keşfediliyor.</p>



<p>Tüm bunlar gösteriyor ki podcastler gerek erişim gerek hatırlanabilirlik anlamında tüketici üzerinde olumlu bir profil çiziyor. Bu noktada biraz daha detaya inip podcastin efektif kullanımı ve içindeki modellere yoğunlaşmakta fayda var.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Tüketici Gözünden Podcast &amp; Podcast Reklam Modelleri</strong></h3>



<p>Bridge
Ratings tarafından yürütülen “Podcasting Audit Study”e göre 2020 yılıda
reklaverenlerin podcast reklamcılığını 500 milyon dolar harcaması bekleniyor.
Reklamverenlerin iştahını kabartacak bu konuda aksiyona geçmeden önce atacağı
adımlar büyük önem arz ediyor.</p>



<p>Reklamverenlerin Podcast’i kullanarak yüksek ROI’ler elde etmesi için iki ana dikkat noktasının altı çizilyor:</p>



<p><strong>1-</strong> Markanızı destekleyebilecek ve etkileşeme yol açabilecek bir podcast kanalı</p>



<p><strong>2-</strong> Hedef kitlenizi oluşturabileceğiniz uygun maliyetli bir Pazarlama stratejisi</p>



<p>Her ne kadar “Dijital” bir dünyanın içinde bulunan içerikler olsalar da Podcast üzerinden yapılabilecek reklam stratejileri geniş seçenekler barındırmıyor. Çünkü bildiğiniz gibi Podcastler işitsel duyulara yoğunlaşan içerikler. Bu noktada dijitalin görsel dünyasından hareketle bol çeşitli reklam modeli yelpazesinin Podcast üzerinden gerçekleşmediğini belirtmek gerekiyor. Ancak bu demek değil ki Podcast üzerinden reklam vermek isteyen marka için seçenekler çok dar. </p>



<p>Seçeneklere göz attığımızda en basit ve popüler olan model <strong>Sunar/Sundu</strong> modeli. Program sunucusu hostun içeriğe başlamadan önce ve programı kapatırken markanın ismine yer verip <strong>“…’nin Sunduğu ..’ye Başlıyoruz”</strong> demesi şeklinde ilerleyen bir model. Burada kanalla markanın uyumu önemli bir dikkat noktası. Bir diğer dikkat noktası ise sponsorluğun devamlılığı. Tek programlık bir sunar-sundu sponsorluğu markanızın bilinirliğine çok fazla katkı sağlamayacaktır bu yüzden bu modeli orta &amp; uzun vadeli düşünmek gerekir. </p>



<p>Sunar &amp; Sundu’dan sonra en çok tercih edilen diğer bir reklam modeli ise <strong>Native Advertorial</strong>. Kanal seçiminin yine önemli olduğu bu modelde program akışı esnasında ortalama 2 dk’lık süre boyunca markanın ürün &amp; hizmeti tanıtılıyor. Kimi zaman bu tanıtımların reklam olduğu net bir şekilde verilirken bazen de programın yapısını uygun şekilde native bir entegrasyonla anlamlı bir akış oluşturacak şekilde ilerleniyor. Native advertorial için en uygun zamanın dinleyicinin de dikkatini en çok verdiği zaman dilimi olan programın ortasına yakın bir yerlerde olduğu tavsiye ediliyor.</p>



<p>Operasyonel
anlamda diğerlerine göre daha zor olan ancak program içerisinde markanın
varlığını daha fazla hissedebileceğimiz <strong>Orjinal
İçerik</strong> modelinde ise markaya bağlı bir podcast üzerinden bir dizi içerik
üretilmesiyle oluşturulan kurgular üzerinden ilerleniyor. Bu projede hostun
belirlenmesinden programın temasına kadar herşey markanın sorumluluğunda.
Sonrasında belirlenen içerik takvimine göre kanal oluşturuluyor ve konuklar
kararlaştırılıyor. Daha önce de belirttiğim gibi operasyonel anlamda herşey
0’dan oluşturulduğu için zor bir kurgu ancak markanın varlığı diğerlerine göre
daha fazla hissediliyor.</p>



<p>Sunar-sundu ve Native advertoriala çok benzeyen ve benzer amaçlarla kullanılabilen modeller de var. <strong>Audio Spots</strong> adıyla bilinen <strong>15 saniyelik Preroll &amp; Postroll</strong> ve <strong>30 saniyelik Midroll</strong> olarak tanıtılan bu modeller üzerinden de markanın mesajı tüketiciye aktarılıyor. Genellikle yurtdışında popüler olan <strong>Audio spots</strong> ülkemizde sınırlı sayıda marka tarafından kullanılıyor.</p>



<p>Görüldüğü gibi model bakımından bol seçenekler sunmasa da araştırmalar podcast üzerinden yapılan iletişimlerin fiyat/performans oranının hayli yüksek olduğunu gösteriyor. Peki bu performans nasıl ölçülüyor?</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Podcast Performansı nasıl ölçülür?</strong></h3>



<p>Podcast özelinde yapılan iletişimlerin
performans takibi için markaların izlediği bazı yöntemler:</p>



<p><strong>İndirim
Kodları:</strong></p>



<p>Podcast’lerle işbirliği yapan markaların son günlerde sıklıkla kullandığı yöntemlerden biri de gerçek zamanlı indirim kodu kullanımı. <strong>“Dinleyicilerimiz … tarihine kadar … koduyla …. sitesinden yapacağı alışveriş için %15 indirim kodu veriyoruz” </strong>gibi aksiyona yönelik kullanımlar mevcut. Buradaki indirim oranının sadece o program özelinde ve belirli bir ürün ve tarih için verilmesi, doğrudan satış ve performansı ölçmede faydalı bir yöntem olabilir. Ancak bir dezavantaj var ki o da podcast listelerinin yayınlandıkları tarihten çok sonra dinlenmiş olma ihitmalleri. X bir kullanıcı aylar öncesinin podcastini dinlerken karşısına çıkan bu tür bir offerdan faydalanamayacaktır. Bu noktada popüler ve dinleyicileri tarafından yayınlandığı tarihte indirilen podcastlerin seçilmesi önem arz ediyor. </p>



<p><strong>Alışveriş Sayfası Anketleri:</strong> </p>



<p>Doğrudan performansı ölçebilecek etkili bir yöntem olan Check-Out Surveys pek popüler olmasa da yurtdışında sıklıkla kullanılan bir model. Sadece podcast özelinde değil geleneksel alışveriş sürecinde de markaların tüketicilere anket soruları sorduğunu biliyoruz. Buradaki modelde de benzer kurguyla markanın alışveriş sonrasında kullanıcıya teşekkürler sayfası üzerinden sorulan bir anket sorusuyla ilerlenebiliyor. Kullanıcı check-out sayfasında işlemi gerçekleştirdiğinde ona ucunda havuç olan “Ürünümüzü nereden duydunuz?” tarzı küçük bir anket sorusu soruluyor. Seçenekler arasında podcast şıkkı da oluyor. Böylece kullanıcının ürünü almaya ilk nereden karar verdiği ölçülebiliyor.</p>



<p><strong>Özel URL’lere
Yönlendirme:</strong></p>



<p>Bu da bir önceki yönteme benzeyen ve güncellik konusunda soru işareti oluşturabilecek bir strateji. URL’e yönlendirme adından da anlaşılabileceği gibi program akışında hostun reklamı okuduktan sonra dinleyicileri bir site/micrositeye yönlendirmesine dayanıyor. Site güncelliğini korudukça erişim ve trafik anlamında bu modelin katkısı olacaktır. Ancak anlık trafik takibi konusunda dinleyicilerin podcasti indirme zamanına göre değişkenlik göstereceğinden çok tercih edilmeyen bir reklam modelidir.  </p>



<p>Reklam
Modellerini gördük, performans takip yöntemlerini öğrendik. Sırada podcast
iletişimlerimizi nasıl daha etkili şekilde yürütebiliriz konusu var. </p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Etkili Podcast İletişimleri İçin Öneriler</strong></h3>



<p>Podcastlerin potansiyel müşterileri yakalamak için etkin bir yol
olduğundan bahsettik. Ancak şunu da unutmamak gerekiyor ki bu yöntemle etkili
bir iletişim elde etmek hiç de sanıldığı kadar kolay değil. Hatırı sayılır
bütçeler isteyen Podcast işine girmeden önce aşağıdaki konuları iyi anlamak
gerekiyor:</p>



<ol><li><strong>Programın Ortasına Yoğunlaşın</strong> <br>Reklam çıkılacak içeriklerin (Native advertorial &amp; Audio Midroll gibi)      mümkün olduğunca akışın ortasında yer vermek tavsiye ediliyor.      Araştırmalar gösteriyor ki dinleyicilerin dikkatini en yoğun verdikleri      süre programın ortaları. Bu da reklamın duyulmama ihtimalini en aza      indirgiyor.</li><li><strong>Çıkılacak İçeriği/Programı Doğru Belirleyin</strong><br>Podcastler tahmin edebileceğinizden çok daha çeşitli ilgi alanı /seyirciye hitap edebilir. Markanızın / ürününüzün hitap ettiği hedef kitleyi iyi tanıyıp bu kitlenin tercih edebileceği programları tercih etmek ek fayda sağlayacaktır.</li><li><strong>Süreç İçerisinde Performansınızı Ölçün</strong><br>Podcast özelinde yapılan one-shot işlerden pek bir fayda beklemeyin. Daha doğru bir performans analizi için podcastte en az 8 program üst üste yer alın. Sonrasında geri dönüşleri ölçümleyin.</li><li><strong>İletişiminizi İndirimler ve Metrik Analizleriyle Destekleyin</strong>.      Görünen o ki program esnasında verilecek indirim kodları ve benzer havuçlar podcast reklamcılığının performansının ölçümlenmesindeki en önemli yöntemlerden biri. (Bu noktada devreye güncellik giriyor) Branding odaklı kampanyalar için sosyal mecralardaki konuşmalar, mentionlar, beğeniler ve paylaşımları da gözlemlemek faydalı olacaktır.</li><li><strong>Sunucunun Performasına Güvenin</strong><br>Program sunucusu sesi ve etkileyici tonuyla markanızın reklamını yapsın.Dinleyicinin alıştığı ses tonuyla sunulan bir reklam güven verecektir.</li></ol>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Podcast Advertising’in Artıları &amp; Eksileri</strong></h3>



<p>Bu noktadaki artılar ve eksilerin markalar ve
ön plana çıkarmak istedikleri ürün &amp; hizmet ile değişebileceğini
hatırlatalım.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Artıları</strong></h4>



<ul><li>Kaliteli içerikler genellikle 2 ya da 3 kişinin dahil olduğu
ilgi çekici konu başlığına entegre edilerek oluşuyor. Katılımcıların kendi
deneyimlerini ve bilgilerini paylaştığı işbirliklerinin yankısı çok daha büyük
oluyor.</li></ul>



<ul><li>Podcast kanalları tamamen satış odaklı ilerlemek için çok da
doğru bir mecra değil. Podcast iletişimlerini dinleyiciye kolay anlayabileceği
bilgi sağlamak, ürün&amp;servisten bahsetmek için bir araç olarak görmek daha
mantıklı.</li></ul>



<ul><li>Başarılı yapılan bir podcast iletişiminin radyo &amp;
televizyon üzerinde yapılan yayına göre çok daha az maliyetlere binlerce kişiye
ulaştığını unutmamak gerekiyor.</li></ul>



<ul><li>Podcastlerin genç hedef kitleyi yakalamak ve
devamlı müşteriniz haline getirmek için verimli bir kanal olduğunu görüyoruz.
İnsanların istekleri doğrultusunda indirip dinledikleri bir platform olduğu
için abartıya kaçmayacak reklamların dinleyiciyi irite etmek yerine ilgi &amp;
merak uyandırması daha olası gözüküyor.</li></ul>



<ul><li>Nielsen’in bünyesinde bulunan ve Podcast Reklamcılığı ile ilgili araştırmalarıyla tanınan Midroll’a göre Podcast reklamları klasik Display reklamlara göre 4.4 kat daha efektif. Podcast üzerinden yapılan reklamların satın alma eğilimini %10 kadar arttırdığı da belirtiliyor. Bunlara ek olarak Podcast dinleyicilerinin %61’i düzenli olarak dinledikleri programda yayınlanan bir reklam ürününü almaya daha meyilli olduklarını belirtmişler.</li></ul>



<h4 class="wp-block-heading">Eksileri &amp; Dikkat Noktaları</h4>



<ul><li>Reklam konusunda kısa ve öz konuşulabilecek
konular için etkilidir. (2-3 dk’yı aşmamak kaydıyla)</li></ul>



<ul><li>Halihazırda yer alan bir program yerine kendi
içeriğini üreten bir serinin oluşması zaman ve doğru kurguya bağlıdır. Sunucu
ve beraberindekilerin ses tonu ve performansı da oldukça önemlidir.</li></ul>



<ul><li>Podcastler efektifliğinin yanında hala TV ve
Radyo kadar geniş çapta bir kitleye ulaşmaktan uzaklar. Bu yüzden markalar
podcastleri tamamlayıcı bir medya kanalı olarak görmeleri daha mantıklıdır.</li></ul>



<ul><li>Performans
ölçümleri pek çok medya kanalına göre hala çok sınırlı. Markaların podcastlerle
işbirliği yaptıktan sonraki bilinirliklerini ya da satışlarını doğrudan
görebilecekleri bir raporlama mekanizması bulunmuyor. Buna rağmen yukarıdaki
“Performans Ölçümü” başlığı altında yazdığım maddelere bakılabilir.</li></ul>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Podcast
Dinlemeye Başlayın</strong></h3>



<p>Yazımın sonlarına
gelirken detaylarıyla bahsetmeye çalıştığım Podcast konusunun önümüzdeki
dönemlerde de güncelliğini koruyacağını hatta etkisini devam ettireceğini düşündüğümü
belirteyim. Markaların bu kanal özelindeki bütçelerini arttıracağından
bahsetmiştik. Aynı zamanda kullanıcı sayısı bakımından da sürekli büyüyen bir
alan olduğunu da unutmamak gerekiyor. Yolda yürürken ya da gündelik işlerle
uğraşırken ilgilendiğiniz bir konu/tema ile ilgili podcast dinlemek size
faydalı olacaktır. Siz de ilgili olduğunuz bir konu/tema özelinde bir kanal
keşfedip bölümlerini dinleyerek bu alışkanlığı edinebilirsiniz.</p>



<p>Bir sonraki yazıya dek
hoşçakalın!</p>
<p><a href="https://www.gelecekpostasi.info/dijital/podcast-podcast-reklamciligi-rehberi/">Podcast &#038; Podcast Reklamcılığı Rehberi</a><br />
<a href="https://www.gelecekpostasi.info/author/admin/">Mert Altuntaş</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gelecekpostasi.info/dijital/podcast-podcast-reklamciligi-rehberi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
